Kayser Dağı yamaçlarına yayılan tarihi Şirince evleri
İzmir merkeze yaklaşık 85 kilometre, Selçuk ilçesine ise 8 kilometre mesafede yer alan Şirince'ye ilk kez ailemle 2017 yılında, tatil yapacağımız yere gitmeden önce uğramış ve bir gün konaklamıştık. Ege'nin bu "şirin" kasabasına bu sefer arkadaş grubumla, Batı Ege turunun bir parçası olarak geldim. Bu seyahatimde bu zamana kadar adımladığım, fotoğrafladığım ve rehberlerini hazırladığım Cezayirli Gazi Hasan Paşa (Aslanlı Paşa) Anıtı, İzmir Atatürk Maskı, İzmir İlk Kurşun Anıtı, İzmir Saat Kulesi, Alaçatı, Didim Apollon Tapınağı, Eski Doğanbey Köyü ile Doğanbey Ziyaretçi ve Tanıtım Merkezi hakkındaki gezi yazılarıma, üzerlerindeki bağlantılara tıklayarak ulaşabilirsiniz.
İzmir'in Selçuk ilçesine bağlı olan ve zeytinliklerle çevrili bir dağ yamacında yer alan Şirince, sosyal medyanın en gözde rotalarından biri. Öyle ki köy 2012 yılında Maya takvimine göre dünyada kıyametin kopmayacağı iki güvenli noktadan biri ilan edilerek küresel bir çılgınlığa sahne olmuştu. Peki, bu gizemli geçmişe sahip köy gerçekten anlatıldığı kadar şirin mi, yoksa popüler kültürün abarttığı bir turist tuzağı mı? Kararsız kaldıysanız gelin, Şirince'nin gerçek yüzünü keşfetmeden önce tarihine kısa bir göz atalım.
Şirince'nin amfitiyatro şeklindeki geleneksel yerleşim dokusu ve yeşil vadi manzarası
Antik Dönem ve Tanrıların Doğuşu
Şirince'nin geçmişi çok köklü bir tarihsel arka plana sahip. Antik Çağ kaynaklarında Şirince ve çevresi, Efes (Ephesos) Antik Kenti'nin arka bahçesi olarak yer alır. Köyün arkasında yükselen dağlık kütle, antik dönemde Solmissos Dağı (bugünkü Aladağ) olarak adlandırılırdı. Strabon gibi antik coğrafyacıların metinlerinde bu bölge, mitolojik öykülerin sahnesi ve kutsal ayinlerin yapıldığı yer olarak geçer.
Mitolojiye göre burası; Tanrıça Leto'nun kıskanç Hera'dan kaçarak ikiz çocukları Apollon ve Artemis'i doğurduğu, Kuretler adlı yarı tanrıların ise kalkan sesleriyle doğum çığlıklarını gizleyerek kutsal ayinler yaptığı yerdi. Köyün çevresinde ve su kaynaklarının yakınlarında bulunan Helenistik ve Roma Dönemi'ne ait yapı kalıntıları ile su kemerleri de buranın Efes'in tarım ve su ihtiyacını karşılayan önemli bir kırsal yerleşim olduğunu doğruluyor.
Şirince'nin otantik kafelerinden vadiye ve tarihi dokuya açılan panoramik bir bakış
Bizans ve Erken Osmanlı Dönemi
14. yüzyılda Efes Limanı'nın dolması ve Ayasuluk (Selçuk) bölgesinin Türklerin eline geçmesiyle, bölgedeki Hristiyan nüfus daha güvenli ve korunaklı olan bu dağ köyüne çekilmeye başlar. Osmanlı resmi devlet kayıtlarında köyün adı Kırkınca, Kirkice veya Çirkince biçimlerinde geçer. 16. ve 17. yüzyıl Osmanlı arşiv belgeleri, köyün tamamen gayrimüslim halk tarafından iskan edildiğini; zeytinyağı, ipekböcekçiliği ve şarap üretimi üzerinden vergilendirildiğini gösterir.
Çirkince Hikayesi
Köyün asırlarca "Çirkince" olarak anılmasının arkasında hem stratejik hem de mizahi bir neden yatar. Yerel anlatılara göre, köyün Osmanlı Dönemi'ndeki Rum sakinleri; dış dünyadan izole, huzurlu ve kendi hallerinde bir yaşam sürerdi. Ovalardaki sıtma salgınlarından, eşkıya baskınlarından ve yabancıların istilasından korunmak için köylerinin adını soranlara kasıtlı olarak "Çirkince" yanıtını verirlerdi. Böylece buranın cazibesini gizlemeyi ve meraklı gözleri köyden uzak tutmayı amaçlıyorlardı. Ancak bu isim stratejisi 19. yüzyılda, İzmir-Aydın demiryolunun Selçuk'tan geçmesiyle son buldu.
Pembe zakkum çiçekleriyle süslenmiş Şirince'nin Arnavut kaldırımlı taş sokakları
19. Yüzyıl: Altın Çağ
Şirince, en parlak dönemini 19. yüzyılda yaşadı. İngiliz Demiryolu'nun Selçuk'tan geçmesi, köyün ürettiği ürünlerin İzmir Limanı üzerinden dünyaya açılmasını sağladı. 19. yüzyılın sonunda köyü ziyaret eden seyyahlar; burada 1000'den fazla hane olduğunu, iki büyük kilise ile modern Rum okullarının bulunduğunu yazmıştır. Bugün köyde hayranlıkla izlediğimiz taş işçiliğiyle yapılan evlerin neredeyse tamamı, işte bu refah döneminde inşa edilmiştir.
20. Yüzyıl: Mübadele ve İsim Değişimi
Köyün çehresi, I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'nın ardından kökten değişti. 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması'nın "Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi" maddesi uyarınca, köyün asırlık Rum sakinleri Yunanistan'a göç etti. Onların yerine ise Selanik, Kavala ve Provasta'dan gelen Türk göçmenler yerleştirildi. Cumhuriyet Arşivleri'ndeki kayıtlara göre köyün resmi adı uzun süre "Çirkince" olarak kaldı. 1920'lerin sonunda İzmir Valisi Kazım Dirik'in köyü ziyareti ve buranın potansiyelini görmesiyle, resmi yazışmalar neticesinde köyün adı "Şirince" olarak tescil edildi.
Sarmaşıklarla kaplı taş evlerin ve yerel hediyelik eşya tezgahlarının süslediği Şirince sokakları
2012 Maya Kehaneti ve Şirince
Şirince'nin modern popüler kültür tarihinin en unutulmaz dönemi hiç şüphesiz 2012 yılıydı. Maya takviminin 21 Aralık 2012'de sona ermesiyle dünyanın büyük bir kıyametle sarsılacağına inanan binlerce insan, kendilerine sığınacak güvenli bir liman aradı. İnanca göre, yaydığı pozitif enerji dalgası nedeniyle dünyada bu felaketten etkilenmeyecek sadece iki yer vardı: Fransa'daki Bugarach köyü ve İzmir'in sakin dağ köyü Şirince.
Bu kehanet, köyü bir gecede dünya medyasının odak noktası haline getirdi. 21 Aralık günü yaklaştıkça Şirince; yerli ve yabancı turistlerin, kıyamete inananların, habercilerin ve hatta Tom Cruise gibi Hollywood yıldızlarının geleceği dedikodularıyla tam bir panayır alanına döndü. Köydeki oteller fahiş fiyatlara rağmen aylar öncesinden doldu; restoranlar "Kıyamet Çorbası" ve "Son Akşam Yemeği Menüsü" gibi yaratıcı konseptler sattı. 22 Aralık sabahı dünya her zamanki gibi dönmeye devam ettiğinde ise geriye, artık tüm dünyanın adını ezbere bildiği küresel bir turizm markası olan Şirince kaldı.
Geleneksel taş mimarisi, ahşap pencereleri ve cumbalarıyla öne çıkan tarihi Şirince evleri
Şirince Evleri ve Köyün Yapısı
Dağların arasına gizlenmiş bir vadi yamacına kurulan köy, adeta bir amfitiyatro gibi yükseliyor. 19. yüzyılda inşa edilen ve yamaçlara nizami bir şekilde dizilmiş olan bu asırlık Rum evlerinin en büyük özelliği, hiçbirinin diğerinin manzarasını, ışığını ve güneşini kapatmaması. Genellikle iki katlı olan ve kalın taş duvarlardan oluşan bu yapılar kışın sıcak, yazın ise serin kalıyor. Evlerin dış cephesindeki beyaz kireç sıva, ahşap pencereler ve otantik cumbalar köye o masalsı havasını veriyor.
Köyün kalbi sayılan alt bölgedeki çarşı ve meydan, günlük hareketliliğin merkezi konumunda. Bu meydandan yukarıya doğru tırmandıkça başlayan sokaklar ise tamamen taşlarla örülmüş olup adeta bir labirenti andırıyor. Bu taş yollar, kış aylarında yağan yağmur sularının yamaçtan hızla akıp gitmesini sağlıyor. Sokakların genişliği geçmişte sadece yüklü bir binek hayvanının geçebileceği ölçüde tutulduğundan, köyün içine motorlu araçlar giremiyor. Taş duvarlardan sarkan begonviller ise bu dar yollara bambaşka bir renk katıyor.
Şirince mimarisinin simgesi olan ahşap panjurlu, cumba çıkmalı asırlık bir Rum evi
Şirince'de Gezilecek Yerler
Şirince'nin taş sokakları kadar köyün köklü geçmişine tanıklık eden bazı simge yapıları da görülmeye değer. İşte Şirince'de es geçmemeniz gereken o duraklar:
-St. John Baptist Kilisesi (Aziz Yuhanna Kilisesi): Köyün güney yamacında yükselen ve 1805 yılında inşa edilen bu kilise, Şirince'nin en görkemli tarihi yapılarından birisidir. Bahçesindeki dilek havuzu, asırlık dilek ağacı ve altındaki şarap mahzeniyle ziyaretçileri büyüleyen yapının en güzel yanı; köyün o amfitiyatro şeklindeki yerleşimini en net açıyla görebileceğiniz harika bir seyir terasına sahip olmasıdır.
-St. Demetrius Kilisesi (Aziz Dimitrios Kilisesi): Köyün hemen girişindeki kuzey yamaçta yer alan bu kilise, St. John Baptist'e kıyasla daha az restore edilmiş olsa da ahşap işçilikleri ve zamana meydan okuyan tavan freskleriyle kalabalıktan biraz daha uzak, sakin bir atmosfer arayanlar için ideal bir noktadadır.
-Tarihi Taş Mektep (Şirince Artemis Medresesi): 19. yüzyılın sonlarında Rum okulu olarak inşa edilen ve Cumhuriyet Dönemi'nde uzun yıllar ilkokul olarak hizmet veren bu taş bina, günümüzde müze-restoran konseptiyle hizmet veriyor.
-Tarihi Köy Pazarı ve Çarşı: Meydandan başlayıp yukarıya doğru uzanan çarşı; yerel kadınların el emeği iğne oyalarından zeytinyağlı sabunlara, dağlardan toplanan kurutulmuş otlardan el yapımı seramiklere, hediyelik eşyalardan meşhur meyve şaraplarına kadar pek çok yerel ürünü bulabileceğiniz dükkanlarla doludur.
-Tarihi Şarap Mahzenleri: Köyün ana çarşı bölgesinde ve yukarıya doğru uzanan ara sokaklarında yoğunlaşmış olan bu tarihi mahzenlerde, Şirince'nin meşhur meyve şaraplarından veya klasik sek şaraplarından küçük kadehlerde ücretsiz tadım yapabilirsiniz.
-Hodri Meydan Seyir Kulesi: Köyün en yüksek noktasına konuşlanmış olan bu kule, Şirince'yi ve çevresini kuş bakışı izlemek için en doğru adres. Özellikle gün batımı saatlerinde fotoğraf çekmeyi sevenlerin kaçırmaması gereken panoramik bir manzara sunuyor.
-Nesin Matematik Köyü ve Tiyatro Medresesi: Köyün merkezinden yaklaşık 1-1.5 kilometre uzaklıktaki Kayser Dağı yamaçlarında konumlanan bu özel yerleşkeler, alternatif eğitim ve sanatın dünyadaki en önemli kalelerindendir. Burada eğitimlerin, kampların ve derslerin aksamaması adına ziyaretçilerin sessizce gezmesine ve mimariyi incelemesine izin veriliyor
St. John Baptist Kilisesi'nin iç mekan tasarımı ve asırlık tarihi ahşap süslemeleri
Şirince'de Konaklama
Şirince'de konaklama için en popüler seçenekler tarihi taş konaklar, butik oteller ve otantik köy pansiyonlarıdır. Tamamı oda kahvaltı konseptiyle hizmet veren bu tesisler; köyün girişinden merkezine, üst mahallelerden çam ormanlarının arasına kadar geniş bir alana yayılmıştır. Mimarinin getirdiği en güzel özellik ise evlerin neredeyse birbirinin manzarasını kapatmayacak şekilde konumlanmış olmasıdır.
Şirince'nin Yöresel Lezzetleri
Şirince'nin zeytinlikler ve asmalarla çevrili fiziki yapısı, bölgenin mutfak kültürünü de doğrudan şekillendirmiştir. Buranın en meşhur ritüellerinin başında; köy meydanındaki ve ara sokaklardaki küçük kahvehanelerde, sıcak kumun üzerinde ağır ağır pişen damla sakızlı Türk kahvesi ile dağlarda yetişen mürver çiçeğinin özünden yapılan, ferahlatıcı mürver şurubu gelir.
Yerel kadınların odun ateşinde sac üzerinde pişirdiği şevketibostan, arapsaçı, ısırgan otu ve lor peynirli otlu gözlemeler de mutlaka denenmelidir. Ayrıca köyün kendi zeytinlerinden sıkılan erken hasat zeytinyağıyla yapılan kabak çiçeği dolması, yaprak sarması, zeytinyağlı enginar, Şirince böreği, buz gibi karadut suyu ve ev yapımı meyveli likörler de mutfağın öne çıkan diğer başyapıtlarıdır.
Şirince'nin hediyelik eşya dükkanları ve şarap tadım stantlarıyla dolu tarihi çarşı meydanı
Meşhur Meyve Şarapları
Mübadele öncesinde burada yaşayan Rumların toprağa işlediği üzüm bağları, Şirince'yi bugün Türkiye'nin en meşhur şarap rotalarından biri haline getirdi. O dönemde köyün yamaçlarını süsleyen bu asırlık bağlardan elde edilen kaliteli sek şaraplar sadece bölgede tüketilmiyor, İzmir Limanı üzerinden Avrupa'ya da ihraç ediliyordu. Ancak 1923 yılındaki nüfus mübadelesinin ardından bu köklü şarapçılık geleneği büyük bir duraklama noktasına geldi.
Şirince şarapçılığının küllerinden yeniden doğuşu 1990'lı yıllara uzanır. Köyün yerel üreticileri, geleneksel üzüm şarapçılığının yanı sıra Ege meyvelerini de üretime dahil etti. Kavun, karadut, çilek ve mürver gibi yöresel meyvelerin fermente edilmesiyle üretilen meyve şarapları kısa sürede Şirince'nin en büyük ticari markası ve turistik çekim merkezi haline geldi. Bugün köyün dar sokaklarında yürürken hemen her köşe başında sizi karşılayan ücretsiz şarap tadımı davetleri, bu üretimin en canlı turistik ritüelidir.
Eğer şarap konusunda seçici bir damağa sahipseniz, sokak aralarında plastik bardaklarda ücretsiz olarak tattırılan meyve şarapları size alkollü meyve suyunu andırabilir. Çünkü seri üretimle yapılan bu meyveli içeceklerin birçoğunda, standart üzüm şarabı bazına yapay aroma ve şeker şurubu ekleniyor. Kaliteli bir deneyim için çarşı içindeki ayaküstü tezgahlardan ziyade köyün biraz dışında yer alan, kendi bağlarında üretim yapan yerel ve profesyonel şarap mahzenlerini tercih etmelisiniz.
Şirince girişinde ziyaretçileri karşılayan otantik bir şarap tadım ve satış standı
Şirince'ye Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
Şirince, yaz sezonunda özellikle hafta sonları ve resmi tatillerde yoğun bir günübirlik ziyaretçi akınına uğruyor. Eğer imkanınız varsa köyü pazartesi ile perşembe günleri arasında ziyaret etmeye çalışın. Kalabalığı sevmiyorsanız kasım-mart arasındaki kış dönemi veya ekim-kasım ayları, sakin bir gezi için en ideal zamanlardır.
Günübirlik turlar ve ziyaretçiler köye genellikle saat 11:00'den sonra gelmeye başlar. Bu nedenle sabah 08:00-10:00 arası ile insan selinin çekildiği 17:00-18:00 sonrası sokakları keşfetmek için en doğru zaman dilimleridir. Hafta sonları 11:00-15:00 saatleri arasında Şirince yolunda ve köy girişinde ciddi bir araç kuyruğu oluştuğundan, girişinizi ya sabah erken ya da akşamüstü gerçekleştirecek şekilde planlayın.
Köyün yerleşim dokusu sit alanı olduğundan içeride sokaklar son derece dar ve taşlıdır. Aracınızı köyün girişinde yer alan belediyeye veya şahıslara ait merkezi genel otoparklara bırakmanız, dar sokaklarda sıkışıp stres yaşamamanız adına en doğru karar olacaktır.
Köyün girişi, ana meydanı ve hediyelik eşya dükkanlarının kümelendiği alt çarşı her zaman en kalabalık yerlerdir. Üst sokaklara doğru tırmandıkça kalabalık biraz daha azalır, buralarda gerçek köy yaşamına ve yerel dokuya tanıklık edebilirsiniz. Özellikle St. John Baptist Kilisesi'nin arka tarafındaki patikalardan yukarıya devam ederseniz, Şirince'yi en tepeden gören ve kimsenin olmadığı harika manzara noktaları keşfedebilirsiniz
Mavi-beyaz saksıları ve otantik detaylarıyla Şirince'nin en popüler fotoğraf çekim noktalarından
Şirince'ye Dair Kendi Görüşlerim
İlk ziyaretimiz olan 2017 senesinde Şirince'nin, özellikle sosyal medyada fazla abartıldığı görüşündeydim. Sanırım el değmemiş, sessiz ve sakin bir yer bekliyordum. Bu son gidişimde ise köyün aşırı turizmleştiğini gördüm. Girişteki çarşı kısmı tamamen turistik ticarete teslim olmuş ve otantik havasını kaybetmiş. Adım attığınız her köşe şarap mahzenleri, butik oteller, kafeler ve el ürünleri tezgahlarıyla dolu.
Özellikle bahar ve yaz aylarında, hafta sonları köy sokakları adım atılmayacak kadar kalabalık oluyor. Köy içinde otopark bulmak büyük bir sorun. Bazı restoran, kafe ve hediyelik eşya dükkanlarında fiyatlar gereğinden yüksek. Köyün dik, dar ve parke taşlı yolları; yaşlılar, yürüme zorluğu çekenler veya bebek arabalı aileler için oldukça yorucu.
Meyve şaraplarının çok büyük bir kısmı geleneksel veya ev yapımı değil. Endüstriyel şarap fabrikalarından gelen baz şaraplara, dışarıdan meyve aroması ve bolca şeker ilave edilerek üretilmiş. Bu durum, üzerinde "Şirince Ev Yapımı" yazan çoğu şey için de geçerli. Bu ürünlerin çoğu çevre ilçelerden ve fabrikalardan toptan getirilip üzerine etiket yapıştırılan seri üretim mallarıdır.
Sit alanı olduğu için evlerin taş mimarisi korunmuş ancak köy tarihi yaşayan bir yerleşim yerinden ziyade, sadece fotoğraf çekilmek için tasarlanmış yapay bir film platosuna ve açık hava alışveriş merkezine dönüşmüş. Ayrıca, 500 kişilik köy nüfusunun yaz aylarında günlük 15-20 bin kişiye çıkması, su kesintileri ve çöplerin zamanında toplanamaması gibi ciddi altyapı sorunlarına neden oluyor.
2017'deki ilk ziyaretimden bugüne çok şey değişmiş, köyün otantik ruhu yerini büyük oranda turistik bir pazara bırakmış. Yine de yeşil bir vadinin ortasına kat kat dizilmiş o beyaz evlere yukarıdan bakmak, Ege'nin ritmini hissetmek için bu yokuşları tırmanmaya değer. Peki ya sizce? Şirince gerçekten anlatıldığı kadar şirin mi, yoksa popüler kültürün bir tuzağı mı?
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)