11 Aralık 2017 Pazartesi

Maybelline Tattoo Brow Gel / Kaş Dövmesi - Dark Brown

Efendim maskara paylaşımlarımı takip edenler ne kadar mikemmelll, harikulade, cılız, seyrek, kısa kirpiklerim olduğunu bilir. Bilmeyenler de oraya, buraya, şuraya tıklayarak öğrenebilir...Bugün de sizleri yine bir o kadar mikemmelll, harikulade, cılız, seyrek kaşlarımla tanıştırayım istedim :))) Kaşlarda 2 doğum ve yaşa bağlı boşluklar, seyrelmeler başlayınca geçen sene Golden Rose Eyebrow Powder ile şekil verip, görünür hale getirmeye çalışıyordum ama akşama temizlediğim yüzümle akıp gidiyordu kaş farı da. Biliyorum Microblading 3D Kıl Tekniği ile kaş kontüründe daha uzun süreli kullanım imkanı var ama maliyetler bütçeme göre değil. Ben de son zamanlarda kozmetik blogu sahibi arkadaşlarımın sayesinde haberdar olduğum Maybelline markasının bu soyulabilir kaş dövmesini denemeye karar verdim.
Light, medium, dark ve grey ( sanırım grey'in ülkemizde şu an satışı yok henüz) olmak üzere 4 renk alternatifi olan Maybelline Tattoo Brow Gel'in kutusunun karton ambalajının üstünde renk alternatifi yazmıyor.. Yani yazıyor da Türkiye'ye özel !!!!! rengin yazdığı yerin üstü Türkçe açıklama bantla kapatılmış görmeyelim diye. Dış ambalajın arkasında '' Dikkat: Göz çevresiyle temasından kaçınınız '' şeklinde yer alan uyarının altında kalmış hangi ton olduğu. O bölümü hafifçe sıyırırsanız tonunu görebilirsiniz. 
Maybelline Tattoo Brow Gel 4.6 gr.'lık tüp içinde, orta yoğun yapılı boya ve dar fırçadan ibaret bir kaş dövmesi. İçindeki boyanın, kullanacağınız miktara göre 3-5 kullanım için yeterli olabileceğini düşünüyorum. Boya yoğun olunca fırçaya gelen boya miktarı da çok fazla olmuyor. Mesela tek kaşımı boyamak, boşlukları doldurmak ve şeklini düzeltmek için 2-3 kere fırçaya boya alma gereği duydum ben.
Kaş dövmesini 2 şekilde kullanabiliyorsunuz. Günlük kullanacaksanız boyayı 20 dakika, 3 güne kadar kullanacaksanız da 2 saat kaşınızda bekletiyorsunuz. Bu aşamada kaşınıza vereceğiniz şeklin düzgün çizilmiş olmasına dikkat edin derim. Son olarak bekleme süresinden sonra soyulabilir dövmeyi kaşın iç kısmından başlayarak yavaşça çıkartıyorsunuz. Bazı yorumlarda '' kaşları döküyor '' diye ifadeler okudum ama bende öyle bir durum olmadı. Eğer soymaya dış taraftan başlanırsa, kaşların da o tersten soymayla çıkması muhtemel tabi.
Ben günübirlik değil de 3 gün kalıcı olsun istediğimden 2 saat beklettim dövmeyi. Aynı soyulabilir yüz maskeleri gibi kalıp olarak çıktı kaş dövmesi. Aşağıda fotoğrafta gördüğünüz kıl gibi görünenler yolunmuş kaşlarım değil, çıkan dövmenin yapısı. Bilin istedim.

( Sol fotoğraf ) Maybelline Tattoo Brow Gel'i sürdüğüm ilk an. '' İlk elin günahı olmaz misali '' , kaşlarıma şekil vermek için boyamada acemiliğim olmuş olabilir. Arada taşırdığım alanları kulak temizleme çubuğunun ucunu hafif ıslatıp düzelttim hemen. Kulak temizleme çubuğunu, kaş kontürümün sınırlarını belirlemek için de kullandım ben. İlk sürüldüğünde sıvı halde olan dövme yaklaşık 15-20 dakika sonra tam anlamıyla kuruyor kaşlarda. O sürede kaşlarınızla fazla oynamamanızı tavsiye ederim.
( Sağ fotoğraf) 2 saatlik bekleme süresi sonunda soyulma anı. Kabuk değiştiren hayvanlar gibi benim de kaşlar kabuk değiştiriyor burada. ( Kabuk kendi kendine düşmüyor tabi, iç taraftan başlayarak siz soyuyorsunuz yavaş yavaş, bunu bir daha belirteyim ).Sürülen dövme kurusa bile parlaklığını kaybetmiyor ama soyulduğunda altta sadece mat görüntü kalıyor. 
Evetttt sıra geldi sizi mikemmelll, harikulade, cılız, seyrek kaşlarımla tanıştırmaya :)))) ( Soldaki dememe gerek yok herhalde :))))))))   )
Efendim blog yazarı sağ taraftaki fotoğrafta da 2 saatlik bekleme süresi sonrası şekilli, boşlukları dolmuş yeni kaşlarına kavuşmanın sevincini yaşıyor :)))))
Bu ilk acemilik eserimdi ama el alıştıkça daha pratik oluyor kullanımı. Dövmeyi yaptığım ilk gün ifademe ve bana yapay bir görüntü verdi gibi geldi. Belki de silik kaşlardan sonra bana tuhaf geldi böyle boyalı kaşlar. 2. gün el-yüz yıkamayla falan hafif akan boyanın daha doğal duruşu vardı. 3. güne ise dövmenin yapısı biraz daha silikleşti ama yine de kaşlarımın orijinal halinden daha iyiydi diyebilirim. En çok 2. gün duruşunu sevdiğim Maybelline Tattoo Brow Geli uyguladığım ve kullandığım 3 gün süresince kaşlarımda dökülme, kopma, kızarıklık, kaşıntı gibi sorunlarla karşılaşmadım. Geçtiğimiz ay sonunda Maybelline marka ürünlerde % 40 indirim günlerine denk gelmiştim tesadüfen Watsons mağazasında. Bu kaş dövmesini indirimli 22.25 TL.'ye almıştım. Tahminimce 2-3 kere daha kullanabileceğim ürünü bittiğinde yedeklerim kesin, tabi indirime denk gelirsem. Kapanışı da şu cümleyle yapmak istiyorum..Maybelline Newyork ama Made in Korea :))))))))

8 Aralık 2017 Cuma

Pantene Aqua Light İki Fazlı Anında Bakım Yapan Saç Spreyi

Öyle saçıyla çok oynayan, zırt pırt renk değiştiren ya da kestiren biri değilim. Saçlarımın ince telli ve zayıf olmasının haricinde kepek, kırık, dökülme, kopma sorunları olmamıştır. Bazı uzmanların sık sık şampuan değiştirin demeçlerinin aksine, bel hizamda olan saçlarım için 10 seneyi geçkin bir süredir aynı şampuanı ve kremini kullanıyorum. Şampuan ve saç kremi haricinde maske, serum gibi bakım işlemleri de yapmadım hiç 6 ay öncesine kadar. İlk o zaman Ultimate Oil Elixir Sıvı Saç Kremi ile saçlarım için bir bakım ürünü kullanmaya başlamış oldum. O ürünün saçlarımı daha kolay taramaya yardımcı olmasının haricinde aman aman bir etkisini görmeyince kullandığım şampuanın ve kremin, 14.99 TL.'ye satışta olan bakım spreyini gördüm Rossmann alış verişim esnasında ve denemek istedim, yine sadece meraktan.
'' Yağlanmaya eğilimli saçlar için ağırlaştırmayan, anında bakım yapan Pantene Aqua Light İki Fazlı Anında Bakım Yapan Saç Spreyi, ince telli saçlar için anında bakım ve koruma sağlar. 2 fazdan oluşan hafif formülü ince telli saçların anında güçlenmesine yardımcı olarak, saçı ağırlaştırmadan yıpranmalara ( şekillendirmeden kaynaklanan) karşı korur. Saçın kolay taranmasını sağlar ve saça anında pürüzsüz bir görünüm verir '' şeklinde açıklaması var ürünün.
Mavi su olarak bilinen Pantene'nin bu spreyi çift fazlı tüm ürünler gibi homojen bir görünüm elde edene kadar çalkalanarak, nemli yada kuru saçın bakıma ihtiyaç duyulan alanlarına püskürtülerek kullanılıyor. Durulama gerektirmiyor. 
Ürün iki fazlı ama çoğu çift fazlı ürünlerdeki o yağlı yapı yok bu spreyde. Ekstra bir yağlanmaya neden olacak bir ürün değil yani (eğer yağlanmaya meyilli saç tipiniz yoksa tabi). Spreyin, Pantene Aqualight serisi şampuan ve saç kreminden aşina olduğum o bilindik, kendine has kokusu var. Her ne kadar saç kremi kullansam da saçlar uzun olunca, haliyle tarama da sıkıntı oluyor ama bu sprey, saç kremi ile bile taramakta zorluk yaşadığım saçlarımı daha kolay taranır hale getiriyor. Saçlarımı ağırlaştırmıyor. Yazımın başında belirttiğim gibi saçımla sürekli oynayan, şekillendiren biri değilim o yüzden şekillendirmeden kaynaklı yıpranma sorunu da yaşamıyorum, yani yıpranmalara karşı etkisi hakkında gözlemlerimi yazamayacağım. Koruma, güçlendirme ve anında pürüzsüz görünüm verme anlamında da aman aman bir farklılık olduğunu sanmıyorum saçlarımda. Sanırım bu spreyin en çok bıraktığı kokuyu ve kolay taramaya yardımcı olma özelliğini sevdim ben....

6 Aralık 2017 Çarşamba

Dalin Kolay Tarama Spreyi - Zor Taranan Saçlara Özel

Saçları beline gelen bir anne figürü olunca, evde 4,5 yaşında benim 2 numaram Derin'in de Rapunzel gibi uzun saçları olmasını istemesi de  kaçınılmaz oluyor. 1 ve 2 yaşında 2 kere saçları sıfıra vurulmuş bir kız çocuğundan bahsettiğimi düşünürsek o isteğine de saygı duyuyorum. Benim hafif dalgalı saçlarımın yanında dümdüz saçlara sahip Derin'in o saçlarını yıkamak, taramak ve kurutmak ta kolay olmuyor haliyle. Özellikle bu banyo sonrası saç tarama sorunu için yaklaşık 1 senedir Dalin Kolay Tarama Bebek Şampuanı'nı kullanıyorduk. Tabi o zamanlar koltuk altında olan saçlarını banyo sonrası taramak bu şampuan sayesinde daha kolay oluyordu. Ama artık neredeyse bel hizasına gelen saçları için çok yeterli gelmemeye başlayınca şampuanı, bu sefer de Kolay Tarama Spreyi'ni denemeye karar verdim.
Spreyle ilgili '' Yumuşak formülü zor taranan saçlara özel olarak geliştirilmiştir. Karışmış, düğüm olmuş saçların kolay taranmasını sağlar, saça yumuşaklık ve parlaklık verir. Klinik testlerle yumuşaklığı kanıtlanmıştır. Hipoalerjeniktir. Cildin pH değeri ile uyumludur. Alkol, paraben, SLS, sabun içermez  '' şeklinde ambalaj üstündeki açıklamalar.
Kullanımı: Havlu ile nemi alınmış veya kuru saça, saç diplerine gelmeyecek şekilde uygulanıyor ve de durulama gerektirmiyor.
Rossmann Mağazası'nda 12.70 TL. satış fiyatı olan 200 ml. ebatlı Kolay Tarama Spreyi yağlı bir ürün değil. Saçta ağırlık, yağlanma yapmıyor. Spreyin de aynen Dalin'in şampuanlarından aşina olduğumuz kendine has harika bir kokusu var. Kuruyan saçta da o hoş kokusunu devam ettiriyor. Saç uçlarına uygulanan sprey gerçekten de karışmış, birbirine dolanmış saçların kolay taranmasını sağlıyor. Hani ipek gibi saçlar denir ya işte öyle yumuşacık oluyor kuruyan saçlar. Banyo sonrası kuruyan saçlarıyla Derin ahenkle dans ederken, ben de bir banyo sonrası saç tarama ve kurutma faaliyetini kızımın canını acıtmadan, kolaylıkla gerçekleştirmenin rahatlığını yaşıyorum. Derin de Rapunzel gibi saç uzatma hevesi varken ben bu spreyi daha çok yedeklerim gibi geliyor bana :))))

4 Aralık 2017 Pazartesi

Kahve Bahane 5 / İstanbul Blogger Buluşması

BU BİR SİTEM YAZISIDIR...
Bu sene 5. kez düzenlenen Kahve Bahane 5 / İstanbul Blogger Buluşması dün yani 3 Aralık Pazar günü Kadıköy Babil Cafe'de gerçekleşti. Geçen seneki 4.Kahve Bahane,Blogger'lar Şahane Buluşması 'ndan sonra benim 2. katılışım oldu bu buluşmalara.. Geçen seneki buluşmada hem daha önceden tanıdığım blog yazarı arkadaşlarımla bir araya gelmiş hem de yeni blog yazarı arkadaşlarla tanışmıştım. Aynı sebeplerden dolayı bu seneki organizasyonda da bulunmak istedim. Sevgili myreal Aslı'nın organize ettiği bu etkinlik duyurusu gerek blog gerek sosyal medya hesaplarımızdan bir çok kez duyurulmuştu. Aşağıda göreceğiniz üzere...
Aslı bu sene buluşma yeri olarak Kadıköy İSKİ'nin hemen yakınındaki Babil Cafe'yi ayarlamıştı. 2 katlı mekanın içeride ve dışarıda oturma alanları mevcut. Mekanın işletmecisi Erdal Bey daha içeri adımımı attığım anda ''blog buluşması için geldiniz herhalde'' deyip beni üst kata yönlendirmişti. İlgisi, nezaketi, samimi ev sahipliği için kendisine teşekkür ederim.
Menüsünde kahvaltı, tost, sandviç, menemen, mantı, makarna, salata, hamburger, tatlı, sıcak & soğuk içecekler olan Babil Cafe, küçük ama gürültüden uzak, sıcak, samimi, sakin, keyifli bir mekan. 
Yolunuz buralara düşerse Kadıköy'ün kalabalığından, gürültüsünden kaçıp bir yorgunluk kahvesi içmeye uğrayın, biraz mola verip dinlenin derim.
Bu seneki buluşmaya İstanbul'un çeşitli semtlerinden, yakın-uzak demeden gelen bizler;
Üst sıra soldan; Ruhsuz Atmaca, İnsanYavrusu..Alt sıra soldan; Bendeniz Yeşimlehertelden, Myreal..
Biz 4 blog yazarı geçen seneki buluşmada ilk kez tanışmıştık. Bu sene, geçen sene tanışmış olmanın verdiği samimiyetle hayata, yaşama, çalışmalarımıza, gelecek planlarımıza, blog dünyasına dair keyifli sohbetler yaptık yine.
Ruhsuz Atmaca ( Kendisi geçen sene olduğu gibi bu sene de gizemini bozmak istemedi. Akademik kariyerinde ve tezlerinde kolaylıklar diliyorum sana. Ben teknoloji özürlü bir blog yazarı ve internet kullanıcısı olarak merak ettiğim konularda yine Ruhsuz'un bilgisinden yararlandım, özellikle şu Backlink konusu için teşekkür ederim Ruhsuz.)
İnstagram: ruhsuz_atmaca.blog
Twitter: ruhsuz_atmaca

İnsanYavrusu ( Sadece Alanya değil Türkiye'nin neresinde olursan ol, çalışma hayatında hep başarılı ol. İyi ki gelmişsin, ayaklarına sağlık.)
İnstagram: imitasyon

Bendeniz Yeşimlehertelden
İnstagram: yesimlehertelden
Twitter: yesimhertelden

Ve Myreal ( Bu buluşmayı organize ettiğin için bir kez daha teşekkür ederim sana. Güzel düşüncene, emeklerine sağlık Aslı'cım. Umarım yapmayı ve yaşamayı istediğin herşey gönlünce olur. )
İnstagram: asliyilmazmyreal
Twitter: MyReaLAsli

Ve gelelim işin SİTEM kısmına..
Bu buluşmanın yaklaşık 1 ay önce duyurulmasına ve dönem dönem çeşitli sosyal medya hesaplarında paylaşılmasına rağmen katılımın 4 kişiyle kalması beni hem şaşırttı hem de üzdü. Ben 1. 2. 3. buluşmaları bilmiyorum ama geçen seneki Blogger Buluşma etkinliğinde 15 olan katılımın bu sene bu denli az olması düşündürücü. (Bizlere ulaşıp gelemeyeceğini bildiren, İstanbul dışında olan, ulaşım açısından gerçekten zorluk yaşayan arkadaşları tenzih ederim.) '' Bu sponsorlu, firma destekli, promosyonlu bir etkinlik değil tamamen gönüllülük esasına dayalı bir buluşma olduğu için mi hak ettiği ilgiyi göremedi acaba '' diye de sormadan edemiyorum kendi kendime. Yeri geldiği zaman sanal dünyadan '' blogger'lar bir ailedir, birbirimize destek olalım, yazılarımızı okuyalım, yorum yapalım, beğenelim, takip listesine alalım '' derken yeri geldiğinde neden yüz yüze buluşup, görüşme, tanışma, fikir alış verişinde bulunma, yeni şeyler öğrenme imkanından yararlanamıyoruz? Elbette herkesin bir bahanesi, kendine göre haklı sebepleri vardı muhakkak gelmemek için. Benim de vardı hem de 2 tane. Ama bunlar bu etkinliğe gelmeme engel değildi benim için. Umarım gelecek senelerde düzenlenecek etkinliklere katılım daha fazla olur, daha çok blog yazarı yeni arkadaşlarla tanışırız, sanal değil şahsen tanıma fırsatı buluruz birbirimizi...

1 Aralık 2017 Cuma

Ayla..

27 Ekimde vizyona giren, en iyi yabancı film kategorisinde Türkiye Oscar adayı olan Ayla filminin methini çok duymuş, okuduğum birçok yazıda '' mendillerinizi hazırlayarak izleyin''  yorumunu görmüştüm. Ve nihayet izleme şansı bulduğum Ayla'yı bir de benden okuyun istedim.

1950 senesinde Kore Savaşı sırasında yaşanan gerçek bir hikayeyi anlatan Ayla Filmi'nin;
Yönetmeni: Can Ulkay
Yapımcı: Mustafa Uslu
Senarist: Yiğit Güralp
Besteci: Fahir Atakoğlu
Oyuncu Kadrosu: İsmail Hacıoğlu (Süleyman Dilbirliği gençliği), Çetin Tekindor (Süleyman Dilbirliği yaşlılığı), Kim Seol (Ayla), Lee Kyung-Jin (Ayla yaşlılığı), Ali Atay (Astsubay Ali), Murat Yıldırım (Üstteğmen Mesut), Taner Birsel (Binbaşı Fuat), Büşra Develi (Nimet), Meral Çetinkaya (Nimet yaşlılığı), Damla Sönmez (Nuran), Altan Erkekli (Hüseyin Dilbirliği), Nilgün Kasapbaşoğlu (Ümmü Gülsüm Dilbirliği), Esra Dermancıoğlu (Sebahat Dilbirliği), Burç Kümbetlioğlu (Celal), İlber Gürtunca (İlhan), Erkan Petekkaya (Binbaşı), Sinem Uslu (Gazeteci), Ali Barkın (Pepe Muharrem) ve yabancı oyuncular.
İskenderun 39. Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı'nda görev yapan Süleyman, Ali, Celal ve İlhan aynı zamanda iyi arkadaşlardır. 1950 senesinde patlak veren Kore savaşına Türkiye'de bir tugay gönderir. Süleyman ve Ali Güney Kore'ye gönderilen bu tugayda görevlendirilir. Görevlendirildikleri bölgeye ulaştıklarında onlara gerek kalmadığı söylense de kendilerini bir anda patlayan bombaların arasında bulurlar. Gece çıktıkları bir görevde araçları ateş altında kalınca yaya olarak yola devam ederler. Ulaştıkları köy yerle bir edilmiş, taş üstünde taş kalmamış, kadın, çocuk, yaşlı demeden herkes öldürülmüştür. İşte böyle bir manzara ortasında hayatta kalan tek kişi, 5 yaşındaki bir kız çocuğudur.
Astsubay Süleyman, adını, lisanını bilmediği bu küçük kızı yanına alarak birliğe döner, yüzü ay kadar parlak olan kıza Ayla adını verir. Ve o günden sonra Süleyman ve Ayla arasında güçlü bir bağ oluşur. Tıpkı baba ve kızı gibi. Ayla Süleyman'ın yanından bir an olsun ayrılmaz. Süleyman da Ayla'yı bırakmaz. 15 ay süren bu birliktelik, birliğin Türkiye'ye geri dönme kararının çıkmasıyla bitmek zorundadır. Ayla'yı bırakmak istemeyen Süleyman Astsubay her yolu denese de Kore kanunlarını aşamaz ve Ayla'yı yanına alamaz. Ayla savaş esnasında yetim ve öksüz kalan çocuklarla beraber bir yetimhaneye verilir. Süleyman Ayla'dan ayrılırken bir söz vermiştir ''ne olursa olsun bir gün gelecek ve Ayla'yı bulacaktır''...Türkiye'ye dönen, evlenen ve çocuk sahibi olan Astsubay Süleyman, Ayla'yı hiç unutmamıştır. Mahallesine gelen gazeteciler hikayesini öğrendiklerinde çok etkilenirler. Ve O'na yardım etmeye karar verirler.
Filmle ilgili benden bu kadar..

Sinema eleştirmeni değilim ama son yıllarda izlediğim en etkileyici, hüzünlü, duygusal,dramatik Türk filmlerinden biriydi Ayla. Film izlerken kendimi ağlamamaya şartlandırmıştım. Ama o efektler, sahneyle beraber yükselen müzik ister istemez etkiliyor insanı. Özellikle 2. yarıda o duygusallık daha yoğunlaşıyor. Bence bu film kesinlikle izlenmeyi de, ödülleri de hak ediyor..