Hierapolis Antik Kenti-Tarihi, Gezilecek Yerler ve Ziyaret Bilgileri

Arkamda yükselen sütunlar, MS 3. yüzyılda antik dünyanın spor ve kültür merkezi olan Cimnazyum (Gymnasium) binasına ait
Arkadaş grubumla çıktığım Batı Ege Turunda 3 günde birçok yeri ziyaret ettim. Bazen bir günde iki üç tur noktası gezdiğimiz oldu. Gezip gördüğüm yerlere dair Cezayirli Gazi Hasan Paşa (Aslanlı Paşa) Anıtı, İzmir Atatürk Maskı, İzmir İlk Kurşun Anıtı, İzmir Saat Kulesi, Alaçatı, Didim Apollon Tapınağı, Eski Doğanbey KöyüDoğanbey Ziyaretçi ve Tanıtım Merkezi ile Şirince yazılarımı mavi renkli bağlantılara tıklayarak okuyabilirsiniz.

Denizli ilinin Pamukkale ilçesinde bulunan Hierapolis Antik Kenti ve Pamukkale Travertenleri ile Batı Ege turu yazı dizimin sonuna yaklaşıyorum. Travertenler ayrı bir yazı konusu olduğundan bugün sadece; arkeoloji literatüründe, tapınaklarının çokluğu sebebiyle "Holy City" (Kutsal Kent) olarak anılan Hierapolis Antik Kenti'nden bahsedeceğim. Sadece şifalı termal sularıyla değil, köklü geçmişiyle de tarih boyunca Akdeniz dünyasının en önemli merkezlerinden biri olan ve Frigya bölgesinde yer alan antik kentin tarihini, içindeki yapıları ve ziyaret bilgilerini merak ediyorsanız, bol fotoğraflı bir gezi rehberi sizi bekliyor.
Pamukkale Hierapolis Antik Kenti'nin günümüze ulaşan anıtsal Kuzey Bizans Kapısı
Geniş bir araziye yayılan Hierapolis Antik Kenti'ni rahatça gezebilmek için sürekli hizmet veren ücretli gezi araçları
Cehennem Kapısı'ndan Kentin Doğuşu (MÖ VI-III. Yüzyıl)
Bölgedeki ilk yerleşim izleri MÖ VI. yüzyıla, hatta alanda bulunan obsidyen alet parçalarının işaret ettiği tarih öncesi (prehistorik) dönemlere kadar uzanmaktadır. Burası, travertenlerden çok daha önce, yer altından fışkıran gizemli gazlarla tanınıyordu.

Kent henüz kurulmadan önce bölgedeki Frig kabileleri, "Ploutonion" (Cehennem Kapısı) olarak bilinen ve yer altından zehirli gaz (karbondioksit) salgılayan bir mağaranın etrafında toplanıp ayinler düzenliyorlardı. Antik çağ insanı için bu gaz, yer altı tanrısı Plouton'un (Hades) nefesiydi. Bu ölümcül gazı yeraltı tanrılarının bir işareti sayan topluluklar için mağara kutsal bir alandı, bu nedenle alanın etrafına ilk tapınaklar kurulmaya başlandı.
Hierapolis Antik Kenti bilgilendirici yön tabelaları
 Hierapolis Arkeoloji Müzesi binası olarak hizmet veren, MS 2. yüzyılda inşa edilmiş olan Büyük Roma Hamamı kompleksi
Hiera'dan Hierapolis'e Kentin Kuruluşu (MÖ II. Yüzyıl)
Hierapolis, sistemli bir kent formuna MÖ II. yüzyılın başlarında kavuştu. Bergama Kralı II. Eumenes, bölgedeki hakimiyetini güçlendirmek için buraya, cetvelle çizilmiş gibi düzgün sokaklardan ve birbirini kesen geniş caddelerden oluşan, ızgara planlı anıtsal bir kent inşa ettirdi. Bu yeni yerleşime, Bergama'nın kurucusu Telephos'un, güzelliğiyle bilinen eşi Hiera'ya atfen "Hierapolis" adı verildi.

Siyasi dengelerin değiştiği bu geçiş sürecinde şehir, MÖ 133'te son Bergama Kralı III. Attalos'un vasiyeti üzerine Roma Cumhuriyeti'ne devredildi ve yasal olarak Kibyra'nın başkentlik ettiği idari yönetim bölgesi içinde yer aldı.
Hierapolis Arkeoloji Müzesi'nin ana giriş kapısı
Hierapolis Arkeoloji Müzesi'nin (Büyük Roma Hamamı) arka bahçe sergi alanı
Roma'nın Sosyetik Şehri ve Altın Çağ (MS I-III. Yüzyıl)
MS 60 yılında yaşanan çok büyük bir depremle tamamen yıkılan Hierapolis, İmparator Nero ve sonraki Flaviuslar döneminde yeniden inşa edildi. Helenistik Döneme ait dokusunu tamamen kaybeden kent, Roma İmparatorluğu'nun desteğiyle, mermer işçiliğinin anıtsal ihtişamıyla yeniden doğarak tipik bir Roma kenti görünümü kazandı.

Şehir, termal su kaynaklarının tedavi edici gücüyle İmparatorluğun en popüler şifa ve sağlık merkezi haline geldi. Antik dünyanın dört bir yanından gelip şifa arayanlar bu "beyaz cennete" akın etti. Bu sayede Hierapolis, tarihinin en refah dolu ve hareketli "altın çağını" yaşadı; metal işleme, taş oymacılığı ve özellikle halı, kilim gibi tekstil dokuma alanında büyük bir küresel ticari güce ulaştı. Bugün ayakta olan devasa antik tiyatro, Frontinus Kapısı, büyük hamam kompleksleri ve binlerce lahit barındıran geniş Nekropol alanı bu altın çağın eserleridir.
Hierapolis Arkeoloji Müzesi'nin iç sergi salonlarına giriş noktası
Antik Havuz ve müze kompleksi yakınında yer alan Müze Mağazası
Kleopatra Havuzu'nun Efsanesi
Hierapolis Ören Yeri'nin tam merkezinde yer alan Antik Havuz, sadece şifalı sularıyla değil, Roma Döneminden bu yana kulaktan kulağa aktarılan büyüleyici hikayeleriyle de antik dünyanın en gizemli noktalarından biridir. Popüler efsaneye göre, güzelliğiyle tarihe yön veren Mısır Kraliçesi Kleopatra, bu suların ününü duyarak şehre gelmiş ve meşhur güzelliğini bu kaynağa borçlu olduğunu ilan etmiştir. Bu büyüleyici anlatı nedeniyle alan, yüzyıllardır halk arasında "Kleopatra Havuzu" olarak anılmaktadır.

Ancak havuzun gerçek ve bilimsel oluşum hikayesi en az efsanesi kadar büyüleyicidir. Havuz, aslında Kleopatra'nın ölümünden yaklaşık 700 yıl sonra, MS 7. yüzyılda yaşanan yıkıcı bir deprem neticesinde meydana gelmiştir. Depremin kent merkezinde açtığı büyük çatlağa yer altından fışkıran 36 derece sıcaklıktaki termal sular dolmuş, hemen yandaki sivil agora ve Apollon Tapınağı kompleksine ait anıtsal mermer sütunlar da bu suyun içine devrilmiştir. Böylece doğa, tarihle suyun iç içe geçtiği benzersiz bir açık hava hamamı yaratmıştır.

Antik Çağ insanları tarafından bir "gençlik çeşmesi" olarak kabul edilen bu havuz, Roma Döneminden itibaren Akdeniz dünyasındaki binlerce insanı, soyluları ve kralları şifa bulma umuduyla buraya çekmiştir. Günümüzde de ziyaretçiler, yüzyıllar öncesinin yıkıntıları ve orijinal Roma sütunları arasında yüzerek bu ölümsüz atmosferi deneyimlemeye devam etmektedir.
Hierapolis Antik Kenti bilgilendirici yön tabelaları
Hierapolis Antik Kenti'nin MS 3. yüzyıla tarihlenen anıtsal Tritonlu Çeşme (Nymphaeum of the Tritons) kalıntıları
Hristiyanlığın İnşası ve Hac Merkezine Dönüşüm (MS IV-XII. Yüzyıl)
MS 80 yılında, Hz. İsa'nın en yakın dostlarından Aziz Philippus'un, Hristiyanlığın tohumlarını serpmek için geldiği bu kentte öldürülmesi, burayı Hristiyanlık dünyası için bir dönüm noktası yaptı. Aziz Philippus ve ardından MS II. yüzyılda piskoposluk yapan Papias ile Apollinarius, şehirde yaygın olan yerel Viper (Engerek Yılanı) dini kültüne karşı büyük bir inanç mücadelesi verdiler.

MS IV. yüzyılda Hristiyanlığın resmi din kabul edilmesiyle birlikte kent, pagan bir şifa merkezinden tek tanrılı dinin kutsal bir kalesine dönüştü. Hierapolis, Doğu Roma (Bizans) idaresinde büyük bir dini merkez haline gelerek Metropolis (Piskoposluk Merkezi) unvanını aldı. Şehit edilen Aziz Philippus adına tepede sekizgen planlı anıtsal bir Martyrion (Anıt Mezar) ve kiliseler inşa edildi, böylece kent, Hristiyan dünyası için önemli bir hac rotası haline geldi.
Antik Havuz kompleksinin girişinde yer alan kafe ve Hierapolis harita panosu
 MS 3. yüzyıl Roma Dönemi Hierapolis kent planı
Terk Ediliş ve Sessizliğe Gömülme (MS XII-XIV. Yüzyıl)
MS 616 yılında yaşanan çok şiddetli bir deprem, Pers akınları ve ardı arkası kesilmeyen sarsıntılar kente büyük zarar verdi. Bu yıkımdan sonra şehir küçülmüş; sadece tiyatro, hamam ve katedral çevresine surlar çekerek korunmaya çalışmıştır.

Kent kimliğini yavaş yavaş kaybederek kırsallaşan Hierapolis, XII. yüzyılın sonlarında Anadolu Selçuklu Devleti'nin egemenliği altına girdi. Türk boylarının bölgeye yerleşmesi ve kentin bembeyaz görüntüsü nedeniyle "Pamukkale" adını alan yerleşim, MS XIV. yüzyılda meydana gelen son yıkıcı depremle tamamen terk edildi. Bu süreçten sonra, travertenlerden akan kalsiyumlu sular tüm kenti yavaş yavaş beyaz bir kireç tabakasıyla kapladı.
Hierapolis Antik Kenti Apollon Tapınağı kutsal alanı içerisinde yer alan antik kalıntılar
Geçmişte kehanet merkezi olarak da kullanılan, kentin baş tanrısı Apollon'a adanan tarihi Apollon Tapınağı kalıntıları
Toprağın Altından Dünya Mirasına (Modern Dönem)
Yüzyıllar süren sessizlik, 19. yüzyılın sonlarında son buldu ve bembeyaz kireç zırhının altından kent yeniden gün yüzüne çıkmaya başladı. Alandaki ilk bilimsel kazılar 1887 yılında Alman arkeologlar tarafından başlatıldı. 1957 yılından itibaren ise İtalyan ve Türk uzmanların çalışmalarıyla kentin altındaki köklü tarih ortaya çıkarıldı.

Sahip olduğu benzersiz jeolojik oluşumlar ve paha biçilemez tarihi kalıntılar nedeniyle 1988 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi'ne hem doğal hem de kültürel miras olarak kaydedilen Hierapolis; travertenlerin altındaki görkemli tiyatrosu, dev lahitleri ve sütunlu yolları ile bugün Türkiye'nin en çok ziyaret edilen ören yerlerinden biridir.
Roma Dönemi mimarisinin en görkemli örneklerinden olan tarihi Hierapolis Antik Tiyatrosu
Çökelez Dağı'nın yamaçlarına kurulmuş Hierapolis Antik Tiyatrosu'nun taş döşeli, geniş, hafif yokuş yukarı dikleşen yürüyüş yolu
Hierapolis'in Sınırları ve Mimari Tasarımı
Pamukkale'nin bembeyaz traverten sırtlarında yükselen Hierapolis Antik Kenti, antik mühendisliğin ve şehir planlamasının ulaştığı muazzam boyutları gözler önüne serer. Antik dünyanın en planlı metropollerinden biri olan kent; çevresindeki yasal koruma sınırları, traverten sahası ve devasa mezarlık kompleksleriyle birlikte toplam 1.077 hektarlık (yaklaşık 10.7 milyon metrekare) geniş bir araziyi kaplar. Kentin sadece surlarla çevrili ana şehir çekirdeği ise yaklaşık 1.000 metre uzunluğunda ve 800 metre genişliğinde bir dikdörtgeni andırır. Kentin bu kadar geniş bir alana yayılmasının en büyük sebebi, antik dünyanın dört bir yanından şifa bulmaya gelen ancak burada vefat eden insanlar için inşa edilen geniş mezarlık (Nekropol) alanlarıdır.

Bu muazzam genişlikteki arazide yükselen şehrin bugünkü yerleşim planı, MS 60 yılında yaşanan o büyük ve yıkıcı depremin ardından Roma imparatorlarının desteğiyle sıfırdan çizilmiştir. Roma mimarları şehri "ızgara plan" adı verilen geometrik bir düzene göre yeniden inşa etmiştir. Kentte tüm sokaklar birbirine paralel uzanır ve birbirini dik açılarla keser. Kusursuz bir mühendislikle tasarlanan bu yerleşim şemasının ana hatlarını; 14 metre genişliğindeki anıtsal Frontinus Caddesi (Ana Cadde), giriş-çıkışları kontrol eden kuleli anıtsal giriş kapıları, hamam ve pazar yeri gibi kamu ve sosyal yaşam alanları, yamaçlara çekilen kültür ve inanç tepesi ile surların dışına taşan muazzam Nekropol alanları oluşturur.
Yapımı yaklaşık 150 yıl sürmüş, benzersiz eğimi, mimarisi ve mükemmel akustiğiyle 50 sıralı ve 12 bin kapasiteli Hierapolis Antik Tiyatrosu
Hierapolis Antik Tiyatro'sunun mitolojik kabartmalar ve heykellerle süslü görkemli sahne binası
Kuzey Giriş Kapısından Adım Adım Sıralı Gezi Rotası
Pamukkale Hierapolis Ören Yeri'ne bugün ziyaretçilerin en çok tercih ettiği ve turların da ana başlangıç noktası olan Kuzey Kapısı (Nekropol Girişi) üzerinden girdiğinizde, ana yürüyüş yolunu takip ederek sırasıyla şu yapıları görebilirsiniz:

1. Kuzey Nekropolü: 1.200'den fazla lahit, tümülüs ve ev tipi aile mezarıyla antik dünyanın günümüze ulaşmış en büyük ve en etkileyici mezarlık alanıdır. Ünlü Tüccar Flavius Zeuxis'in mezarı da buradadır.
2. Hamam-Kilise: Kentin dış sınırında yer alan, orijinalinde mermer kaplı görkemli bir Roma hamamıyken MS 6. yüzyılda Hristiyanlığın yayılmasıyla anıtsal bir kiliseye dönüştürülen ilginç bir yapıdır.
3. Şehir Dışındaki Tiyatro: Kent surlarının oldukça uzağındaki yamaçta konumlanan, Hierapolis'in erken dönem eğlence ve gladyatör kültürüne ev sahipliği yapmış, kazı çalışmaları süren daha az bilinen tiyatro kalıntısıdır.
4. Frontinus Kapısı: İmparator Domitianus anısına inşa edilen, üç kemerli anıtsal yapısı ve kuleleriyle antik dönemde kente kuzeyden girenleri karşılayan görkemli ana giriş kapısıdır.
5. Umumi Tuvalet (Latrina): Geniş bir kanalizasyon şebekesi üzerine kurulu, yan yana dizilmiş mermer oturakları ve önünden geçen temiz su kanalıyla Roma Döneminin gelişmiş mühendislik ve sosyal yaşam kültürünü yansıtan yapıdır.
6. Triton Çeşmesi: Frontinus Caddesi üzerinde yer alan, adını deniz tanrısı Triton kabartmalarından alan, heykellerle süslü devasa havuz duvarıyla kentin en görkemli su mimarisi örneklerindendir.
7. Agora: Frontinus Caddesi'nin hemen doğusunda yer alan, antik dünyada halı, kilim ve mermer ticaretinin kalbinin attığı devasa pazar yeridir.
8. Frontinus Caddesi: Sütunlu revakları, geniş taş döşemeleri ve altından geçen devasa kanalizasyon sistemiyle antik Hierapolis hayatının ve ticaretinin aktığı 14 metre genişliğindeki ana caddedir.
9. Tapınak Çeşmesi (Nymphaeum): Apollon Tapınağı kutsal alanı sınırlarında yer alan, MS 3. yüzyılda kentin su dağıtım şebekesinin ana merkezi olarak inşa edilmiş anıtsal bir çeşme kompleksidir.
10. Apollon Tapınağı: Geçmişte kehanet merkezi olarak kullanılan, kentin baş tanrısı Apollon'a adanan, Helenistik temeller üzerine Roma Döneminde podyumlu olarak inşa edilmiş ana inanç merkezidir.
11. Plutonium (Cehennem Kapısı): Mağarasından sızan ölümcül karbondioksit gazı nedeniyle antik çağda "yeraltı dünyasına geçiş kapısı" kabul edilen, tanrı Hades ve Kerberos heykelleriyle ünlü mistik kutsal alandır.
12. Tiyatro: Yamaca yaslanmış konumu, muazzam akustiği ve mitolojik sahnelerin işlendiği sahne kabartmalarıyla Anadolu'nun en iyi korunmuş Roma tiyatrolarındandır.
13. Büyük Hamam (Arkeoloji Müzesi): MS 2. yüzyıla tarihlenen çok büyük tonozlu salonları ve mermer bloklarıyla antik kentin en büyük yıkanma kompleksi olup, günümüzde zengin lahit koleksiyonunun sergilendiği müze binasıdır.
14. Gymnasium: Atletlerin, güreşçilerin ve filozofların hem bedensel hem de zihinsel eğitim aldığı, anıtsal sütunlu avlusuyla Roma Döneminin spor ve eğitim merkezidir.
15. Güney Roma Kapısı: Kent surlarının güney ucunda yer alan, Bizans kapısıyla iç içe geçmiş yapısıyla şehri güney yönünden gelen tehlikelere karşı koruyan stratejik bir savunma ve geçiş kapısıdır.
16. Aziz Philippus Martyrionu: Hz. İsa'nın 12 havarisinden biri olan Aziz Philippus'un şehit edildiği tepeye inşa edilmiş sekizgen planlı anıtsal erken dönem Hristiyanlık yapısıdır.
 Hierapolis Antik Tiyatrosu'nun en üst oturma sıralarından görülen panoramik ören yeri manzarası
Hz. İsa'nın 12 havarisinden biri olan Aziz Philippus'un şehit edildiği ve anısına inşa edilen yapılar topluluğu olan Aziz Philippus Kutsal Alanı
Antik Kent İçindeki Ulaşım / Rehber ve Sosyal İmkanlar
Pamukkale Hierapolis Antik Kenti, bin hektarı aşan geniş arazisi sebebiyle yürüyerek gezilmesi oldukça yorucu olan bir ören yeri. Bu nedenle alan içerisinde ziyaretçilerin konforlu bir şekilde keşif yapmasını sağlayacak kent içi ulaşım ve rehberlik hizmetleri sunuluyor.

- Servis ve ring dolmuşlar: Özellikle yaz aylarında Denizli sıcağında uzun saatler yürümek istemeyenler için servis ve ring dolmuşları şeklinde iki farklı araçlı alternatif bulunuyor: Kuzey Kapısı'ndan (Nekropol Girişi) giriş yapanlar için travertenlerin başladığı orta alana kadar düzenli ring seferleri yapan servis araçları mevcut. Bu araçlar, cüzi bir ücret karşılığında yaklaşık 2-2,5 kilometrelik Nekropol yolunu hızlıca geçmenizi sağlıyor. Kent merkezindeki Antik Havuz çevresinde veya kapı girişlerinde bulunan, ortalama 5 kişilik kapasiteye sahip, sürücülü ya da saatlik olarak kiralanabilen akülü golf arabaları da bir diğer alternatif olarak hizmet veriyor.

- Sesli rehber: Kuzey ve Güney giriş kapılarındaki gişelerden veya Hierapolis Arkeoloji Müzesi girişinden kulaklıklı sesli rehber cihazları kiralanabiliyor. Bu cihazlar sayesinde, haritada numaralandırılmış her yapının önüne geldiğinizde, o yapının resmi ve doğrulanmış tarihini kendi dilinizde dinleyebiliyorsunuz. Ayrıca ören yeri içindeki tüm anıtsal yapıların önünde bilgilendirme tabelaları yer alır. Bu tabelalardaki QR kodları telefonunuza okutarak yapıların üç boyutlu canlandırmalarına ve resmi tarihçelerine ücretsiz olarak ulaşabiliyorsunuz.

- Yeme içme yerleri: Hierapolis Antik Kenti'nin tam merkez kalbinde yer alan Antik Havuz (Kleopatra) Kafeteryası, Büyük Roma Hamamı (müze) kompleksinin hemen çıkış bölümünde yer alan Hierapolis Arkeoloji Müzesi Kafeteryası ve hem Kuzey hem de Güney giriş kapılarında (bilet gişelerinin bulunduğu alanlarda) konumlanan küçük büfeler yeme içme hizmeti veriyor.
Antik çağda yeraltı dünyasının girişi kabul edilen Ploutonion (Cehennem Kapısı) bilgilendirme panosu
Orijinali Hierapolis Arkeoloji Müzesi kapalı sergi salonlarında muhafaza edilen, aslına uygun olarak lazer tarama ve 3D yazıcı teknolojisiyle üretilen tanrı Hades (Plouton) heykeli, üç başlı cehennem köpeği Kerberos ve yer altı dünyasını simgeleyen sarmal yılan replikaları
Hierapolis Antik Kenti Ziyaret Bilgileri
- Giriş Ücretleri: Hierapolis Ören Yeri ve Hierapolis Arkeoloji Müzesi girişleri MüzeKart sahipleri için tamamen ücretsiz. Ayrıca 18 yaş altı ve 65 yaş üstü T.C. vatandaşları, engelliler ve refakatçileri için de ören yeri girişlerinde ücret alınmıyor. Hierapolis Arkeoloji Müzesi'nin hemen üst tarafında ve beyaz traverten teraslarının bitişiğinde yer alan Antik Havuz (Kleopatra Havuzu) alanına girmek ve çevresinde dolaşmak ücretsiz; ancak havuzun şifalı termal suyunda yüzmek isteyen ziyaretçiler için ayrıca bir havuz kullanım ücreti uygulanıyor. Alanın muazzam büyüklüğü nedeniyle kapılar ile tarihi noktalar arasında sürekli hizmet veren elektrikli gezi araçları ile sesli rehberlik hizmetleri de ekstra ücrete tabi. Antik kenti ve ışıklandırılmış tiyatroyu akşam saatlerinde de keşfetmek isteyen yerli ziyaretçiler için ise 200 TL ek bilet ücretiyle "Gece Müzeciliği" imkanı sunuluyor.

- Ziyaret Saatleri: Haftanın her günü ziyarete açık olan Hierapolis Antik Kenti'nin kapıları ve birimleri, mevsimsel yoğunluğa ve giriş yapılacak kapı noktasına göre değişiklik gösteriyor:
-Yaz Sezonu (1 Haziran-30 Eylül): Güney Kapısı 06:30–21:00 saatleri arasında; Kuzey Kapısı, Yaya Yolu ve Antik Havuz ise 08:00–21:00 saatleri arasında ziyarete açık.
-Kış Sezonu (1 Kasım-29 Şubat): Güney Kapısı 06:30–18:00 saatleri arasında; Kuzey Kapısı, Yaya Yolu ve Antik Havuz ise 08:00–18:00 saatleri arasında hizmet veriyor.
-Ara Dönemler (1 Mart-31 Mayıs ve Ekim Ayı): Güney Kapısı 06:30–20:00 saatleri arasında; Kuzey Kapısı, Yaya Yolu ve Antik Havuz ise 08:00–20:00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.
Antik Havuz meydanındaki taş blokların arasında bulunan ve alana sonradan eklen neoklasik tarzdaki döküm çeşme
Antik Havuz meydanından yürüyüş yollarına uzanan alanda, Dinamit Tepesi'nden havalanıp süzülen yamaç paraşütü
Hierapolis Ören Yerini Gezerken Bilinmesi Gerekenler
Ören yerinin tarihi caddeleri, patikaları ve antik tiyatro yokuşu engebeli olduğu için yürüyüşe uygun, kaymaz tabanlı spor ayakkabılar tercih edin. Ancak beyaz travertenlerin bulunduğu özel koruma alanına zarar vermemek adına bu bölgede yürürken ayakkabı ve çorap giymek kesinlikle yasak. Bu nedenle traverten geçişi sırasında ayakkabıları elde taşımak yerine sırtta taşınabilecek rahat bir sırt çantası bulundurun. Şifalı termal sularıyla ünlü tarihi Antik Havuz'da (Kleopatra Havuzu) yüzmeyi düşünüyorsanız ören yerine gelmeden önce çantanıza mayo, havlu ve terlik eklemeyi unutmayın. 

Antik kent genelinde ağaçlık ve gölgelik alanlar son derece sınırlı. Özellikle yaz aylarında açık havada uzun saatler yürüneceği için güneş çarpmasından korunmak adına şapka, güneş gözlüğü ve yüksek faktörlü güneş kremi kullanılın. Ayrıca yürüyüş rotası üzerinde susuz kalmamak için yanınıza bol miktarda içme suyu alın.

Hierapolis, binlerce yıllık yapılarıyla devasa bir alana yayıldığından gezinin en az 4-5 saatinizi alacağını unutmayın. Antik tiyatroya, müzeye ve antik havuza en hızlı şekilde ulaşmak için Güney Kapısı'nı; binlerce tarihi lahitin yer aldığı geniş Kuzey Nekropolü'nü adımlayarak kente giriş yapmak için ise Kuzey Kapısı'nı tercih edin.

Yazar Notu: Hierapolis Antik Kenti bin hektarı aşan sınırlarıyla öylesine uçsuz bucaksız bir alana yayılmış ki tek bir ziyarette gezmek, mimari yapıları ve tüm kalıntıları görmek ve fotoğraflamak maalesef mümkün olmadı. Benim kadrajıma sığmayan ve zaman darlığından tam olarak keşfedemediğim gizemli noktaları bizzat yerinde deneyimlemek, bu anıtsal kenti kendi adımlarınızla gezip görmek için mutlaka rotanızı buraya çevirmelisiniz. Bir sonraki blog yazımda, bu zengin mirasın en özel parçalarına yakından bakacağız. Takipte kalmayı unutmayın.