Osmanlı İmparatorluğu'ndan günümüze ulaşan yapıların en göz alıcıları şüphesiz saraylardır. Mimarisiyle büyüleyen saraylar, padişahların hem yönetim merkezi hem de aileleriyle birlikte yaşadıkları evleri oldu. Padişahların tek yaşam alanı tabii ki saraylarla sınırlı kalmadı, çeşitli işlevleri olan kasırlar da o dönemde bolca inşa edildi. Bahçe içine yapılmış süslü ev, köşk veya küçük saray gibi anlamlara gelen ve Osmanlı'dan günümüze kalan kasırlar, kültür dünyamızın görkemli varlıkları arasında başı çekiyor. Bu tarihi kasırlardan, günümüze kadar ihtişamını korumayı başarmış olanlardan biri de İstanbul'da bulunan Ihlamur Kasrı'dır. Bu yazımda Ihlamur Kasrı'nın tarihçesini, mimari özelliklerini, hangi padişahlara ev sahipliği yaptığını ve alan içindeki yapıların neler olduğunu okuyacaksınız.
Ihlamur Kasrı tarihçesi ve giriş tabelası
Ihlamur Kasrı'nın Tarihçesi
İstanbul'un Avrupa Yakası'nda; Beşiktaş, Yıldız ve Nişantaşı semtlerinin tam ortasında yer alan Ihlamur Kasrı'nın bulunduğu vadi, 18. ve 20. yüzyıllar arasında Fulya Deresi'nin aktığı, ıhlamur ve çınar ağaçlarının olduğu, yeşillikler içinde ünlü bir mesire alanıydı. Osmanlı döneminde, tersane emini (bugünün Tersane Genel Müdürü) Hacı Hüseyin Ağa'ya ait olan bu alan "Hacı Hüseyin Bağları" olarak bilinirdi. Mesire alanı, Sultan III. Ahmed (1703-1730) döneminde devlet hazinesine dahil edilerek "Tersane Bahçesi" adıyla bir hasbahçeye (padişaha ve hanedan üyelerine ait bahçe) dönüştürüldü; Sultan I. Abdülhamid (1774-1789) ve Sultan III. Selim (1789-1807) dönemlerinde alanda yeni düzenlemeler yapıldı.
Vadiye ilk ahşap köşk yine Sultan III. Selim döneminde inşa edildi. Bugün hayranlıkla izlediğimiz o taş yapıların temeli ise Sultan Abdülmecid döneminde (1839-1861) atıldı. Padişah burada bulunan bir bağ evine sıklıkla gelip dinlenir, bazı konuklarını bu bağ evinde kabul ederdi. Bu sade ve küçük evin yerine, 1849-1855 yılları arasında, dönemin ünlü saray mimarları Balyan Ailesi'ne (Nigoğos Balyan) dinlenme, biniş ve av kasrı olarak iki kasır yaptırdı. Sultan Abdülmecid buraya ferahlık, tazelik, neşe ve sevinç anlamına gelen "Nüzhetiye" adını verdi. Alandaki ıhlamur ağaçlarının çokluğundan dolayı "Ihlamur Mesiresi" denilen yer, günümüzde Ihlamur Kasrı olarak bilinmektedir.
Ihlamur Kasrı ziyaretçi girişi
Ihlamur Kasrı Hangi Padişahlara Ev Sahipliği Yaptı?
Ihlamur Kasrı hiçbir zaman Topkapı, Dolmabahçe veya Yıldız Sarayı gibi padişahların ve ailelerinin sürekli konakladığı, devletin 7/24 yönetildiği kalıcı bir ikametgah olmadı. Aksine burası, Osmanlı döneminde "biniş kasrı" veya "av kasrı" olarak adlandırılan, padişahların günübirlik ya da kısa bir süreliğine ziyaret ettiği işlevsel alanlardı. Milli Saraylar Başkanlığı'nın resmi kayıtlarında, Ihlamur Kasrı'nın ve üzerinde bulunduğu vadinin 7 Osmanlı padişahına ev sahipliği yaptığı yer almaktadır. Bu dönemde vadiyi bizzat kullanan padişahlar şunlardı:
* Sultan III. Ahmed: Tersane Emininin elinden bu araziyi alarak devlet hazinesine katan ve burayı resmi bir "Hasbahçe"ye dönüştüren ilk padişahtı.
* Sultan I. Abdülhamid: Vadinin doğal güzelliğine hayran kalıp sık sık buraya dinlenmeye gelen isimlerdendi.
* Sultan III. Selim: Doğa tutkusuyla bilinen padişah, buraya ilk ahşap bağ köşkünü inşa ettirdi ve kemankeşleriyle (okçularıyla) birlikte atış yarışmaları düzenledi. Bugün bahçede görebileceğiniz bazı nişan taşları onun bu atışlarından miras kaldı.
Ihlamur Kasrı ziyaret güzergâhı haritası
* Sultan II. Mahmud: Tıpkı Sultan III. Selim gibi burayı bir ok talimi ve av sahası olarak kullandı, gün boyu doğada vakit geçirirdi.
* Sultan Abdülmecid: Ihlamur Kasrı'nın asıl mimarı ve ev sahibiydi. Bugün gördüğümüz Merasim ve Maiyet köşklerini yaptıran padişahtı. Buradaki bağ evinde Fransız yazar, eski Fransa Avrupa ve Dışişleri Bakanı Lamartine'i ağırladı, ardından bugünkü muazzam taş binaları inşa ettirerek hem dinlendi hem de resmi kabullerini burada yürüttü.
* Sultan Abdülaziz: Abisinin ölümünden sonra kasra ilgisini devam ettiren padişah, spora ve güreşe olan merakıyla bilinirdi. Kasrın geniş bahçesinde dönemin ünlü pehlivanları için büyük güreş müsabakaları, koç ve horoz dövüşleri düzenletirdi.
* Sultan V. Mehmed Reşad: Kasrın son dönemlerdeki en sık ziyaretçisi oldu. Günübirlik dinlenmelerinin yanı sıra 1910 yılında Bulgar ve Sırp krallarını büyük diplomatik törenlerle bu kasırda ağırladı. Hatta I. Dünya Savaşı sırasında cepheye gidecek yeni alayların sancak verme törenini de bizzat bu kasrın merdivenlerinde gerçekleştirdi.
Ihlamur Kasrı'nın tarihi bahçesi ve yürüyüş yolları
Ihlamur Kasrı'nın Cumhuriyet Dönemi Serüveni
Ihlamur Kasrı sadece Osmanlı İmparatorluğu dönemiyle sınırlı kalmadı, Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte hareketli bir kamusal sürece adım attı. Halifeliğin kaldırılmasının ardından, 3 Mart 1924 tarihli kanunla Osmanlı hanedanına ait tüm saray ve kasırlar gibi Ihlamur Kasrı da yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal mirası kabul edilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) idaresine bağlandı. Bu dönemde Mustafa Kemal Atatürk'ün de Beşiktaş çevresindeki diğer tarihi yapılar gibi Ihlamur Kasrı'nı ziyaret ettiği, zaman zaman buraya gelerek dinlendiği tarihi kayıtlarda yer alıyor.
Takvimler 1951 yılını gösterdiğinde Meclis, kasır binalarını daha aktif kullanılması amacıyla İstanbul Belediyesi'ne devretti. Belediye bünyesinde yürütülen restorasyonların ardından binalara yepyeni roller biçildi. Kasrın en görkemli yapısı olan Merasim Köşkü "Köşk Tarihi Müzesi", daha sade olan Maiyet Köşkü ise Türk modernleşme tarihine ışık tutan "Tanzimat Müzesi" olarak kapılarını halka açtı. Hatta 1950'li yılların sonlarında kasrın bahçesinde düzenlenen sanatsal ve kültürel etkinliklerde Safiye Ayla ve Zeki Müren gibi dönemin efsanevi sanatçıları sahne aldı.
Ihlamur Kasrı Aslanlı Havuz ve arka planda Maiyet Köşkü
Belediyenin müze denemeleri beklenilen ilgiyi tam olarak karşılayamayınca köşkler, 1966 yılında yeniden TBMM'ye (Milli Saraylar) devredildi. 1978-1985 yılları arasında Milli Saraylar tarafından çok kapsamlı, aslına sadık bir restorasyon ve peyzaj çalışması başlatıldı. Bu dönemde bir süre özellikle çocukların sanat ve kültür gösterilerine ev sahipliği yapan yaşayan bir mekan olarak kullanıldı.
Yapılan titiz restorasyonların ve orijinal dönem eşyalarının yerleştirilmesinin ardından Ihlamur Kasrı, 1985 yılında "Müze-Saray" konseptiyle tamamen ziyarete açıldı. Günümüzde de Cumhurbaşkanlığına bağlı Milli Saraylar Başkanlığı tarafından korunan kasır, hem bir dönem müzesi hem de yemyeşil bahçesiyle kent hayatının ortasında nefes kesen bir vaha olarak varlığını sürdürüyor.
Ihlamur Kasrı süs havuzu, mermer aslan heykeli ve ördek evi
Ihlamur Kasrı Yerleşkesi: Kaç Metrekarelik Bir Alana Sahip ve İçinde Neler Var?
Ihlamur Kasrı dışarıdan bakıldığında şehir binaları arasına gizlenmiş küçük bir köşe gibi görünse de aslında oldukça geniş ve detaylı bir mimari yerleşkeye sahip. Yüksek çevre duvarları ve döküm parmaklıklarla modern şehirden tamamen izole edilmiş bu tarihi alan, tam 24.724 metrekarelik devasa bir yüzölçümüne sahip. Bu asırlık yeşil dokunun içine adım attığımda beni karşılayan; birbirini tamamlayan yapılar, havuzlar ve heykeller oldu.
Bu büyük arazinin merkezinde, Merasim Köşkü (Asıl Ihlamur Kasrı) ve Maiyet Köşkü olmak üzere iki ana taş köşk yükseliyor. Merasim Köşkü, çift kollu barok merdiveni ve hareketli kabartmalarıyla göz kamaştırırken; Maiyet Köşkü Merasim Köşkü'ne nazaran dış cephesi çok daha sade ve iki katlı olarak tasarlanmış.
Ihlamur Kasrı Maiyet Köşkü'nün cephe görünümü ve kafeterya bahçesi
Kasrın bahçe tasarımı için Dolmabahçe Sarayı'nın da peyzajını yapan Alman Sester ve ekibi görevlendirilmiş. Bahçe iki farklı üslubun sentezinden oluşuyor. İki köşkün arasında kalan, ortasında büyük bir havuzun yer aldığı, düzenli çim alanlar ve gül ağaçlarıyla süslenmiş kısım Geometrik (Batılı) Bahçe olup tam bir Avrupa saray bahçesi havası taşıyor. Kasırların arkasında kalan bölüm ise doğallığı korunmuş, ulu ağaçların gölgelendirdiği, buraya adını veren asırlık ıhlamur ve meşhur manolya ağaçlarıyla kaplı Geleneksel Türk Bahçesi niteliğinde.
Bahçede farklı boyutlarda toplam üç havuz bulunuyor. Bunlardan en meşhuru, ördeklerin yüzdüğü ve etrafında keyifle vakit geçirilen büyük süs havuzu. Büyük süs havuzunun etrafı, mermerden yontulmuş iki aslan ve bir sırtlan heykeliyle çevrelenmiş. Bahçenin su ihtiyacını karşılamak ve basıncı ayarlamak için Osmanlı mühendisliğiyle inşa edilmiş tarihi bir su terazisi ile eski bir su kuyusu da peyzajın içinde korunmaya devam ediyor.
Maiyet Köşkü ön cephesi ve merdivenleri
Maiyet Köşkü'nün Teknik ve Mimari Özellikleri
Ihlamur Kasrı yerleşkesine giriş yaptıktan sonra beni karşılayan ilk yapı, girişin biraz ilerisinde, sağ tarafta konumlanan Maiyet Köşkü oldu. Köşkün dış mimarisinde geleneksel Osmanlı konut mimarisine sadık kalınarak işlevsellik ön planda tutulmuş. Dışarıdan bakıldığında Merasim Köşkü'ne kıyasla oldukça sade bir görünüme sahip olsa da iç mekan açısından daha geniş bir yaşam alanı sunuyor bu köşk.
Maiyet Köşkü'nün iç mekanı ve üst kat sofası
Merasim Köşkü'nde karşıma çıkan o yoğun süslemeler yerine yapının dış cephesinde, yalın ve pürüzsüz bir doku tercih edilmiş. Dış cephedeki tek hareketlilik; pencerelerin üzerindeki sade çerçeveler, köşelere işlenmiş hafif taş süslemeler ve katları birbirinden ayıran düz çizgilerden ibaret. Binanın girişinde, diğer köşkteki kadar iddialı olmasa da mimari simetriyi tamamlayan; mermerden yapılmış, çift kollu ve düz hatlara sahip bir merdiven yer alıyor.
Maiyet Köşkü'nün göz alıcı mavi salonu ve kafeterya alanı
Yüksek bir podyum (subasman) üzerine inşa edilen iki katlı taş yapının altında, lojistik hizmetler için kullanılan bodrum katı yer alıyor. Köşk toplamda iki büyük sofa (salon) ve bu salonlara açılan 8 odadan oluşuyor. Köşk odalarının duvarlarında, mermer hissi uyandıran farklı renklerdeki özel bir sıva tekniği (stuko) kullanılmış. Tavan süslemelerinde altın varaklar yerine, gözü yormayan Batı tarzı hafif kalemişi süslemeler ve renkli duvar boyaları tercih edilmiş.
Maiyet Köşkü kafeterya salonundan bir başka bakış
Bina; padişahın vadiyi ziyaretleri sırasında kendisine refakat eden maiyeti (korumaları, katipleri, üst düzey hizmetlileri) ve haremi için tasarlanmış olup buradaki ekibin gün boyu çalışabileceği, dinlenebileceği ve konaklayabileceği işlevsel bir yaşam alanı olarak hizmet vermiş. Günümüzde ise köşkün iç kısmı ve hemen önünde yer alan çim alan, Milli Saraylar'a bağlı kafeterya olarak hizmet veriyor.
Maiyet Köşkü'nün giriş holü ve kafeterya bölümü
Merasim Köşkü'nün Teknik ve Mimari Özellikleri
Vadi içerisindeki en görkemli ve resmi olan yapı ise Merasim Köşkü. ''Asıl Ihlamur Kasrı burası'' imajını oluşturan köşk; geleneksel Türk evi plan şeması ile 19. yüzyıl Batı mimarisinin birleşiminden oluşuyor. Bina dışarıdan tek katlı gibi görünse de mimari olarak aslında iki kattan oluşuyor. Yüksek bir taş podyumun (subasman) üzerine oturtulan yapının altında bir bodrum katı ve üstünde ana kat yer alıyor.
Merasim Köşkü bilgilendirme tabelası ve genel görünümü
Binanın ön cephesinde dikkatimi çeken ilk şey, iki taraftan kavisli yükselen çift kollu mermer merdivenler oldu. Merdivenin tam ortasında duran o büyük ve gösterişli vazo tamamen mermerden olup taş işçiliğiyle yapılmış. Binanın dış duvarlarında kullanılan küfeki taşları üzerinde neredeyse boş alan bırakılmamış. Duvarlardan sarkan taş oyma çiçekler, bitki yaprakları, kurdele ve düğüm motifleri binaya zengin bir görsellik kazandırmış.
Merasim Köşkü'nün taş işçiliği ve anıtsal çeşmesi
Köşk konaklama amaçlı olmayıp; alt kat mutfak, servis ve muhafızların lojistik ihtiyaçları için, üst kattaki muazzam orta salon resmi törenler, diplomatik kabuller ve ziyafetler için kullanılmış. Köşkün ana katı 1 büyük orta salon (sofa) ve bu salona açılan 2 odadan oluşuyor. Dikdörtgen bir plana sahip olan bu katta, geleneksel Türk mimarisinin "merkezi sofa" düzeni korunmuş. Salona açılan yan odalar ise padişahın dinlenmesi ve devlet adamlarıyla baş başa gerçekleştireceği özel görüşmeler için tasarlanmış.
Merasim Köşkü'nün tören salonu ve altın varaklı detayları
Salon ve odaların içine adım attığımda gözlerimi tavandan alamadım. Avrupa saray modasına uygun olarak tasarlanan tavanlar; yoğun altın varaklar, Batı tarzı manzara resimleri ve üç boyutlu gölgeli kalemişleri ile bezeliydi. Salonun iki ucunda bulunan, pembe ve mavi tonların ağırlıkta olduğu porselen şömineler köşkün en değerli parçaları arasında yerini almış. Bu şömineler, yapıya özel olarak Yıldız Sarayı porselen fırınlarında üretilmiş. Dikey ve yüksek pencereler, devasa Fransız kristal avizeler ve Hereke halıları göz alıcı idi.
Merasim Köşkü'nün kabul odası ve Avrupa tarzı mobilyaları
Merasim Köşkü, günümüzde Milli Saraylar Başkanlığı'na bağlı bir "müze-saray" olarak hizmet veriyor. Maiyet Köşkü kafeteryaya dönüştürülmüşken, Merasim Köşkü tarihi dokusuna hiçbir müdahale yapılmadan aslına uygun şekilde korunmuş. Köşkün içi, Sultan Abdülmecid dönemindeki ihtişamı yansıtacak şekilde orijinal Avrupa mobilyaları, ipek halıları, porselen vazoları ve kristal avizeleriyle bir sergi alanı olarak gezilebiliyor.
Merasim Köşkü'nün kabul odası ve yeşil stuko duvarları
Ihlamur Kasrı Ziyaret Bilgileri
Ihlamur Kasrı, Pazartesi günleri, yılbaşı, Ramazan ve Kurban Bayramının 1. günleri kapalı olup diğer günler sabah 09.00 ile akşam 17.30 arası ziyarete açık. Gişeler saat 17.00'de kapanıyor bilginiz olsun.
Ihlamur Kasrı'nda MüzeKart geçerli. MüzeKart'ınız varsa kasır binalarını ve müzeyi tamamen ücretsiz olarak gezebiliyorsunuz. MüzeKart'ınız yoksa giriş ücreti yerli ziyaretçiler için tam bilet 100 TL, indirimli bilet 50 TL, sadece bahçe bilet fiyatı 60 TL. 0-6 yaş arası tüm ziyaretçiler için girişler tamamen ücretsiz.
Ihlamur Kasrı'nda sesli rehberlik hizmeti de bulunuyor. Kasra MüzeKart ile giriş yapıyorsanız, sesli rehberlik hizmeti ek ücrete tabi. Gişeden normal köşk/saray giriş bileti alan ziyaretçiler için sesli rehberlik hizmeti ücretsiz yani bilet fiyatına dahil.
Kasra en kolay ulaşım Beşiktaş Meydanı'ndan sağlanıyor. Meydandan yukarıya doğru yapacağınız yaklaşık 10-15 dakikalık keyifli bir yürüyüşle ya da M7 Yıldız metro durağını kullanarak kasrın anıtsal kapısına kolayca ulaşabilirsiniz.
Ihlamur Kasrı giriş ücretleri
Geçmişin estetik mirasını günümüze taşıyan kasırlar, Osmanlı mimari kültürünün en zarif ve en gösterişli sembolleri olarak zamana meydan okumaya devam ediyor. Gökdelenlerin ve korna seslerinin hemen yanı başında, yüksek taş duvarların ardına gizlenmiş olan Ihlamur Kasrı'ndan içeriye adım attığınız anda bambaşka bir zaman dilimine geçmiş hissediyorsunuz. Kasrın bahçesi her mevsim ayrı bir yeşilliğe sahip olsa da burayı ziyaret etmek için en güzel dönem hiç şüphesiz erken bahar ayları.
Vadide yürürken karşınıza çıkan ve bahçede özgürce dolaşan rengarenk tavus kuşları, havuzdaki ördekler, asırlık ağaçlar arasındaki kuş cıvıltıları saray bahçesi geleneğinin doğal ortamını hala yaşatıyor. Kafeterya olarak hizmet veren Maiyet Köşkü'nün içinde veya ağaçların gölgelediği bahçede oturup bir şeyler içmek, sessizliği dinlemek biraz da olsun şehrin kaosundan uzaklaştırıyor. Eğer siz de şehrin tam kalbinde, karmaşanın ortasında derin bir nefes almak ve kendinize huzurlu bir İstanbul günü hediye etmek isterseniz, rotanızı mutlaka bu saklı vahaya çevirin. Göz kamaştıran köşkleri gezdikten sonra ulu ağaçların altındaki masalarda çayınızı, kahvenizi yudumlarken, bana hak vereceğinize eminim.
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)