Türk edebiyatında klasik hikayecilik kalıplarını yıkarak modern Türk öykücülüğünün temellerini atan en özgün kalemlerden biridir Sait Faik Abasıyanık. Toplumun kıyısında kalmış insanları, İstanbul Boğazı'nın emektar balıkçılarını, martıları ve adaları lirik bir dille edebiyata taşımıştır. Edebiyatta süslü cümleler yerine sade, samimi ve şiirsel bir dil kullanmıştır. Kendine has gözlem yeteneği ve insan sevgisiyle şekillenen tarzı, onu edebiyatımızın en benzersiz öykücülerinden biri yapmıştır. Bu yazımda, "Yazmasam deli olacaktım" diyerek edebiyata ve hayata olan tutkusunu dile getiren Sait Faik Abasıyanık'ın hayat hikayesine göz atacak, edebiyat dünyasına kazandırdığı ölümsüz eserleri inceleyecek ve Burgazada'daki müzesine doğru keyifli bir yolculuğa çıkacağız.
Sait Faik Abasıyanık Müzesi
Sait Faik Abasıyanık'ın Doğumu ve Aile Kökleri
18 Kasım 1906 tarihinde, dedesi Seyyid Ağa'nın Adapazarı'nda bulunan evinde dünyaya gelen Sait Faik'in asıl adı Mehmet Sait'tir. Babası Mehmet Faik Bey kereste ticaretiyle uğraşıyordu ve döneminin oldukça varlıklı tüccarlarından biriydi. Annesi Makbule Hanım ise Adapazarı'nın ileri gelen, köklü ve aristokrat ailelerinden birinin kızıydı.
Sait Faik Abasıyanık Müzesi'nin giriş katında yer alan misafir odası
Sait Faik Abasıyanık'ın Okul Yılları
Babası Mehmet Faik Bey, tahrirat katibi (yazı işleri personeli) olarak Karamürsel'e tayin olunca, aile 1910-1913 yılları arasında Karamürsel'de yaşar. 1913 yılında Adapazarı'na geri döndüklerinde, Sait Faik Rehber-i Terakki'de ilkokula başlar ve ilköğrenimini Adapazarı'nda tamamlar. 1924 yılında ailesiyle İstanbul'a göç eden Sait Faik İstanbul Erkek Lisesine kaydolur. Şehzadebaşı'nda yaşadıkları yıllarda önce Yakacık'ta, sonra da Burgazada'da yazlık kiralamaya başlarlar.
Okulda bir öğretmene yapılan iğne şakası yüzünden okuldan uzaklaştırılan Sait Faik öğrenimine Bursa Erkek Lisesinde devam eder; ilk öyküsü ''İpekli Mendil''i edebiyat dersinin ödevi olarak 1925 yılında burada yazar. Ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne girer. Üniversitedeki eğitimi, onun kalıplara sığmayan ruhunu tatmin etmez ve üçüncü sınıftayken okulu bırakır.
Misafir Odasının hemen yanında bulunan yemek odası
Sait Faik Abasıyanık'ın Fransa Dönemi
Üniversiteyi yarıda bırakan Sait Faik, babasının isteği üzerine ekonomi eğitimi almak için 1930 yılında Avrupa'ya gider. Amcasıyla birlikte vapurla Venedik'e, oradan Lozan'a geçerler. Champollien Lisesinde Fransızca dersleri alan Sait Faik, 1931 yılında Grenoble Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne kaydolarak 3 dönem boyunca edebiyat eğitimi alır.
Fransa dönemi, onun akademik bir diploma almasını sağlamaz ama sanatsal vizyonunu tamamen değiştirir. Fransız edebiyatını, bohem hayat tarzını ve sokak kültürünü yerinde gözlemleyerek kendi özgün öykü dünyasının temellerini orada atar. Diplomasını alamadan, babasının çağrısıyla 1934 yılında İstanbul'a geri döner.
Sait Faik Abasıyanık'ın müzede sergilenen portresi
Sait Faik Abasıyanık'ın Başarısız İş Deneyimleri
İstanbul'a dönen usta yazar, zorunlu iş denemelerine devam eder. Ailesinin ve özellikle babasının baskısıyla toplumsal bir statü edinmeye çalışır. İlk olarak Halıcıoğlu Ermeni Yetim Okulunda Türkçe öğretmenliği yapmaya başlar; ancak sınıftaki öğrencilere söz geçiremediği için bu görevinden kısa sürede ayrılır. Ardından babasının sermaye desteğiyle Odunkapısı'nda bir zahire dükkanı (tahıl ve bakliyat satılan yer) açarak ticarete atılır. Bu iş girişimi de kısa sürede dükkanın kapatılmasıyla sonuçlanır.
Sait Faik Abasıyanık Müzesi, 1. kat
Sait Faik Abasıyanık'ın Burgazada Günleri
Burgazada'daki köşk 1938 yılının ağustos ayında alınır. Sait Faik, babası Mehmet Faik Bey'in aynı yılın ekim ayında vefat etmesiyle, kışları Şişli'de, yazları ise adada annesiyle birlikte yaşarmaya başlar. Şehrin gürültüsünden ve kalıplarından kaçıp sığındığı bu ada; balıkçılarla dostluk kurduğu, denizin sesini dinlediği ve martıları gözlemlediği bir cennete dönüşür.
Hikayelerinde sıklıkla karşımıza çıkan o emektar adalılar, kahvehaneler ve deniz kokusu doğrudan Burgazada'daki yaşamından izler taşır. 1945 yılında hastalanan yazar günlerinin çoğunu Burgazada'da geçirmeye başlar. Burgazada, onun sadece yaşam alanı değil, Türk edebiyatına yön veren en güzel öykülerinin de ilham kaynağı olur.
Sait Faik Abasıyanık'ın yatak odası
Sait Faik Abasıyanık'ın Vefatı
Sait Faik Abasıyanık, ömrünün son yıllarında sağlığını derinden sarsan karaciğer sirozu hastalığıyla mücadele eder. Doktorların tüm uyarılarına, katı perhiz kurallarına ve "yorucu hayattan uzak dur" tavsiyelerine rağmen o, tutkunu olduğu sokaklardan, adadaki balıkçı dostlarından ve içki masalarındaki samimi sohbetlerden kopamaz. Hastalığı gizlemeye ve doktorlardan kaçmaya çalışsa da 1954 yılının Mayıs ayında durumu aniden ağırlaşır.
Şişli'deki Marmara Kliniğine kaldırılan yazar, yemek borusu kanamasıyla başlayan kan kaybı nedeniyle komaya girer ve 11 Mayıs 1954 gecesi henüz 47 yaşındayken hayata gözlerini yumar. Edebiyat dünyasını yasa boğan erken vedasının ardından cenazesi Şişli Camisinden kaldırılarak Zincirlikuyu Mezarlığına defnedilir. Geride ise ömür boyu solmayacak rengarenk edebi manzaralar ve hiç unutulmayacak öyküler bırakır.
Sait Faik Abasıyanık Müzesi, 1. kat
Sait Faik Abasıyanık, giriş-gelişme-sonuç klişelerini yıkan durum hikayeciliğinin (Çehov tarzı) Türk edebiyatındaki en büyük temsilcisidir. Arkasında onlarca öykü, iki roman ve bir şiir kitabı bırakan yazarın tüm eserleri şunlardır:
* Hikaye kitapları
- Semaver (1936, Remzi Kitabevi)
- Sarnıç (1939, Çığır Kitabevi)
- Şahmerdan (1940, Çığır Kitabevi)
- Lüzumsuz Adam (1948, Varlık Yayınları)
- Mahalle Kahvesi (1950, Varlık Yayınları)
- Havada Bulut (1951, Varlık Yayınları)
- Kumpanya (1951, Varlık Yayınları)
- Havuz Başı (1951, Varlık Yayınları)
- Son Kuşlar (1952, Varlık Yayınları)
- Alemdağ'da Var Bir Yılan (1954, Varlık Yayınları)
- Az Şekerli (Ölümünden sonra, 1954, Varlık Yayınları)
- Tüneldeki Çocuk (Ölümünden sonra, 1955, Varlık Yayınları)
* Şiir kitabı
- Şimdi Sevişme Vakti (1953, Yenilik Yayınları)
* Romanları
- Medar-ı Maişet Motoru (1944, Birtakım İnsanlar adıyla 1952 Varlık Yayınları)
- Kayıp Aranıyor (1953, Varlık Yayınları)
* Çeviri
- Yaşamak Hırsı, Georges Simenon (1954)
* Röportajları
- Mahkeme Kapısı (1956, Varlık Yayınları)
Sait Faik Abasıyanık'ın yaşam öyküsü odası
Sait Faik Abasıyanık'ın ölümünden sonra derlenen diğer kitapları, radyo oyunları ve mektupları ise şunlardır:
- Açık Hava Oteli (1980, Bilgi Yayınevi): Yazarın gazete ve dergilerde kalmış röportajları, anket cevapları ve karşılıklı konuşmaları bu kitapta toplanmıştır.
- Müthiş Bir Tren (1981, Bilgi Yayınevi): Kitaplarına girmemiş olan hikaye, yazı ve bazı çeviri denemelerini içeren bir derlemedir.
- Sevgiliye Mektup (1987, Bilgi Yayınevi): Sait Faik'in dostlarına ve yakınlarına yazdığı mektupların, ayrıca yazdığı ilk şiirlerin bir araya getirildiği eserdir.
- Bitmemiş Senfoni (1989, Bilgi Yayınevi): Yazarın yarım kalmış yazılarını, taslaklarını ve hikaye başlangıçlarını içeren kitaptır.
- Karganı Bağışla (1997, Yapı Kredi Yayınları): Sanatçının mektuplarından ve güncelerinden oluşan bir başka derlemedir.
- Günün Adamı (1994, Bilgi Yayınevi): Sait Faik'in yazdığı ve ölümünden sonra kitaplaştırılan radyo oyunlarını bir araya getiren eserdir.
Saik Faik Abasıyanık Müzesi'nin Kuruluş Hikayesi
Sait Faik 1954 yılında vefat ettiğinde, annesi Makbule Hanım büyük bir yıkım yaşar. Oğlunun anılarını canlı tutmak ve onun adını ölümsüzleştirmek için yaşadıkları Burgazada'daki köşkü bir müzeye dönüştürmek ister. 8 Kasım 1954 tarihinde hazırladığı vasiyetnamesinde, bu evin içindeki tüm eşyalar, mektuplar ve el yazmalarıyla birlikte korunarak halka açılmasını talep eder.
Makbule Hanım, vasiyetinde çok kritik bir karar daha alır. Yazarın tüm kitaplarının telif haklarını, mal varlığını ve bu tarihi köşkü Darüşşafaka Cemiyetine bırakır. Şartı ise: Köşk müze yapılacak, yazarın anısı yaşatılacak ve elde edilen gelirlerle babası veya annesi olmayan çocukların eğitimine destek olunacaktı.
Sait Faik Abasıyanık'a ait yazı takımı, kalemlik ve kurutmalık
Saik Faik Abasıyanık Müzesi'nin Açılışı ve Büyük Restorasyon Dönemi
Sait Faik Abasıyanık Müzesi, Makbule Hanım'ın vasiyet süreçlerinin tamamlanmasıyla 22 Ağustos 1959 tarihinde kapılarını ilk kez açtı. Böylece Türkiye'nin ilk şahıs müze evlerinden biri unvanını kazandı. Makbule Hanım'ın 1963 yılındaki vefatının ardından, 1964'ten itibaren köşkün tüm idaresi ve yazarın telif hakları tamamen vasiyete uygun olarak Darüşşafaka Cemiyetine geçti.
Zamanla deniz havasının ve yılların etkisiyle yıpranan köşk, Darüşşafaka Cemiyeti tarafından koruma altına alınarak 2009'da restorasyon için kapatıldı ve 11 Mayıs 2013'te yenilenmiş yüzüyle yeniden ziyarete açıldı.
Sait Faik Abasıyanık'ın orijinal kütüphanesini ve kitap arşivini sergileyen kitap odası
Evin Mimari ve Teknik Detayları
Burgazada'nın kalbinde yer alan ve edebiyat dünyasında Spanudis Evi olarak da bilinen bu tarihi köşk, Adaların kendine has sivil mimarisini en güzel yansıtan yapılardan biridir. Köşk, 20. yüzyılın ilk yıllarına tarihlendirilmektedir. Klasik bir dönem yapısı olan köşk, Abasıyanık ailesi tarafından satın alınmadan önce de adanın saygın mülklerinden biriydi.
Binanın en dikkat çekici teknik özelliği, geleneksel Türk mimarisinde sıkça kullanılan bağdadi örgü tekniğiyle inşa edilmiş olmasıdır. Köşkün zemin katı taştan örülmüş, üstteki diğer katlar ise ahşap karkas arası örgü üzerine ahşap kaplama yapılarak inşa edilmiştir.
Sait Faik Abasıyanık'ın Burgaz'ı odası
Müzenin Katlarında Sizi Neler Bekliyor?
Bina; bir bodrum kat, bir zemin kat ve iki üst kattan oluşuyor. Toplamda geniş bir kullanım alanına sahip olan köşkün kat işlevleri, çağdaş müzecilik anlayışına göre düzenlenmiş. Evin katları günümüzde şu şekilde tasarlanmış:
- Bodrum Kat: Bu katta okuma salonu ile eğitim ve gösterim salonu bulunuyor.
- Zemin Kat (Yaşam Alanları): Girişte sizi karşılayan bu katta; ailenin misafirlerini ağırladığı misafir odası, yemek yiyip derin sohbetler ettiği yemek odası ve idari oda yer alıyor. Dönemin mobilyaları, perdeleri ve halıları aslına uygun olarak sergileniyor.
- 1. Kat (Yazarın Dünyası): Bu kat tamamen Sait Faik'e ait. Katta; Sait Faik'in yatak odası, kitap odası ve yazarın yaşam öyküsünün anlatıldığı sergi alanları yer alıyor.
- 2. Kat (Mektup Odası ve Okuma Alanı): Bu katta "Sait Faik Abasıyanık'ın Burgaz'ı" adlı oda ile yazarın dostlarından, okurlarından ve dönemin ünlü edebiyatçılarından gelen mektupların sergilendiği "Mektup Odası" bulunuyor. Ayrıca ziyaretçiler bu odada Sait Faik'e olan duygularını, düşüncelerini ve ona söylemek istediklerini yazıya dökebiliyor.
Mektup odası
Köşkün Şirin Bahçesi ve Sait Faik Heykeli
Köşkün, adanın huzurlu atmosferini soluyabileceğiniz asırlık ağaçlarla çevrili şirin bahçesine adım attığınızda, sizi usta yazarın anısını yaşatan Sait Faik heykeli karşılar. Ziyaretçilerin en çok fotoğraf çektirdiği bu noktada yazar, adeta adayı ve denizi izliyormuş gibi bir bankta oturmaktadır.
Sait Faik Abasıyanık Müzesi'nin ön bahçesinde yer alan ve usta yazarın anısını yaşatan heykeli
Edebiyat Dünyasındaki İzleri: Sait Faik Hikaye Armağanı
Müzenin kuruluş hikayesinde Darüşşafaka Cemiyeti ile yapılan iş birliğinden bahsetmiştim. Bu iş birliğinin en güzel meyvelerinden biri de yazarın annesi Makbule Hanım'ın vasiyeti üzerine 1955 yılından beri düzenlenen Sait Faik Hikaye Armağanı'dır. Türkiye'nin en prestijli edebiyat ödüllerinden biri olan bu yarışma, her yıl usta yazarın ölüm yıl dönümü olan 11 Mayıs'ta açıklanır ve yeni, başarılı hikayecilere verilir. Müze ziyareti sırasında bu ödülün köklü tarihine dair izleri de görebilirsiniz.
Türk edebiyatının en köklü ödüllerinden biri olan "Sait Faik Hikaye Armağanı"nın tarihçesini ve önemini anlatan pano
Müze Nerede? Ziyaret Saatleri ve Giriş Ücreti
Sait Faik Abasıyanık Müzesi, İstanbul'un Prens Adaları'ndan biri olan Burgazada'da yer alıyor. Müzenin güncel ziyaret bilgileri şu şekilde:
- Müze; pazartesi ve salı günleri ile resmi tatiller ve dini bayramlar hariç her gün ziyarete açık.
- Kapılarını sabah 10.30'da açan müze, öğleden sonra 16.45'e kadar gezilebiliyor. (Grup olarak 10 kişi ve üzeri ziyaretlerde önceden randevu alınması gerekiyor).
- Müzeye giriş tamamen ücretsiz. Sait Faik'in vasiyeti doğrultusunda kapılarını hiçbir ücret talep etmeden açan müzeyi gezmek için Müzekart veya herhangi bir bilet gerekmiyor.
Sait Faik Abasıyanık Müzesi bilgilendirme sütunu
Müzeye Nasıl Gidilir? (Ulaşım Rehberi)
Müzeye ulaşmak için öncelikle Burgazada'ya deniz yoluyla geçmeniz gerekiyor. Kadıköy, Bostancı, Eminönü, Beşiktaş ve Kabataş iskelelerinden kalkan düzenli Adalar vapurlarını kullanabilirsiniz veya Mavi Marmara ve Prenstur gibi firmaların Bostancı veya Kartal'dan kalkan hızlı motor seferlerini tercih edebilirsiniz. Vapurdan indikten sonra tabelaları takip ederek yaklaşık 5 dakikalık bir yürüyüşle köşke ulaşabilirsiniz.
- Müzenin Açık Adresi: Burgazada Mahallesi, Çayır Sokak No:15, Adalar / İstanbul.
Burgazada Meydanı'nda vapur iskelesinin hemen yakınında bulunan ve adaya gelenleri selamlayan Sait Faik Abasıyanık Anıtı
Sait Faik Abasıyanık, öyküleriyle hayatı sadece kaydetmekle kalmamış; ona derin bir şefkat, özgürlük ve insan sevgisi aşılamıştır. Bugün Burgazada'da deniz kokan o sokağa saptığınızda, sadece bir müzeyi gezmiş olmazsınız; usta yazarın o tutkulu ruhuna ve emektar balıkçıların dünyasına misafir olursunuz. Eğer bir gün yolunuz Adalar'a düşerse, kütüphanemizden ve okul sıralarından aşina olduğumuz bu ölümsüz kalemin evine mutlaka uğrayın. Kim bilir, belki de bahçesindeki bankta otururken kulağınıza bir martı çığlığıyla birlikte onun şu felsefesi fısıldanır: "Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey."
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)