İzmir’in Kalbindeki Asırlık Tanık: Saat Kulesi

İzmir Saat Kulesi
Türkiye; Asya ile Avrupa kıtalarını birleştiren eşsiz coğrafyası, binlerce yıllık tarihi ve zengin kültürel mirasıyla adeta bir açık hava müzesidir. Üç tarafı denizlerle çevrili bu topraklarda, her bölge kendine has bir doğal güzelliğe ve insanlık tarihine yön vermiş simgesel yapılara ev sahipliği yapar. Her şehrin kendine özgü, o kentin ruhunu ve karakterini yansıtan birer kalbi bulunur. Nasıl ki İstanbul denince akla Kız Kulesi geliyorsa, İzmir denince de akla ilk olarak İzmir Saat Kulesi gelir. Şehrin en ikonik simgesi ve merkezi buluşma noktası olan bu tarihi yapıyı, ben de çıktığımız Ege turunda yakından görme şansı buldum. 

Ege turuna dair, Aslanlı Paşa: Cezayirli Gazi Hasan Paşa yazımı BURAYA, İzmir Atatürk Maskı yazımı BURAYAHasan Tahsin ve İlk Kurşun Anıtı yazımı BURAYA tıklayarak okuyabilirsiniz.
İzmir Saat Kulesi'nin Yapılış Tarihi ve Nedeni
İzmir'in kalbi olarak kabul edilen Konak Meydanı'nda, İzmir Valiliği binasının hemen karşısında yer alan Saat Kulesi, Osmanlı Padişahı Sultan II. Abdülhamid'in tahta çıkışının 25. yıl dönümünü (gümüş jübile) kutlamak amacıyla yapılmıştır. Bu kutlamanın bir simgesi olarak, padişahın gücünü ve devletin modernleşmesini simgelemek için imparatorluğun büyük şehirlerine anıtsal saat kuleleri yapılması emredilmiştir.

Aynı zamanda, dönemin İzmir Valisi Kıbrıslı Kamil Paşa ve yerel yöneticiler; şehirde batı anlamında bir zaman birliği sağlamak, halkın namaz vakitlerini ve günlük işlerini merkezi bir saate göre düzenlemesini kolaylaştırmak istemiştir. Yapımına, Sultan II. Abdülhamid'in tahta çıkış günü olan 1 Eylül 1900'de başlanan kule, tam 1 yıl sonra, padişahın 26. tahta çıkış yıl dönümüne denk gelen 1 Eylül 1901 günü düzenlenen büyük bir törenle halkın hizmetine açılmıştır.
İzmir Saat Kulesi'nin Mimari Özellikleri 
İzmir doğumlu Fransız mimar Raymond Charles Péré tarafından tasarlanan kule, Doğu ve Batı mimarisi harmanlanarak simetrik bir yapıda inşa edilmiştir. Mimar, Klasik Osmanlı mimarisi yerine Kuzey Afrika ve Endülüs esintileri taşıyan Oryantalist bir tarzı benimsemiştir.

Yukarıya doğru daralan 25 metre yüksekliğindeki yapı; aşağıdan yukarıya doğru taban ve sebiller, balkon katı, ince gövde, saat mekanizması olmak üzere 4 ana bölümden oluşmaktadır. Kulenin tabanında beyaz mermer, gövdesinde ise gri ve kızıl tonlarında kesme taşlar kullanılmıştır. Bazı süslemelerde Efes'ten getirilen renkli taşlar yer almaktadır. Taşlar birbirine içten demir kenetlerle bağlanmış ve aralarına kurşun dökülmüştür. Kule, bu sayede İzmir depremlerine karşı yüzyılı aşkın süredir ayakta kalabilmiştir.
Sekizgen Taban ve Sebiller
Sekizgen Taban ve Sebiller (Çeşmeler)
Kulenin tabanı, geniş ve dairesel bir platform üzerine oturtulmuş sekizgen bir kaide şeklinde olup tamamında çok dayanıklı ve pürüzsüz beyaz mermer kullanılmıştır. Sekizgen tabanın dört yüzeyinde oda şeklinde 4 adet çeşme (sebil) yer alır. Çeşmelerin üzeri at nalı kemerlerle ve dilimli küçük mermer kubbelerle örtülüdür. Her çeşmenin içinde mermer birer yalak (havuzcuk) ve ortalarında su akan pirinç musluklar bulunur. Sekizgen tabanın kuzey cephesinde, kulenin içine ve saat mekanizmasına çıkan merdivenlere açılan küçük, basık kemerli ahşap bir giriş kapısı yer alır. Kulenin içine sadece bakım ve saati kurma görevlileri girebilmektedir.
Balkon Katı
Balkon Katı
Kulenin ikinci kademesi olan balkon katı, mimaride geçiş platformu olarak adlandırılır. Bu geçiş platformu, sekizgen taban ile ince gövdeyi birbirine bağlar. Kare planlı açık bir teras görünümündeki kat, mermerden oyulmuş delikli taş tekniğiyle yapılmış korkuluklarla çevrilidir. Bu sayede açık teras, estetik bir balkon görünümü kazanmıştır.


İnce Gövde
İnce Gövde
Kulenin en dikkat çeken bölümü ince gövdesidir. İnce gövde, uzaktan bakıldığında bir dantel gibi işlenmiş taş işçiliğiyle dikkat çeker. Gövde yüzeyinde, içlerinde beş kollu yıldızların yer aldığı kabartma baklava dilimi motifler kullanılmıştır. Bu kabartma baklava desenleri, güneş ışığının geliş açısına göre kule üzerinde harika ışık-gölge oyunları yaratır. Gövdenin orta kısmında, dört cephede de küçük konsollu pencereler ve pencerelerin önünde minik balkon yapıları yer alır. Pencereler, içerideki görevliler için doğal ışık sağlar ve hava sirkülasyonunu dengeler. Pencerelerin üstünde yer alan ay-yıldız kabartmaları gövdeye 1927 yılında işlenmiştir. 1901'de ilk yapıldığında ince gövde üzerinde, iki cephede Sultan II. Abdülhamid'in tuğrası, diğer iki cephede ise Osmanlı arması bulunmaktaydı. Bu gövdenin içinde, saat mekanizmasına ve çana ulaşımı sağlayan dar bir döner merdiven bulunmaktadır.
Saat Mekanizması
Çan Kulesi ve Saat Mekanizması
Kulenin en üst tarafındaki bu katta, dört cepheye bakan yuvarlak çerçeveli 4 adet saat kadranı yer alır. Bu dört saat, tek bir mekanizmaya bağlı olup aynı anda ve senkronize bir şekilde çalışır. Elektronik olmayıp tamamen mekanik bir sisteme sahip olan saat, görevlisi tarafından düzenli aralıklarla kurulmaktadır. Saat mekanizmasının üst kısmının hemen merkezinde orijinal bronz çan asılıdır. Katın balkon şeklindeki tasarımı sayesinde, çan vurduğu anda çıkan ses İzmir Körfezi'ne ve meydandaki insanlara net bir şekilde ulaşır. Saatin mekanizması ve çanı, Almanya İmparatoru II. Wilhelm tarafından hediye edilmiştir. Kulenin üzeri kurşun kaplama bir kubbe ile örtülüdür ve kubbenin en tepesinde metal bir hilal yer alır.

Yıkımlar, Hasarlar ve Onarımlar
İzmir Saat Kulesi, inşa edildiği 1901 yılından beri tarihi boyunca uğradığı doğal afetler ve toplumsal olaylar nedeniyle çok kez hasar almış, yıkımla karşılaşmış ve kapsamlı onarımlardan geçmiştir. Kule, özellikle 1928 ve 1974 İzmir depremlerinde ciddi hasarlara uğramıştır. 1974 yılındaki 5.2 büyüklüğündeki depremin meydana geldiği an olan 02.04'te kulenin saati durmuş ve en üstteki çan kulesi katı tamamen yıkılmıştır. Depremin ardından kule aslına uygun olarak yeniden ayağa kaldırılmış; sessiz kalan tarihi bronz çan ise ilerleyen yıllarda İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından tamir ettirilerek yeniden saat başlarında çalacak şekilde mekanizmaya bağlanmıştır. Kule ayrıca 2016 yılındaki toplumsal olaylar sırasında da insan kaynaklı bir tahribata uğramış, saat kadranı kırılmış ancak hızlıca restore edilmiştir. Yapı, son olarak 2019 yılında çok kapsamlı bir restorasyon ve deprem güçlendirmesine alınarak yenilenmiş haliyle, yapılış yıl dönümü olan 1 Eylül 2019'da yeniden halka açılmıştır.

Toplumsal Yaşam ve Ulaşım
İzmir Saat Kulesi'ne sabah erken saatte gittiğimiz için akşam hava karardıktan sonraki halini göremedim ama akşam saatlerinde yapılan özel ışıklandırmalarla harika bir görsel atmosfer sunuyormuş. İzmirliler için değişmez bir buluşma noktası olan Saat Kulesi; Konak Meydanı'ndaki konumuyla milli bayramlara, resmi törenlere, dijital ışık gösterilerine, festivallere, maratonlara ve daha nice tarihi etkinliğe şahitlik ediyor. Meydanın bir ucunda zamanı fısıldayan bu zarif kule yükselirken, hemen birkaç adım ötesinde kentin işgale karşı gösterdiği direncin sembolü olan Hasan Tahsin ve İlk Kurşun Anıtı yer alıyor. Konak Meydanı, bu yönüyle hem estetiğin hem de bağımsızlık ruhunun aynı anda solunduğu açık hava müzesi gibi bir ruha sahip. Eğer bir gün sizin de yolunuz İzmir'e düşerse; şehrin tam merkezinde yer alan, metro, tramvay, vapur veya otobüs ile kolayca ulaşabileceğiniz Konak durağında inerek bir asrı geçmiş bir süredir ayakta kalan bu tarihi yapıyı yakından görmeyi sakın unutmayın.