Mucize - Film

Bu haftaki DVD gecesinde Mucize vardı. Aslında geçen hafta sonu izlemiştik ama yazmaya yeni fırsatım oldu. Filmin yönetmeni, senaristi ve oyuncusu olan Mahsun Kırmızıgül'ün Beyaz Melek, Güneşi Gördüm, Newyork'ta Beş Minare filmlerinden sonra 4. filmi bu. Hayranlarına, sevenlerine, dinleyenlerine saygım var ama ne yalan söyleyeyim şarkıları, tarzı bana göre değil, sevmem de dinlemem de. Ama daha önceki 3 filmini de izlemişliğim var. En son filmi Newyork'ta Beş Minare'yi beğenmemiştim ama Beyaz Melek ve Güneşi Gördüm filmlerine laf söyleyemem. Tabi bu beğeni lafı da göreceli, bana göre, bence, zevkimce gibi.

1 Ocak 2015'te gösterime girmiş olan film 2 saat 16 dakika sürüyor ama sıkmıyor, bunaltmıyor, yer yer komedi, yer yer dram çok iyi harmanlanmış. Çok da zengin bir oyuncu kadrosu var. Mahsun Kırmızıgül'ün haricinde filmin tam kadrosu ise: Talat Bulut (Muallim), Meral Çetinkaya, Mert Turak (Aziz), Büşra Pekin, Şenay Gürler (muallimin eşi), Sinan Bengier, Erdem Yener, Cezmi Baskın, Ali Sürmeli, Seda Tosun, Ümit Okur, Erol Demiröz (Muhtar), Metin Yıldız, Tansel Öngel, Nazmi Kırık, Yıldız Kültür, Cihat Tamer, Nisa Melis Telli, Çisil Oral, Eylem Yıldız, Nilgün Karababa, Doğukan Polat, Sevilay Şimşek, Berivan Karaman, Haki Biçici, Serpil Gül, Şenay Aksoy gibi oyunculardan oluşuyor. Mucize, yaşanmış gerçek bir olaydan yola çıkılarak filme çekilmiş. Çekimler İzmir Foça, Uşak, Kars ve Kağızman’a bağlı bir köyde gerçekleştirilmiş.
Konusu
1960'lı yılların darbe döneminde 2 kız çocuğu babası Egeli bir öğretmen olan muallim Mahir, kayınpederinin makamı sayesinde yıllarca şark hizmetini yapmamıştır ama gün gelir mecburi görevi onu çağırır, artık kaçış yoktur. Karısı (Şenay Gürler) doğuya gitmesini istemez ama Mahir ''oralarda bizim değil mi'' diyerek gitmeye kararlıdır. Ve trenle başladığı yolculuk küçük bir otobüsle dağlara doğru devam eder. Dağların bir noktasından sonra araç ulaşımı olmadığından, Mahir öğretmen köye yürümek zorundadır. Ve bu yolda tek başınadır. Aşması gereken 2 tepe, ırmak onu yıldırmaz ve köye ulaşır. Ama köyde onu bir sürpriz beklemektedir.
Öğretmen olarak atandığı bu köyde okul yoktur, birde üstüne kız çocukları okutulmamaktadır. Köylüler ve köyün çocukları yıllarca gelecek öğretmeni beklemişlerdir, Mahir öğretmen ise  devletten ümitlidir, devlet öğretmen atadıysa okulu da yapacaktır. Bunun için muhtar ve muhtarın yardımcısıyla ilçe merkezine gider. İlçe eğitim müdürüne isteğini dile getirir. Ne var ki darbe dönemidir, öğretmenin bu isteğinin yerine getirilmesi imkansızdır. İlçe eğitim müdürü, yol yakınken geri dönmesini tavsiye eder. Muhtar öğretmenin gitmesini istemez ama elden bir şeyde gelmez. Bir sonraki gün gelecek otobüsü beklemeye başlarlar.
İdealist Mahir öğretmen, köyü, çocukları düşünür. O köydeki çocukların da okumaya, öğretmene hakları vardır. Köye öğretmen olarak dönecektir ama bir şartı vardır. O da kız çocuklarının da okutulması şartıdır. Köye dönmeden Egedeki eşine telefon açarak kaçırıldığı yalanıyla para ister. Bu parayla ilçeden aldıkları malzemelerle köye döndüklerinde, o dönemin dağlarda yaşayan, yöre halkının dağların ağaları dediği eli silahlı atlılar ve yardımsever köylülerle, çocuklarla el ele verip, imece usulü, içinde tek göz oda lojmanı olan tek derslikli bir okul yaparlar. Tüm çocuklar okula başlar. Çocuklar mutludur. Köylüler de mutludur.
Bir yandan da köyün evlilik çağına gelmiş, bekar genç erkeklerinden yaşları en büyük olanına kız isteme fasılları vardır. Kadınlardan oluşan isteme heyetinin, aday gelinde aradıkları en büyük kriterleri özellikle kuran okuması, yemek yapması, düz ip üstünde yürümesi, ağzının kokmaması iken erkekler için ise kriter inci gibi sıralı dişlerinin, sırma gibi uzun saçlarının, ince beli, şaşı bakmayan düzgün gözlerinin olmasıdır.
Buraya kadar Mahir öğretmenden köy yaşamına, köy insanına komik, mizahi odaklanan film, öğretmenin, köylülerin sevip kolladığı ama çocukların alay konusu ettiği Aziz (Mert Tulak) isimli fiziksel engelli genç ile tanışmasıyla dramatik bir yol alıyor. Aziz, küçükken geçirdiği bir hastalık nedeniyle fiziksel hareket yeteneğini kaybetse de zihinsel yetisi yerinde bir gençtir. Evlenme zamanı gelen her kardeşi gibi o da kısmetini beklemektedir. Peki bu mümkün müdür?

Sonra mı ne oluyor? Bundan sonrasını izleyerek kendiniz öğrenin.

Film batı ile doğu arasında çok güzel bir geçiş yapmış, hem Ege şivesi hem Doğu şivesi bir arada çok hoş durmuş. Kulağı tırmalamıyor. Mahsun Kırmızıgül oyunculuk anlamında bu filmde kendini arka planda tutmuş. Aziz'i oynayan oyuncunun performansı görülmeye değer. Mizah ve dram o kadar güzel işlenmiş ki yeri geliyor tebessümle yeri geliyor hüzünle takip ediyorsunuz olayları.