19 Ağustos 2017 Cumartesi

Kurban Bayramında Alınabilecek En Güzel Hediye

Kurban Bayramı’nda sevdiklerinizi ziyaret ederken, yıllar boyunca kullanabilecekleri pratik bir hediye de vermeye ne dersiniz? Yalnız uyarayım; bu hediye o kadar güzel ve kullanışlı ki, kendinize saklamak isteyebilirsiniz! Derin dondurucular son derece faydalı cihazlar ve özellikle Kurban Bayramı gibi dönemlerde büyük bir sorunu çözüyorlar: Uzun süreli gıda depolama. Geçen bayram bir derin dondurucu kullanmanın ne denli önemli olduğunu anladım, zira etlerimin çoğunu (bozulmasınlar diye) hemen tüketmek, tüketemediklerimi de dağıtmak zorunda kaldım. Buzdolapları uzun süreli gıda depolamak için uygun bir çözüm değil, en fazla bir hafta içinde et tüm tazeliğini yitiriyor, hatta bozulmaya başlıyor.
Derin dondurucular ile böyle tanıştım ve uzun bir araştırmadan sonra, tercihimi yatay derin dondurucu modellerinden yana kullandım. Yatay olmaları kapaklarının üst kısımda olması anlamına geliyor. Bu tasarım son derece kullanışlı ve pratik: Muazzam bir kullanım rahatlığı ve depolama alanı yaratıyor. Marka konusunda seçim yaparken hiç tereddüt etmedim ve Uğur Soğutma markasını seçtim. Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma, 63 yıldan bu yana piyasadaki en kaliteli ve en sağlam derin dondurucuları üretiyor. Renk konusunda beyaz ile sınırlı olduğumu düşünüyordum ancak şaşırtıcı bir şekilde çok sayıda renk seçeneğim olduğunu fark ettim. UED 210 A++ isimli model, birden fazla renk seçeneği içeriyor ve ben en çok mor ile gümüş renklerini beğendim. Açıkçası halen karar vermiş değilim ama mor rengi seçecek gibiyim – çok şık duruyor!
 
Tek özelliği şık durması değil elbette, 190 litre iç hacmi var ve emin olun sadece sizin değil, tüm akrabalarınızın gıdalarını depolamak için fazlasıyla yetiyor! UED 210 A++ enerji sınıfına giren bir model, yani hemen hiç enerji harcamıyor ve elektrik faturasının artmasına neden olmuyor. Dolap içi LED aydınlatma sistemi ve elektrik kesilse bile 48 saat boyunca gıdaları korumaya devam etmesi, sevdiğim diğer özellikler arasında yer alıyor. Bu yılki etleri bir sonraki bayrama dek ilk günkü tazelikleri ile depolamaya kararlıyım: UED 210 A++ derin dondurucu sayesinde bu mümkün oluyor! Satın almak isteyenler için bir ipucu da vereyim: http://satis.ugur.com.tr adresinden sipariş verir ve satın alma işlemleri sırasında UGURGUMUS veya UGURMOR indirim kodunu kullanırsanız, ekstra %5 indirim elde ediyorsunuz. Kampanya hakkında detaylı bilgi için BURAYA tıklayabilirsiniz.
                                        
Bir boomads advertorial içeriğidir.

18 Ağustos 2017 Cuma

Neutrogena Nasırlaşmış Ayaklar İçin Ayak Kremi

Baştan söyleyeyim ayaklarımda nasıra dayalı herhangi bir şikayetim yok. Sadece topuk bölgesinde düzenli pediküre gidememe yada pedikürü evde kendim yapamama gibi nedenlerden dolayı kuru ve hafif sertleşmiş bir görüntü var. Bunun için çok istikrarlı olamasa da ayak bakım kremleri kullanırım. Daha önce kullandığım ve memnun kaldığım Hobby Çay Ağacı Yağı Topuk Çatlak Kremi bitince,geçtiğimiz mayıs ayında anneler günü indirimleri kapsamında Migros'ta fiyatı 15,50 TL.'den 7,75 TL.'ye düşen ve daha çok etkili olacağını düşündüğüm Neutrogena Nasırlaşmış Ayaklar İçin Ayak Kremi'ni alıp denemek istedim. 
Neutrogena Norveç formüllü Nasırlaşmış Ayaklar İçin Ayak Kremi ''yoğun bir şekilde nemlendirme sağlayarak ayaklardaki nasırlaşmış bölgelerin azalmasını sağlar ve yeniden oluşmasını engellemeye yardımcı olur. Krem etkisini 2 şekilde gösterir:
-İçeriğindeki exfoliant (soyucu) özelliği ile bilinen yüksek orandaki üre ile cilt üzerindeki kalın ve nasırlaşmış derilerin incelmesini sağlar.
-Norveç formülü 24 saat boyunca derinlemesine nemlendirerek hem cildin yumuşamasına ve rahatlamasına, hem de yeniden nasır oluşumunu engellemeye yardımcı olur. Aynı zamanda yeniden nasır oluşumunu engeller.
Ayaklardaki nasırlaşmış bölgeler azalır. Ayaklarınız daha yumuşak ve pürüzsüz hale gelir. Yağlı ve yapışkan bir his bırakmayan formülü sayesinde kolayca emilir'' şeklinde uzunca bir açıklama var ambalajın arkasında.
Kremin,merhemi andıran hafif bir kokusu var. Yapısı ne katı ne cıvık orta karar. Yoğun krem yapısı sayesinde az bir miktar,kullanmak için yeterli geliyor.
Kullanımı ''temiz ve kuru ayaklara sabah ve/veya akşam,özellikle hasar görmüş bölgeye masaj yaparak uygulama'' şeklinde olan kremi ben sabah ve gün içinde kullanamadığımdan gece yatmadan önce sürdüm. Ve sürdükten sonra da çorap giydim. Yaklaşık 4-5 gece düzenli uygulama sonrası topuklarımdaki o kurumuş ve sertleşmiş görüntünün hafiflediğini,ölü derilerin azalmaya başladığını,ayaklarımın hem yumuşak hem de daha bakımlı bir görünüme kavuştuğunu fark ettim. Başta da belirttiğim gibi nasır sorunum olmasa da Neutrogena Nasırlaşmış Ayaklar İçin Ayak Kremin düzenli kullanımda kurumuş,sertleşmiş topuklar üstünde nemlendirme,yumuşatma,bakımlı görünüm elde etme,ölü derilerin giderilmesi gibi konularda başarılı olduğunu söyleyebilirim. 

16 Ağustos 2017 Çarşamba

En Basit ve Kolay Glitter Oje Silme Yöntemi..

Bir önceki '' Flormar Glitter GL14 Holographic Silver Nail Enamel '' paylaşımımda simli ojenin özellikle 3 kat uygulamadan sonra silinmedeki uğraştırıcılığından bahsetmiştim. El tırnaklarıma sürdüğüm ve yarısı çıkmaya yüz tutmuş ojeyi aseton&pamuk ikilisiyle zahmetli bir şekilde çıkardıktan sonra ''yahu bunun kolay bir yolu olmalı'' deyip Google'da bir arama yaptım. Ve bununla ilgili Youtube'da bir video seyrettim. Bu yöntemin gerçekten işe yarayıp yaramadığını merak edip denemek istedim. Yöntemin adı ''Alüminyum Folyo İle Glitter Oje Çıkarma''.

Efendim bunun için gerekli alet edavat şu şekilde; 
- 10 adet küçük ebatlarda kesilmiş alüminyum folyo. (Şekli önemli değil kare de olur dikdörtgen de. Yeter ki tırnak ve parmağın çevresini kapatabilsin),
-10 adet makyaj pamuğu,
-1 adet aseton,
-Ve 5 dakika süre.
(Malzeme listesi 10 adet tırnak için verilmiştir)
Uygulama çok basit onun için uzun uzun anlatmaya gerek yok. İlk olarak aseton döktüğünüz makyaj pamuğunu ojeli tırnak yüzeyine koyuyorsunuz.
2.olarak küçük kesilmiş alüminyum folyoyu asetonla ıslatılmış makyaj pamuğu üstüne yerleştirip,folyoyu parmak etrafını kapatacak şekilde sarıyorsunuz.
Tüm tırnaklara aynı işlemi uyguladıktan sonra son olarak 5 dakika aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz üzere bekliyorsunuz.
Ve sonuç;3 kat uyguladığım glitter oje kendiliğinden çıkmış,tüm simler makyaj pamuğu üzerinde toplanmış. Dert edilmeyecek ufak tefek kalanları da kullanılmış asetonlu pamuklarla kolayca çıkartabilirsiniz.
Ay bunun üstüne bir öncesi-sonrası paylaşmasam olmaz :)
Denedim,test ettim ve onayladım. Alüminyum Folyo İle Glitter Oje Çıkarma yöntemi gerçekten de işe yarıyormuş. Bu sayede uğraşmadan,ovalamadan,zorlamadan sadece 5 dakika bu şekilde bekleyerek zahmetsiz,kolay ve kendiliğinden çıkmış oldu tüm simli ojeler. Bilenler vardır muhakkak ama bilmeyen biri olarak benim için yeni bir deneyim oldu bu...

14 Ağustos 2017 Pazartesi

Flormar Glitter GL14 Holographic Silver Nail Enamel

Bu ara bir glitter (parıltı) modası aldı başını gidiyor. Her marka,her renk,her yer,ışıl ışıl bu parıltılı ojelerle dolu. Aslında glitter ojeler hayatımıza yeni girmiş değiller. Ben internette şöyle bir glitter araştırması yapayım dedim. Ve yazılarını severek okuduğum Makyaj Kelebeği Filiz'in 2013 tarihli Flormar Glitter oje paylaşımıyla karşılaştım. Yani o zaman da varmış hayatımızda bu ojeler. Ama nedense şu aralar pek bir popüler oldu yine,sosyal medya hesaplarında sıkça karşıma çıkmaya başladı. 
Evde el tırnaklarında oje durmayan ben bu modadan geri kalır mıyım hiç ? İlk görüşte işte bu dediğim ''Flormar Glitter GL14 Holographic Silver Nail Enamel'' aldım bir tane hemen. Mikemmel İngilizcemle çevireyim efendim ''Flormar Parlak Holografik Gümüş Oje '' (Holografi,lazer ışınlarına dayanılarak gerçekleştirilen üç boyutlu görüntü). Bu ojeyi de yakın zamanda yine yazılarını beğenerek takip ettiğim Bloglu Yorum Gökçe'nin paylaştığını fark ettim. Yani ben bu modaya bayağı bir geriden dahil olmuşum anlaşılan :)
Flormar Glitter serisi beyaz,pembe,sarı,yeşil,mavi,gri,siyah gibi 16 renk ojeden oluşuyor (şimdilik). Bu seri ojelerinin içinde,farklı boyut ve yapılarda sedefler,simler,payetler,pullar var. Seriden benim aldığım GL14 Holographic Silver oje yoğun şekilde gri metalik sim içeriyor. O yoğun sim yapısından dolayı altına base (baz) oje sürmenize gerek kalmıyor.
Ben daha sürmeden ojenin güneş ışığı altındaki parıltısına bayıldım. Ama ilk kat sürümde o bayılmanın yerini biraz hayal kırıklığı aldı çünkü tek katta o yoğun sim yapılı görünümü veremedi,arada boşluklar oldu,tam kapatmadı ne yazık ki oje.
Tek Kat
Ojenin çabuk kurumasını fırsat bilip 2.kat uygulamasını da yaptım. İlk kata nazaran rengini ve simli yapısını göstermede,boşlukları doldurmada daha başarılı buldum.
2.Kat
Bu oje asıl 3.kattan sonra kendini gösteriyor bence. Ev içinde mat gibi duran ojenin tüm marifeti güneş ışığı altında ortaya çıkıyor. Harika bir parlaklık,yoğun bir gri sim güneş ışığı altında aynı gökkuşağı renkleri gibi rengarenk parıldıyor.
3.Kat

Kalıcılık konusunda el tırnaklarımda evdeki işler güçler derken 3 gün dayanan glitter oje sonrasında parça parça çıkmaya başladı. Ama ayak tırnaklarımda yaklaşık 10 gündür ilk sürdüğüm andaki gibi bozulmadan durmaya devam ediyor (havuz-deniz suyu denemesi yapılmamıştır). Gratis'ten 4,95 TL.'ye aldığım Flormar Glitter GL14 Holographic Silver ojeye bayıldım ben. Ama bu bayılmanın yanında bir de ojenin 2 eksisi var bana göre. 1.si yoğun simli yapısından dolayı kuruduğunda tırnak yüzeyinin aynı zımpara kağıdının yüzeyi gibi pürüzlü bir his vermesi (ki bunu da top coat yani şeffaf üst kat oje uygulamasıyla giderebilirsiniz). 2.eksisi ise asetonla silinmesinin çok uğraştırıcı olması,özellikle 3 kat uygulamada. Eğer bu 2 eksiyi göz ardı ederseniz,özellikle yaz mevsiminde tırnaklarınızda yoğun simli bir parlaklık olsun isterseniz ve tercihiniz metalik renklerden yanaysa Flormar Glitter GL14 Holographic Silver ojeyi bir de tırnaklarınızda görün derim...

9 Ağustos 2017 Çarşamba

Hıdiv Kasrı Gezimiz

Bir önceki paylaşımımda Çengelköy'de bulunan,muhteşem Boğaz manzaralı Erbap Cafe 'de yaptığımız açık büfe kahvaltıdan bahsetmiştim. Buraya kadar gelmişken günü şöyle ağaçlık,çayır,çimen,yeşillik bir yerde geçirelim istedik. Ve kendimizi Çubuklu'daki Hidiv Korusu'nda bulduk.
Koruya araç girişinin ücretli olduğunu belirterek başlayayım yazıma hemen. İspark tarafından işletilen otoparka otomobil giriş ücreti 7 TL.(2017 yılı tarifesi). Çubuklu Korusu olarak ta bilinen Hidiv Korusu 188.651 m² gibi bir alanı kaplıyor. Otopark çıkışının olduğu yerde çiçek satış noktasını geçince kasra doğru uzanan bir yürüyüş yolu ve kasrın hemen biraz aşağısında da çocuk oyun alanı bulunuyor. 
Biz kasra uğramadan önce koru içinde kısa bir yürüyüş yaptık. Koru 1.650 metre uzunluğundaki yürüyüş parkuruyla,yol kenarlarındaki spor aletleriyle spor yapmak isteyenler için ideal bir yer.
Koca koca ağaçlar arasında,kuş ve böcek sesleri eşliğinde yaptığımız yürüyüşte uzaklardan gelen bir su sesi bizi yapay şelalenin olduğu alana getirdi. Oldukça yukarıdan dökülen yapay şelalenin döküldüğü yerde bir de süs havuzu var. Bu sıcakta hem su sesi hem de sudan gelen serinlik,yürüyüşümüze kısa bir mola vermemize ve bol bol fotoğraf çekmemize neden oldu.
Korunun bir yamacı deniz tarafında ve denize sıfır olmasına rağmen yamaçlardan ve kasrın olduğu tepeden kısmi bir deniz manzarası görünüyor. Ama bu seyir terası aşağıda da göreceğiniz üzere deniz manzarasıyla fotoğraf çekmek isteyenlerin uğrak yerlerinden biri oluyor.
2 çocukla korunun tamamını gezmemiz mümkün olmadığından seyir terasının olduğu yerden kasra doğru yol aldık biz. Kasır,1907 yılında Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa (hidiv:Osmanlı'nın Mısır valisi) tarafından 1000 m² alan üzerine İtalyan bir mimara yaptırılmış. Abbas Hismi Paşa'nın ailesi 1937 yılına kadar bu kasırda yaşamış. Kasır aynı yıl İstanbul Belediyesi'ne satılmış. 1984 yılında Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu adına restore ettirilen kasır bir süre otel olarak hizmet vermiş. 
1994 ile 1996 yılları arasında yeniden restore edilerek Beltur'a geçen Hidiv Kasrı'nda günümüzde,hafta içi a'la carte servis,hafta sonu ise sabahları açık büfe kahvaltı ve öğleden itibaren de açık büfe öğle yemeği şeklinde hizmet veriliyor.
Kasrın olduğu yerde sağlı sollu 2 farklı oturma alanı var. Biri üst tarafta diğeri de kasrın bahçesi içinde. Üst tarafta boş masa olmadığından kasrın bahçesi içindeki oturma alanına geçtik biz.
Burada özellikle süs havuzunun olduğu yerdeki masaların bazıları,çalışan personelin izinli olmasından dolayı servise açılmamıştı. Oturan sayısı fazla personel sayısı az olunca da haliyle hafta sonu kalabalığında sipariş,servis,hesap ödeme gibi konularda ufak tefek gecikmeler yaşanması olası.
2 katlı kasrın içini çok fazla gezme şansımız olmadı ne yazık ki. Sadece servise açık,farklı tarzda dizayn edilip döşenmiş 2 oda gördüm. Girişteki mavi renklerin hakim olduğu oda da hiç kimse yoktu. Arka taraftaki oda da ise yemek servisi yapılıyordu. 
Bizim geldiğimiz saatte açık büfe sabah kahvaltı servisi bitmiş,onun yerine açık büfe öğle yemeği servisi açılmıştı. Bu fotoğraf bir üst kattan öğle yemeği olarak servise sunulan açık büfenin görüntüsü..Hafta içi 09:00-13:00 saatleri arasında serpme kahvaltının da verildiği bu kasırda serpme kahvaltı fiyatı 32,50 TL., hafta sonu cumartesi-pazar 09:00-13:30 arası açık büfe kahvaltı fiyatı 42,50 TL., yine hafta sonu 13:30-22:00 saatleri arası açık büfe yemek 52 TL. (Fiyatlar 2017 tarifesidir). 
E biz de oturup bir şeyler yedik-içtik tabi söylemesi ayıp..Hidiv Kasrı'nda yukarıda yazdığım serpme ve açık büfe kahvaltı&yemek haricinde kafeterya ve restoran menüsü bulunuyor. 
Kafeterya bölümünde menü; tost (7-14 TL.arası), hamur işleri (16,5-21 TL.arası), salata (9,5-15,5 TL.arası), burger,dürüm,köfte,piliç şinitzel gibi ana yemekler (14,5-24,5 TL.arası), tatlı (9-13 TL.arası), pasta (9,5 TL.), soğuk içecek (1-9 TL.arası), sıcak içecek (2,5-7 TL.arası) gibi alternatiflerden oluşurken; 
Restoran menüsü ise; çorba (6,5 TL.), soğuk başlangıçlar (12,5-17,5 TL.arası), sıcak başlangıçlar (9-19,5 TL.arası), hamur işleri (11,5-19 TL.arası), salata (9,5-21,5 TL.arası), deniz ürünleri (35,5-36,5 TL.arası), ızgara ve tava yemekleri (24-45 TL.arası), tatlı (9-14,5 TL.arası), pasta (9,5 TL.),  soğuk içecek (1-9 TL.arası),  sıcak içecek (2,5-7 TL.arası) gibi alternatiflerden oluşuyor.
Biz gezdik,dolaştık..gelip gezmek isteyenler için de iletişim bilgilerini verelim değil mi?
Adres : Çubuklu Korusu Çubuklu Yolu No:32 Beykoz / İSTANBUL 
Telefon : 0216 413 92 53 - 0216 413 96 64 - 0216 425 06 03 - 0216 425 06 04

Bana göre her ne kadar bir Beltur işletmesi olan Hidiv Kasrı'nda açık büfe kahvaltı ve açık büfe yemek fiyatı ortalamanın üstünde olsa da İstanbul'un kalabalığından,trafiğinden,gürültüsünden biraz da olsun uzaklaşıp,uzun parkurlarında yürüyüş yapmak,korunun hafif esintisinden ve sessizliğinden yararlanmak,çocuklarla açık havada vakit geçirmek,hafif bir şeyler atıştırıp çay kahve yudumlamak için iyi bir seçenek Hidiv kasrı ve korusu...