Dolmabahçe Sarayı’nın Hikâyesi: Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler

Zengin bir geçmişe sahip olan İstanbul, Bizans'tan Osmanlı'ya uzanan tarihi boyunca bu medeniyetlerin izlerini günümüze kadar taşımıştır. Eski imparatorluklardan günümüze çok az yapı kalmış olsa da Osmanlı Dönemi'ne ait pek çok eser, bu şehrin dört bir yanında hâlâ ayakta durmaya devam ediyor. Bu eserlerin en göz alıcısı olan saraylar ise her zaman ilgimi çekmiştir. Daha önce Beylerbeyi Sarayı'nı gezmiş ve ihtişamına hayran kalmıştım. Bu seferki saray durağım, Boğaz'ın sularına meydan okuyan mimarisiyle Dolmabahçe Sarayı oldu. İstanbul'un köklü geçmişini, Osmanlı'nın zarafetini ve Cumhuriyet'in hüznünü aynı koridorlarda hissettiğim Dolmabahçe Sarayı'nı bu kez benim gözümden keşfetmeye hazır mısınız?

İstanbul'daki Osmanlı saraylarına dair daha önce yazdığım "İstanbul'un Tarihi Osmanlı Sarayları: Kayıp Saraylar" ve "İstanbul'un Tarihi Osmanlı Sarayları: Günümüze Ulaşan Saraylar" yazılarımı okumak için mavi renkli linklere tıklayabilirsiniz.
Sarayın ana giriş avlusunda yükselen, II. Abdülhamid dönemine ait Dolmabahçe Saat Kulesi ve arkasında anıtsal Hazine Kapısı
Koydan Saraya: Dolmabahçe Sarayı'nın Tarihçesi
Sarayın bugün üzerinde yükseldiği alan, antik dönemlerden itibaren gemilerin sığındığı doğal bir liman ve Boğaziçi'nin büyük bir koyuydu. Osmanlı Dönemi'nde Kaptan-ı Derya'nın donanma gemilerini demirledikleri ve geleneksel denizcilik törenlerinin yapıldığı bu koy, 17. yüzyılın başlarında, I. Ahmed döneminde kademeli olarak doldurulmaya başlanmış ve padişahların kullanımına sunulan bir "Hasbahçe" haline getirilmiştir. Denizin toprakla doldurulmasıyla elde edilen bu özel bahçe, zaman içinde halk ve sarayda yaşayanlar arasında "Dolmabahçe" olarak anılmaya başlanmıştır.
Hazine Kapısı'ndan girişte ziyaretçileri karşılayan, Selamlık bölümünün önündeki tarihi Hasbahçe
Zamanla bu geniş bahçeye farklı padişahlar tarafından çok sayıda köşk ve kasır inşa edilmiş; yapılar bütünü büyüyerek uzun süre Beşiktaş Sahil Sarayı adıyla anılmıştır. III. Selim ve II. Mahmud gibi hükümdarların da genişleterek severek kullandığı bu ahşap saray kompleksi, Sultan Abdülmecid dönemine gelindiğinde artık hem ömrünü tamamlamış hem de dönemin ihtiyaçları karşısında kullanışsız kalmıştı. İşlevini yitiren Beşiktaş Sahil Sarayı 1843 yılında tamamen yıktırılmış ve böylece bugünkü Dolmabahçe Sarayı'nın temelleri atılmıştır.
Büyük kuğu havuzuyla Hasbahçe ve arkasında Selamlık (Mabeyn-i Hümayun) binası
Dolmabahçe Sarayı'nın İnşa Süreci 
Dolmabahçe Sarayı'nın inşası, otuz birinci Osmanlı padişahı Sultan Abdülmecid'in talimatıyla 13 Haziran 1843 tarihinde başlamış, 13 yıl süren yoğun bir çalışmanın ardından saray 7 Haziran 1856'da görkemli bir resmi törenle hizmete açılmıştır.

Bu 13 yıllık inşaat süreci, Doğu ve Batı mühendisliğini bir araya getiren bir kadro tarafından yönetilmiştir. Sarayın tasarımında ve yapımında Garabet Balyan, Nikoğos Balyan, Ohannes Serveryan gibi dönemin usta mimarları ile mühendis James William Smith aktif olarak görev almıştır. Sarayın iç ve dış süslemelerinde Batı'nın çeşitli sanat dönemlerinden alınan motifler bir arada kullanılmış, duvar ve tavan süslemeleri İtalyan ve Fransız sanatçılar tarafından yapılmıştır.
Devlet işlerinin yürütüldüğü Selamlık (Mabeyn-i Hümayun) binası
Sarayın Astronomik Maliyeti
Dolmabahçe Sarayı, sadece mimarisiyle değil, inşaatı için harcanan akılalmaz bütçeyle de tarihe geçmiştir. Tarihi belgelere ve Hazine-i Hassa kayıtlarına göre bu muazzam şaheser, üç milyon kese altına (yaklaşık 5 milyon Osmanlı altın lirasına, yani 35 ton altına) mal olmuştur. Günümüz koşullarında milyarlarca dolara denk gelen bu bütçe, devlet bütçesini sarsmış, hazineyi borçlanmaya itmiş ve imparatorluğun dış borçlanma sürecini hızlandırmıştır.

Tavanlara işlenen 14 ton altın varak ve tören salonundaki 4,5 tonluk devasa İngiliz kristal avizesi, bu ihtişamın en pahalı kanıtları haline gelmiştir. Harcamaların büyüklüğü yüzünden devlet memurlarının maaşları aylarca gecikmeli ödenmek zorunda kalmıştır. Sultan Abdülmecid ise hazineyi bu denli zorlayan bu lüks yapıda ne yazık ki sadece 5 yıl yaşayabilmiştir.
Selamlık binası önünde, Hasbahçe'nin merkezindeki kuğu havuzu
Dolmabahçe'nin Devasa Alanı ve Ölçüleri
Dolmabahçe Sarayı, kapladığı arazi ve sahip olduğu oda sayısı bakımından Türkiye'nin en büyük monoblok (tek parçadan oluşan) saray binası unvanına sahiptir. Saray ilk yapıldığı dönemde 250.000 metrekarelik bir alanı kaplamaktaydı. Bugün Swissotel'in bulunduğu alanın eskiden saray bahçesi, Beşiktaş İnönü Stadı'nın (Tüpraş Stadyumu) ise saray atlarının ahırı (Has Ahır) olduğu düşünüldüğünde, sarayın geçmişteki etki alanının ne kadar büyük olduğu çok daha iyi anlaşılmaktadır. Sarayın günümüzdeki yerleşke alanı ise 110.000 metrekaredir.

Ana saray binasının üzerine kurulduğu zemin 14.595 metrekarelik devasa bir alanı kaplar. Saray, Topkapı Sarayı'ndaki gibi dağınık köşkler yerine, 284 metre uzunluğunda kesintisiz, dikdörtgen formlu tek bir kitle olarak tasarlanmıştır. Sarayın cephesi, İstanbul Boğazı'nın Avrupa kıyısında 600 metre boyunca uzanmaktadır. Bu cephe, denizden bakıldığında sarayın anıtsal büyüklüğünü en net gösteren yerdir.
Dolmabahçe Sarayı yerleşkesinin Boğaziçi kıyısı boyunca uzanan yapısı ve sahil şeridi
Dolmabahçe Sarayı'nın Anıtsal Kapıları
Anıtsal ve devasa saray kapıları, her dönem Osmanlı İmparatorluğu'nun ihtişamının birer simgesi olmuştur. Dolmabahçe Sarayı'nda yer alan kapılar da bu bakımdan oldukça göz alıcıdır.

Sarayın kara tarafında, Saltanat Kapısı ve Hazine Kapısı olmak üzere iki anıtsal giriş kapısı bulunmaktadır. Beşiktaş-Dolmabahçe yolu üzerinde yer alan Saltanat Kapısı, padişahların protokol ve resmi geçişlerde kullandığı en süslü kapıdır. Dolmabahçe Camii ile Saat Kulesi arasında yer alan Hazine Kapısı ise sultanların resmi ziyaretçilerini ve konuklarını kabul etmek amacıyla inşa edilmiştir.

Bu iki ana kapı haricinde; Valide Kapısı, Harem Kapısı, Kuşluk Kapısı, Mutfak (Matbah-ı Amire) Kapısı, Veliaht Kapısı, Tiyatro Kapısı ile Bendegan Kapısı iç ve yan cephelerde idari bölümleri ve Harem geçişlerini bağlamak amacıyla kullanılmıştır.

Sarayın deniz tarafında ise Boğaziçi'ne açılan beş adet deniz kapısı vardır. Bunların en büyüğü Saltanat Deniz Kapısı (Büyük Yalı Kapısı) olup; devlet erkanının ve yabancı temsilcilerin deniz yoluyla saraya kabul edildiği Mabeyn Deniz Kapıları ile hanedan üyelerinin deniz yoluyla saraya gizlilik içinde giriş çıkış yapmasını sağlayan Harem Deniz Kapıları bu anıtsal geçişleri oluşturmaktadır.
Sarayın en gösterişli kara girişi olan tarihi Saltanat Kapısı
Saray Kompleksindeki Ana Bahçeler
Dolmabahçe Sarayı'nın kara tarafında dört ana bahçe bulunmaktadır. Bu bahçeler, 19. yüzyıl Avrupa peyzaj mimarisi ve geleneksel Osmanlı hasbahçe kültürünün harmanlanması ile oluşturulmuştur. Bu bahçeler şunlardır:

* Hasbahçe (Selamlık / Ön Bahçe): Sarayın resmi giriş noktası olan Hazine Kapısı ile ana bina arasında konumlanan en görkemli bahçedir. Merkezinde, kuğuların yüzdüğü büyük bir havuz yer alır.
* Kuşluk Bahçesi: İsmini içinde bulunan tarihi Kuşluk Köşkü'nden alan bahçe; Muayede (Tören) Salonu ile Camlı Köşk arasında, yüksek duvarların gölgesinde kalan sakin bir iç bahçedir.
* Harem Bahçesi: Sarayın Harem dairesinin kara tarafında yer alan, hanedan üyelerine özel, dış dünyaya tamamen kapalı olacak şekilde tasarlanmış bahçedir. İçinde oval bir havuz ile geometrik çiçek parterleri (düzenleme alanları) bulunur.
* Veliaht Dairesi Bahçesi (Müze Bahçesi): Günümüzde Resim Müzesi olarak kullanılan Veliaht Dairesi'nin arkasında yer alan, kendi içinde fıskiyesiz havuzları ve büyük ağaçları bulunan arka bahçedir.
Hasbahçe'den, mermerden yapılmış aslan heykelleri
Sayılarla Dolmabahçe Sarayı'nın İç Mekanı
Dikdörtgen şeklinde, yüksek tavanlı, iki katlı (bodrum hariç) ve simetrik bir mimari plana göre inşa edilen sarayın iç hacmi; genişliğini gözler önüne seren şu yapısal unsurlardan oluşmaktadır: 285 oda, 46 büyük salon, 6 büyük Türk hamamı, 9 özel banyo, 68 tuvalet, 82 koridor, 64 hol ve sarayın aydınlık ile havadar olmasını sağlayan tam 1.427 pencere. Sarayın pek çok odasında kristal avizeler, şamdanlar ve şömineler bulunmaktadır.

Dolmabahçe Sarayı, geleneksel Osmanlı saray mimarisi gibi bahçelerin içine dağılmış ayrı ayrı köşklerden oluşmaz; tüm odalar, salonlar ve Harem hayatı bir bütün halinde tek bir çatı altında toplanmıştır. 
Merkezinde 4,5 tonluk devasa avizesi ile sarayın en görkemli alanı olan tarihi Muayede (Tören) Salonu
Dolmabahçe Sarayı'nın Bölümleri
Dolmabahçe Sarayı'nın Boğaz boyunca uzanan tek parça gövdesi; işlevsel ve mimari açıdan Mabeyn-i Hümâyûn (Selamlık / İdari Bölüm), Muayede Salonu (Tören Alanı / Balo Salonu) ve Harem-i Hümâyûn (Harem / Özel Yaşam Alanı) olmak üzere üç ana bölümden oluşur.

* Selamlık (Mabeyn-i Hümâyûn): Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde devletin resmi işlerinin yürütüldüğü ve yabancı elçilerin ağırlandığı en görkemli idari merkezdir. Medhal Salonu, Kristal Merdivenler, Zülvecheyn Salonu, Süfera Salonu ve Kırmızı Oda, bu iki katlı yönetim yapısının en önemli alanlarını oluşturmaktadır.
* Muayede Salonu: Selamlık ile Harem bölümlerinin tam ortasında köprü görevi gören Muayede Salonu; Osmanlı bayramlaşmalarına, ilk Meclis-i Mebusan'ın açılışına ve Atatürk'ün devlet liderlerini ağırladığı törenlere ev sahipliği yapmıştır. 36 metre yüksekliğindeki kubbesi ve 2 bin metrekarelik alanıyla sarayın en anıtsal yapısıdır. Kraliçe Victoria'nın hediye ettiği 4,5 tonluk Baccarat avize bu salonda bulunmaktadır.
* Harem Dairesi: Padişahın ailesiyle birlikte yaşadığı, Valide Sultan ve kadın efendilerin özel odalarının olduğu, dış dünyaya kapalı ve tam korunaklı alandır. Mavi Salon, Pembe Salon ve Atatürk'ün Odası, Harem Dairesi'nin en dikkat çekici noktalarındandır.
Muayede Salonu'nun Boğaziçi'ne paralel uzanan cephesi ve deniz tarafı merdivenleri
Ana Binayı Kuşatan Ek Yapılar
Geniş bir alana yayılan saray yerleşkesi sadece bu bütünsel gövdeden ibaret değildir; çevresini saran tematik bahçeler ve farklı işlevlere sahip yardımcı yapılarla tam bir kompleks kimliği taşır:

* Saat Kulesi: Kara tarafındaki ana giriş avlusunda yükselen, II. Abdülhamid döneminin estetik dokunuşunu taşıyan anıtsal bir karşılama kulesidir.
* Camlı Köşk: Hükümdarların doğayı ve deniz hareketliliğini izlemek amacıyla sığındığı, şeffaf mimarisiyle öne çıkan bir dinlenme noktasıdır.
Padişahların dinlendiği ve bir kış bahçesi işlevi gören tarihi Camlı Köşk binası
* Hareket Köşkleri: 1894 İstanbul depremi sonrası şehzadelerin güvenliği için ahşaptan inşa edilen, adını ise yer sarsıntısı anlamına gelen "hareket-i arz" (deprem) kelimesinden alan özgün yapılardır.
* Müştemilat ve Atölyeler: Dolmabahçe Sarayı, kıyı boyunca denize paralel uzanan ana yapıdan başka; saray halkının gündelik ihtiyaçlarını karşılayan saray mutfakları (Matbah-ı Amire), camhane, dökümhane, kuşluk ve ahır gibi çeşitli amaçlara ayrılmış bölümlerden oluşmaktadır.
* Veliaht Dairesi: Şehzadelerin yaşamı için ayrılan ve günümüzde zengin bir görsel arşivi barındıran Milli Saraylar Resim Müzesi'ne dönüştürülen yapıdır.
Veliaht Dairesi (Milli Saraylar Resim Müzesi) binası
Sarayda Yaşayan Osmanlı Padişahları
Dolmabahçe Sarayı; resmi açılışının yapıldığı 1856 yılından hilafetin kaldırıldığı 1924 yılına kadar geçen 68 yıllık süreçte 6 Osmanlı padişahına ve son Halife Abdülmecid Efendi'ye ev sahipliği yapmıştır. Osmanlı'nın son dönemlerine, hilafetin kaldırılışına ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarına tanıklık eden çok önemli bir merkez olmuştur.
* Sarayın yapım talimatını veren ve burada yaşayan ilk padişah Sultan Abdülmecid'dir (1839-1861).
* Sultan Abdülmecid'in vefatından sonra tahta geçen kardeşi Sultan Abdülaziz (1861-1876), saltanatı süresince ana ikametgah olarak Dolmabahçe Sarayı'nı kullanmıştır. Bu dönemde kendisi için Çırağan Sarayı'nı inşa ettirirken mevcut sarayda da mimari eklemeler yapmıştır.
* Sultan V. Murad (1876) bu sarayda tahta çıkmış ancak ruhsal bunalımları nedeniyle sadece 93 gün süren saltanatından sonra yerini II. Abdülhamid'e bırakmıştır.
* Güvenlik gerekçesiyle Yıldız Sarayı'na taşınan II. Abdülhamid (1876-1909), Dolmabahçe'yi yılda birkaç kez resmi törenler için kullanmıştır.
* Sultan V. Mehmed Reşad (1909-1918), 30 yıllık bir aradan sonra Dolmabahçe'yi yeniden devletin ana ikametgâhı yapmış; 1910-1912 yılları arasında saraya kalorifer ve elektrik sistemi ekletmiştir. Ömrünün son günlerine kadar burada yaşamış ve yine Dolmabahçe Sarayı'nda vefat etmiştir.
* Osmanlı'nın son padişahı Sultan VI. Mehmed Vahdeddin (1918-1922), çöken bir imparatorluğun son günlerine ve İstanbul'un işgal yıllarına bu pencerelerden tanıklık etmiştir.
* Saltanat bittikten sonra sadece dini lider sıfatıyla sarayda kalmaya devam eden son Halife Abdülmecid Efendi (1922-1924), 1924 yılına kadar sarayda yaşamaya devam etmiştir.
* Parantez içindeki yıllar padişahların saltanat sürdükleri yıllardır.
Resim Müzesi içerisinde yer alan Padişah Portreleri Salonu'ndan, Osmanlı padişahlarının portreleri
Atatürk ve Dolmabahçe Dönemi 
Dolmabahçe Sarayı, saltanatın ve hilafetin kaldırılmasının ardından üç yıl boyunca sessizliğe büründü. Cumhuriyet'in ilanından sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 1 Temmuz 1927 tarihinde cumhurbaşkanı sıfatıyla İstanbul'a ilk kez gelişi ve saraya ayak basmasıyla saray; Ankara dışındaki ilk Cumhurbaşkanlığı makamı olarak hizmet vermeye başladı. Atatürk, İstanbul'daki resmi çalışmalarını ve yabancı devlet adamlarını ağırlama törenlerini bu sarayda yürüttü.

Modern Türkiye'nin kültürel temellerini atan Birinci Türk Tarih Kurultayı (1932) ile Birinci ve İkinci Türk Dil Kurultayları, sarayın büyük salonlarında gerçekleştirildi. Atatürk; harf devrimi ve tarih araştırmaları üzerine yürütülen çalışmaları saray kütüphanesinde yönetti. Dolmabahçe Sarayı, sadece parlak devrimlere değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük yasına da ev sahipliği yaptı. Mustafa Kemal Atatürk; 10 Kasım 1938 tarihinde, saat 09.05'te sarayın Harem bölümündeki 71 numaralı odada hayata gözlerini yumdu.
Harem Dairesi binası arka bahçe görünümü
Bir Devrin Durduğu Nokta: 71 Numaralı Oda
Dolmabahçe Sarayı'nın Harem bölümünde, Mavi Salon ile Pembe Salon arasında yer alan; adımların en çok yavaşladığı ve kelimelerin boğazda düğümlendiği yer şüphesiz 71 numaralı odadır. 71 numaralı oda, bir milletin kaderini değiştiren liderin dünya sahnesine veda ettiği yerdir. Karyolanın ayakucu tarafında, şöminenin üzerinde duran tarihi saat, o kara sabahın anısını sonsuza dek yaşatmak üzere tam 09.05'e sabitlenmiştir. Sarayın diğer salonlarındaki şatafattan uzak olan odada; aslına uygun yeşil tonlu duvar kağıtları, ceviz ağacından işlenmiş bir karyola ve üzerine serilen Türk bayrağı yer almaktadır.

Odanın hemen yakınında, Atatürk'ün rahatsızlığı döneminde kullandığı tekerlekli sandalyesi ile o günkü tedavilerden geriye kalan tıbbi malzemeler sergilenmektedir. Milli Saraylar bünyesinde korunan bu tarihi oda; her yıl 10 Kasım başta olmak üzere, tüm dünyadan gelen on binlerce ziyaretçinin saygı duruşuna ev sahipliği yapmaktadır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün vefat ettiği 71 numaralı oda
Sarayın Günümüzdeki Kullanımı
İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanlığı döneminde de resmi kabuller için kullanılan saray, 1952 yılında "Müze-Saray" olarak ziyarete açılmıştır. 1984 yılından beri müze olarak hizmet veren bu anıtsal yapı, günümüzde Milli Saraylar Başkanlığı bünyesinde koruma altındadır. İçerideki binlerce antika eşya, halı, tablo ve o meşhur devasa kristal avizeler, aslına sadık kalınarak titizlikle restore edilmekte ve korunmaktadır.

Saray, günümüzde sadece geçmişin izlerini sergileyen bir müze değil; aynı zamanda devletin üst düzey yabancı konuklarının ağırlandığı, uluslararası resmi kabullerin ve zirvelerin düzenlendiği prestijli bir devlet mekanı olma işlevini de sürdürmektedir. Kültürel miras turizminin odağında yer alan bu şaheser, her yıl dünyanın dört bir yanından gelen 1,5 milyona yakın yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlayarak Türkiye'nin en çok ilgi gören saray-müzelerinden biri olma unvanını gururla korumaktadır.
Dolmabahçe Sarayı'nın Boğaz boyunca uzanan sahil şeridi
Kompleks İçindeki Ek Sergiler ve Sosyal Alanlar
Dolmabahçe Sarayı, ana binasının ihtişamlı atmosferinin ötesinde, ziyaretçilerine tarihin farklı yönlerini keşfetme ve keyifli anlar geçirme fırsatı sunan zengin bir yaşam alanı kimliğine de sahiptir. Kompleks içindeki ek sergiler ve sosyal alanlar ise şu şekildedir:
* Saray Koleksiyonları Müzesi: Saray kompleksi içerisindeki eski Matbah-ı Âmire (Saray Mutfakları) binası; günümüzde saray halkının günlük yaşamında kullandığı giysilerden kişisel eşyalara, tıbbi malzemelerden oyuncaklara kadar binlerce objenin sergilendiği bağımsız bir müze alanı olarak hizmet vermektedir.
* Ziyaretçi Tesisleri: Saat Kulesi, Mefruşat Dairesi, Kuşluk, Harem ve Veliaht Dairesi bahçelerinde ziyaretçilere yönelik kafeterya hizmetleri veren dinlenme bölümleri ve hediyelik eşya satış reyonları bulunmaktadır.
 Osmanlı döneminde saray serası ve kış bahçesi olarak inşa edilen, günümüzde kafe olarak kullanılan Limonluk Kafe
Dolmabahçe Sarayı Ziyaretinde Bilinmesi Gerekenler
* Saray kompleksinin kapladığı alan düşünülürse aceleye getirmeden gezebilmek için en az 2-3 saatinizi saraya ayırmanız gerekir. 
* Özellikle yaz aylarında yerli ziyaretçi kalabalığı, tur grupları ve yabancı turist yoğunluğu da göz önüne alınarak saray ziyaretine sabahın erken saatlerinde başlanmalıdır.
* Güvenlik ve mekan darlığı nedeniyle bebek arabaları, valizler ve büyük sırt çantaları saray binalarına alınmıyor. Bu eşyaları giriş kapısındaki ücretsiz vestiyere veya emanet ofisine bırakabilirsiniz.
* MüzeKart sadece Harem ve Resim Müzesi bölümlerinde geçerli. Selamlık bölümünü gezebilmeniz için Kombine Bilet almanız gerekiyor.
* Bilet fiyatına ücretsiz sesli rehber de dahil. İçerideki rota boyunca tarihi anlatımları kaçırmamak için girişteki gişeden almayı unutmayın.
* Saray binalarının iç mekanlarında flaşlı fotoğraf ve video çekimi yapmak yasak; cep telefonuyla flaşsız ve amatör çekimler ise serbest.
* Sarayın tüm iç mekan binalarında, bina girişlerinde ücretsiz verilen galoşlarla geziliyor.
* Sarayın ana girişinin yanında ücretli müze otoparkı bulunuyor.
 Dolmabahçe Sarayı'nın yerleşim planı ve ziyaretçi gezi rotası
Dolmabahçe Sarayı Ziyaret Bilgileri
Pazartesi günleri hariç haftanın her günü ziyarete açık olan saray gişeleri 09.00'da açılıyor, 17.00'de kapanıyor. Saray; yılbaşı, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı'nın birinci günü ziyarete kapalı.

Dolmabahçe Sarayı Bilet Fiyatları
Dolmabahçe Sarayı'na MüzeKart ile giriş yapılabiliyor. Ancak MüzeKart, Selamlık bölümünde geçerli değil. MüzeKart ile saray yerleşkesini, bahçeleri, Harem ve Resim Müzesi'ni gezebiliyorsunuz. Selamlık bölümü; "Selamlık, Harem ve Resim Müzesi" şeklinde satılan kombine bilet ile gezilebiliyor. Kombine bilet fiyatı yerli ziyaretçiler için 250 TL, indirimli fiyat ise 150 TL'dir. (Yazının yayınlandığı tarih itibarıyla geçerli olan fiyattır)
Sarayın deniz tarafındaki beş yalı kapısının en büyüğü ve en görkemlisi olan Büyük Yalı Kapısı ( Saltanat Deniz Kapısı) 
Deniz kapılarından başladığım, ihtişamlı salonlarında kaybolup 71 numaralı odada hüzünlendiğim Dolmabahçe yolculuğumun sonuna geldik. Bu kadar geniş alana yayılmış olan sarayı ve çevresindekileri ne fotoğraflamak mümkün ne de her bir detayı yazmak. Sarayın göz alıcı detaylarını, tavanlarından taşan ihtişamı ve o 4,5 tonluk avizenin ışıltısını bizzat görmek gerekiyor. Yolunuz Beşiktaş sahiline düşerse, bu görkemli şaheseri aceleye getirmeden, sindire sindire keşfetmeyi ve o nefes kesici ihtişamı kendi gözlerinizle görmeyi sakın unutmayın.