İzmir’in Kalbinde Bir Direniş Sembolü: Hasan Tahsin ve İlk Kurşun Anıtı

İzmir İlk Kurşun Anıtı Hasan Tahsin Heykeli
19 Mayıs 1919.. Bu tarihi birazcık tarih bilgisi olan herkes çok iyi bilir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a ayak basmasıyla başlayan Kurtuluş Savaşı süreci sonunda bir millet makus talihini yenmiş, nice zaferler kazanılmış, ülkemizi işgal eden yabancı düşmanlar topraklarımızdan çıkarılmış ve bağımsızlığa kavuşularak Cumhuriyet ilan edilmişti. 

Bu süreçte, süreci sabote etmek, yabancı devletlerin sömürgesi altında yaşamak isteyenler olduğu kadar, yüreği vatan sevgisi ile dolup taşan ve bu uğurda canını veren isimsiz kahramanlarımız da oldu. Bu kahramanlık zincirinin en unutulmaz halkalarından biri de, Milli Mücadele'nin ilk kıvılcımını çakan Gazeteci Hasan Tahsin'di. Ege turunda mola noktamızdan biri olan, İzmir Konak Meydanı'nda, Saat Kulesi'nin hemen yanında yer alan İlk Kurşun Anıtı işte bu tarihi ve asil ruhu günümüze taşıyan en somut nişanedir. 
İzmir İlk Kurşun Anıtı Hasan Tahsin Heykeli
İlk Kurşun Anıtı'nın İthaf Edildiği Hasan Tahsin Kimdir?
Milli Mücadele'nin sembol isimlerinden biri olan gazeteci ve yazar Hasan Tahsin, 15 Mayıs 1919'da, İzmir'in Yunanlar tarafından işgali sırasında, işgal askerlerine ilk kurşunu sıkarak direnişi başlatan kişi olarak tarihe geçmiştir. Gerçek ismi Osman Nevres olan Hasan Tahsin, 1888 yılında Selanik'te doğmuş, ilköğrenimini Selanik'te, Atatürk'ün de okuduğu Şemsi Efendi Okulu'nda tamamlamış, yükseköğrenimini Paris'teki Sorbonne Üniversitesi'nde siyasal bilimler eğitimi üzerine almıştır. 

Paris'te okuduğu dönemde, İtalyanların Trablusgarp'ı işgal etmesini protesto etmek için arkadaşlarıyla birlikte mitingler düzenleyen Osman Nevres, Avrupa medyasında Osmanlı aleyhine yapılan propagandalara karşı yazılar yazarak gerçekleri anlatmaya çalışmıştır. 1913 yılında İstanbul'a dönüp, doğrudan Enver Paşa'ya bağlı olan özel istihbarat ve operasyon teşkilatı Teşkilat-ı Mahsusa'ya giren Osman Nevres, İngiliz istihbarat ajanları Buxton Kardeşler'e suikast düzenlemek üzere Bükreş'e gitmiş, operasyonu gerçekleştirdikten sonra Bükreş'te hapse atılmış, 1916 yılında Bükreş'in Almanlar tarafından alınmasıyla serbest kalarak İstanbul'a dönmüştür. 

Kısa bir süre sonra verem hastalığına yakalanarak tedavi görmek için İsviçre'ye gönderilen Osman Nevres, 1918 yılı başlarında kesin olarak yurda dönmüş, bir süre İstanbul'da kaldıktan sonra İzmir'e yerleşmeye karar vermiş, İzmir'de çıkardığı Hukuk-ı Beşer (İnsan Hakları) gazetesiyle, yaklaşan işgal tehlikesine karşı halkı uyarmaya çalışmıştır. Osman Nevres, 15 Mayıs 1919 tarihinde, 31 yaşında iken, işgal askerleri tarafından rıhtımda süngülenerek şehit edilmiştir. 
İzmir İlk Kurşun Anıtı Hasan Tahsin Heykeli
''Hasan Tahsin'' İsminin Hikayesi
Osman Nevres, 1914 yılında, Osmanlı Devleti aleyhine Balkanlar'da fitne çıkaran ve İngiliz istihbaratı için çalışan Buxton Kardeşler'i etkisiz hale getirmekle görevlendirilmiştir. Bu görev öncesinde deşifre olmaması için, Teşkilat-ı Mahsusa tarafından kendisine, şehit edilen ve çok sevilen bir silah arkadaşı olan Hasan Tahsin'in kimliği ve ismi verilmiştir. Osman Nevres Bükreş'e "Hasan Tahsin" kimliğiyle gitmiş, yakalanıp hapse atıldığında bu ismi kullanmış, yurda döndüğünde bu isimle tanınmış, gazetedeki yazılarını "Hasan Tahsin" imzasıyla yayımlamış ve ölene kadar da bu ismi kullanmıştır. 

"İlk Kurşunun" Sıkılması Olayı
İlk kurşun olayı anlık bir tepki değil aylar süren diplomatik kuşatma ve halkın artan öfkesinin sonucuydu aslında. 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'nın, İtilaf Devletleri'nin Anadolu'da diledikleri yeri, uydurma gerekçelerle işgal etmelerine olanak tanıyan 7. maddesinin İzmir için bahane edilmesi; bölgedeki Hristiyan halkın katledildiği yönünde yayınlanan asılsız raporlar; İngiltere'nin, İzmir'i, güçlü bir İtalya yerine kontrol edebileceği Yunanistan'a verme kararı; kentin 14 Mayıs'ta Yunanlar tarafından işgal edileceğinin bildirilmesi; aynı gece, Bahribaba Parkı (o zamanki Maşatlık) civarında toplanan binlerce İzmirlinin işgali protesto etmesi; Batı Anadolu'nun Yunan toprağı olmasını önlemek için kurulan Redd-i İlhak Cemiyeti'nin, işgalin geçici değil kalıcı bir ilhak olduğunu halka duyurması; mitingde bulunan Hasan Tahsin'in, halkın çaresizliğini ve öfkesini görmesi ilk kurşun olayına zemin hazırlayan faktörler olmuştu.

15 Mayıs 1919 sabahı, Yunan savaş gemileri İzmir Kordon'a yanaşmış, Yunan askerleri, yerli Rumların "Zito" (Yaşasın) tezahüratları eşliğinde karaya çıkmıştır. Yunan askerleri kordon boyunda yürüyüşe geçtiğinde, kalabalığın arasından aniden fırlayan Hasan Tahsin, en önde yürüyen Yunan sancaktarını hedef alarak "Olamaz, olamaz! Böyle ellerini sallaya sallaya giremezler!" diyerek silahını ateşlemiş, bu ilk kurşunla Yunan sancaktarı yere düşmüştür. Tahsin, kurşunu sıktıktan hemen sonra işgalci askerler tarafından şehit edilmiştir. İzmir'in işgali ve sıkılan bu ilk kurşun, Anadolu'da Milli Mücadele'nin fitilini ateşleyen olay olmuştur. İşte, İzmir Konak Meydanı'nda yükselen İlk Kurşun Anıtı bu Milli Direniş'in bir sembolüdür.
İzmir İlk Kurşun Anıtı Hasan Tahsin Heykeli
İlk Kurşun Anıtı
15 Mayıs 1919'da Yunan işgaline karşı ilk kurşunu sıkan gazeteci Hasan Tahsin (Osman Nevres) anısına dikilen İlk Kurşun Anıtı, Hasan Tahsin'in ölüm yıldönümü olan 15 Mayıs 1974 tarihinde, İzmir Gazeteciler Cemiyeti tarafından ortaya atılmış ve tüm Türkiye'den toplanan bağışlarla inşa edilmiştir. Heykel ünlü heykeltıraş Turgut Pura tarafından yapılmış, kaidesi ise mimar Harmi Hotan tarafından tasarlanmıştır. Anıtın heykel kısmı ise bronz, kaidesi mermerdir. Anıt sadece bir kişiyi değil, bir ulusun topluca ayağa kalkışını temsil eder. 

Anıt, Hasan Tahsin Heykeli, kaide ve yan kabartmalar olmak üzere üç ana bölümden oluşur. Anıtın en üst kısmında Hasan Tahsin, üzerinde dönemine uygun sivil kıyafetleri, bir elinde tabancasını ateşlerken, diğer elinde Türk Bayrağını tutarken tasvir edilmiştir. Heykel, denize (Yunan ordusunun geldiği yöne) doğru bakar; bu, düşmana karşı sarsılmaz bir duruşu temsil etmektedir. 

Heykelin kaidesi, yaklaşık 10 metre yüksekliğinde, dikey formda olup, Saat Kulesi ile görsel bir denge kuracak şekilde tasarlanmıştır. Kaidenin bu yüksekliği, olayın görkemini ve milli onuru simgeler.

Kaidenin yan yüzeylerinde bulunan bronz kabartmalar Milli Mücadele'yi, halkın acılarını ve zafer yürüyüşünü anlatmaktadır. Kaidenin denize bakan ön yüz kabartması Milli Direniş Kabartması olup halkın işgale karşı ilk başkaldırısını ve yerel direniş güçlerini; meydana bakan arka yüz kabartması ise Kurtuluş ve Zafer Kabartması olup 9 Eylül'de Türk süvarilerinin İzmir'e girerek bu mücadeleyi zaferle taçlandırmasını simgeler. Bu iki büyük bronz rölyef çalışmanın isimleri, Milli Mücadele'nin başlangıç ve bitiş noktalarını vurgulayacak şekilde belirlenmiştir.
İzmir İlk Kurşun Anıtı Hasan Tahsin Heykeli
İlk Kurşun Anıtı sadece bronzdan ve mermerden oluşan bir yapı değildir, o, bir gazetecinin kalemini bırakıp vatanı için tetiğe uzandığı sarsılmaz iradedir, bir milletin asla sönmeyecek bağımsızlık meşalesidir. O kurşun sıkılmasaydı, Anadolu'daki örgütlenme bu kadar hızlı ve kararlı olmayabilirdi. Hasan Tahsin'in bireysel başkaldırısı sonrası halk, kendi çetelerini ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerini kurmaya başlamıştır. İzmir'in işgali ve ilk kurşun haberinden sonra, tüm Anadolu'da protesto mitingleri (Sultanahmet Mitingleri gibi) düzenlenmiştir. Bu bireysel direniş, Mustafa Kemal'in Samsun'a ayak basmasıyla birlikte düzenli ve sarsılmaz bir orduya dönüşmüştür.

Bu anıt, bağımsızlığın ne büyük bedellerle kazanıldığının sembolüdür. Bugün sahip olduğumuz Cumhuriyet, özgürce soluduğumuz her nefes, o rıhtımdaki ilk kurşunla başlayan eşsiz destanın en kıymetli meyvesidir. İlk Kurşun Anıtı'nı ziyaret etmek bir şehidi anmak değil, Cumhuriyet'e giden yolda canını siper eden tüm isimsiz kahramanların ruhuna bir saygı duruşunda bulunmaktır. Ruhun şad olsun Hasan Tahsin, selam olsun istiklal uğruna can veren isimsiz kahramanlara...