Beyler Sonrası Cumhuriyet Öncesi: Osmanlı Padişahları

Anadolu topraklarının asırlardır kopmayan yönetim zinciri, Söğüt topraklarında filizlenen küçük bir uç beyliğinin kısa sürede sınırları aşarak üç kıtaya hükmeden devasa bir güce dönüşmesiyle yeni bir çehre kazandı. Osmanlı Öncesi Anadolu Tarihi: İlk Türk Beylikleri ve Selçuklu Sultanları yazımda bahsettiğim sınır boylarındaki öncü beylerin bıraktığı miras, yerini dünya tarihine yön verecek köklü bir hanedana ve mutlak bir merkezi otoriteye bıraktı.

Bu yazı dizimizin ikinci halkasında, Anadolu beylerinin ardından gelen ve cumhuriyet öncesi dönemin tek hakimi olan Osmanlı padişahları yer alıyor. Söğüt ovalarından İstanbul surlarına, Viyana kapılarından Ortadoğu çöllerine kadar uzanan bu büyük devlet idaresini, tahta çıkış sırasına göre kronolojik dizilimle okuyacaksınız.
Giriş: Beylik Öncesi Dönem (Aşiret Çağı)
Osmanlı Devleti'nin kuruluşuna zemin hazırlayan, göçebe bir aşiretin Bizans sınırında kök salarak köklü bir devlet idealine dönüştüğü stratejik hazırlık evresidir.
• Ertuğrul Gazi [Gazi] 
Ertuğrul Gazi
-Doğum 1188 civarı - Ölüm 1281 
-Faaliyet Süresi: 1230 civarı - 1281
Kayı boyunun siyasi lideridir. Moğol baskısından kaçan Kayı Türkmenlerini Söğüt ve Domaniç hattına yerleştirmiş, Bizans tekfurlarına karşı Ermeni Derbendi Savaşı'nı kazanmış ve bölgedeki Hristiyan feodal güçlerin direnişini kırarak Karacahisar Kalesi'ni fethetmiştir. Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad'ın takdirini kazanarak bu stratejik uç bölgesini meşru bir yurt haline getirmiş, böylece aşiretten devlete uzanacak olan köklü siyasi yapılanmanın toprak ve iskan temelini atmıştır. Kendisinden sonra beyliğin başına geçecek olan oğlu Osman Gazi'ye hem askeri bir gaza vizyonu hem de Bizans sınırında stratejik bir toprak mirası bırakmıştır.

*Gazi, "İslam dinini korumak veya yaymak amacıyla savaşan mücahit" anlamına gelir.

1. Kuruluş Dönemi Padişahları (Beylikten Devlete Geçiş)
Söğüt merkezli yerel bir uç beyliğinin, kurumsallaşarak sınırlarını Rumeli'ye taşıdığı dönemdir.
• Osman Gazi [Fahruddin / Gazi]
Osmanlı Padişahları Osman Gazi [Fahruddin / Gazi]
-Doğum 1258 civarı - Ölüm 1324 / 1326
-Tahtta Kaldığı Süre: 1299 - 1324 / 1326
Osmanlı Beyliği'nin kurucusudur. Babası Ertuğrul Gazi'den devraldığı uç beyliği mirasını gaza politikasıyla büyüterek müstakil bir devlet haline getirmiştir. Bizans'a karşı planlı bir genişleme stratejisi izleyerek İnegöl, Yarhisar, Karacahisar ve Bilecik'i fethetmiştir. Geleneksel olarak beyliğin kuruluşu 1299 kabul edilse de, modern tarihçiliğin kurucusu Prof. Dr. Halil İnalcık'a göre beylik, 1302 yılında Bizans merkezi ordusuna karşı kazanılan Koyunhisar (Bapheus) Savaşı ile resmi bağımsızlığını ve müstakil siyasi kimliğini kazanmıştır. 

Şeyh Edebali'nin kızıyla evlenerek Ahilerin dini ve ekonomik desteğini arkasına almış, aşiret yapısını organize bir beyliğe dönüştürmüştür. Ekonomik bağımsızlığın bir nişanesi olarak döneminde ilk Osmanlı akçesi basılmıştır. Hayatının son yıllarında Bursa'yı kuşatmış ancak fethini tam olarak göremeden (resmi belgelere göre 1324, geleneksel anlatıya göre ise fethin gerçekleştiği 1326 yılında), o dönem halk arasında yaygın bir rahatsızlık olan nikris (gut) hastalığı nedeniyle Söğüt'te vefat etmiş, naaşı daha sonra Bursa'daki Gümüşlü Kümbet'e nakledilmiştir.

*Fahrüddin, "Dinin övüncü, dinin gururu" anlamına gelir. Müslüman hükümdarlara verilen onursal bir unvandır.
• Orhan Gazi [Seyfüddin / İhtiyarüddin / Gazi] 
Osmanlı Padişahları Orhan Gazi [Seyfüddin / İhtiyârüddin]
-Doğum 1281 - Ölüm 1362
-Tahtta Kaldığı Süre: 1324 - 1362
Osman Gazi'nin oğludur ve tahtı babasından devralmıştır. Beyliği devlet teşkilatına kavuşturan sultandır. Döneminde Bursa'nın fethiyle başkent buraya taşınmış, Bizans İmparatoru'na karşı 1329 Palekanon (Maltepe) Savaşı kazanılmış ve Çimpe Kalesi'nin alınmasıyla Rumeli'ye (Avrupa'ya) ilk kez adım atılmıştır. Karesioğulları Beyliği'ni ilhak ederek ilk kez Anadolu Türk siyasi birliği faaliyetlerini başlatmıştır. 

İlk düzenli orduyu (Yaya ve Müsellem), ilk medreseyi, ilk darphaneyi ve ilk vezirlik makamını kurarak aşiret yapısını kurumsal bir devlet yapısına dönüştürmüştür. Hayatının son yıllarında, oğlu Süleyman Paşa'nın Rumeli'de attan düşerek vefat etmesinin yarattığı derin üzüntü ve yaşlılığa bağlı doğal nedenlerle Bursa'da vefat etmiştir.

*Seyfüddin, "Dinin kılıcı" anlamına gelir. İhtiyarüddin ise "Dinin seçkin kişisi, dinin tercihi" anlamına gelen onursal bir unvandır.
• I. Murad [Hüdavendigar / Gazi Hünkar] 
Osmanlı Padişahları I. Murad [Hüdavendigâr / Gazi Hünkâr]
-Doğum 1326 - Ölüm 1389
-Tahtta Kaldığı Süre: 1362 - 1389
Orhan Gazi'nin oğludur ve tahtı babasından devralmıştır. Osmanlı'yı bölgesel bir beylikten Balkanlar'a kök salan bir imparatorluğa dönüştüren, devleti tam anlamıyla imparatorluk rotasına sokan liderdir. Tahta geçerken kardeşleri Halil ve İbrahim'in isyanlarını bastırarak merkezi otoriteyi korumayı başarmıştır. Döneminde Sazlıdere Savaşı ile Edirne fethedilerek başkent yapılmış, Balkan ittifakını ve Haçlı ordularını bozguna uğratan 1389 I. Kosova Savaşı ile Türklerin Balkanlar'daki kalıcılığı kesinleşmiştir. Sultan Murad, bu büyük zaferin ardından savaş meydanını gezerken yaralı Sırp asilzadesi Milos Obilic tarafından hançerlenerek şehit edilmiş; Osmanlı tarihinde savaş meydanında şehit düşen ilk ve tek padişah olmuştur. 

Hanedanda eski Türk devlet geleneği olan "Ülke hanedanın ortak malıdır" anlayışı yerine, "Ülke padişah ve oğullarının ortak malıdır" anlayışını getirerek veraset sistemini tarihte ilk kez daraltmış ve taht kavgalarının önüne geçmek istemiştir. Kurumsallaşmaya büyük önem vererek döneminde Kapıkulu Ocağı (Yeniçeri), savaş esirlerinin beşte birinin asker yapılmasına dayanan Pençik sistemi ve Rumeli Beylerbeyliği kurulmuştur.

*Hüdavendigar, "Hükümdar, bey, efendi ya da Allah'ın lütfuna mazhar olmuş kişi" anlamına gelir.
• I. Bayezid [Yıldırım] 
Osmanlı Padişahları I. Bayezid [Yıldırım]
-Doğum 1360 - Ölüm 1403
-Tahtta Kaldığı Süre: 1389 - 1402
I. Murad'ın oğludur ve tahtı babasından devralmıştır. Savaş meydanında kardeş mücadelesini kazanarak tahta çıkmıştır. Anadolu Türk birliğini (Germiyan, Aydın, Menteşe, Saruhan, Karaman gibi beylikleri ilhak ederek) büyük ölçüde sağlayan süratli askeri liderdir. İstanbul'u dört kez kuşatmış, kuşatmayı kaldırmak için gelen Haçlı ordusunu 1396 Niğbolu Savaşı ile imha etmiştir. Bu zaferle Abbasi halifesinden "Sultan-ı İklim-i Rum" unvanını almıştır. 

İstanbul kuşatması için Anadolu Hisarı'nı (Güzelcehisar) yaptırmış, ancak Timur ile yapılan 1402 Ankara Savaşı'ndaki yenilgi ve esaret, devletin Fetret Devri'ne girmesine neden olmuştur. Savaş meydanında esir düştükten sonra Timur'un yanında esaret altında yaşamanın verdiği kahır, derin üzüntü ve kronik astım/nikris (gut) hastalığının birleşmesi sonucu Akşehir'de esaretteyken vefat etmiştir.

*Yıldırım, "çok hızlı hareket eden", "çabuk ve ani darbe vuran" anlamına gelir. I. Bayezid'e bu lakap, askeri dehası, savaş meydanlarındaki olağanüstü sürati ve ordusunu bir cepheden diğerine çok hızlı bir şekilde intikal ettirebilmesi nedeniyle verilmiştir.
* Fetret Devri Notu (1402 - 1413)
Ankara Savaşı sonrasında başlayan taht kavgalarında Yıldırım Bayezid'in oğulları (Süleyman, İsa, Musa ve Mustafa Çelebi) arasında 11 yıl süren ve devleti yıkılmanın eşiğine getiren kanlı bir iç savaş yaşanmıştır. Bu süreçte Süleyman Çelebi (Emir Süleyman), Edirne merkezli olarak Rumeli topraklarında kendi adına hutbe okutup sikke bastırarak fiilen hüküm sürmüş ve Bizans ile diplomatik ittifaklar kurmuştur. Musa Çelebi ise kardeşlerine karşı üstünlük kurmak ve Bizans'ın entrikalarını cezalandırmak amacıyla İstanbul'u şiddetle kuşatmıştır.

Bu kaotik dönemde Bizans İmparatorluğu, Osmanlı şehzadelerini birbirine karşı kışkırtarak adeta birer siyasi koz olarak kullanmış ve kendi kaçınılmaz sonunu yaklaşık yarım asır geciktirmeyi başarmıştır. Anadolu'da beylikler yeniden kurularak tam bir otorite boşluğu yaşanırken, Balkan topraklarında ciddi bir toprak kaybı veya büyük bir isyan yaşanmamıştır; bunun en büyük sebebi Osmanlı'nın Balkanlar'da uyguladığı adil, hoşgörülü ve vergi yükünü hafifleten "İstimalet Politikası"dır. 11 yıl süren bu amansız kardeş kavgasının sonunda Süleyman Çelebi kaçarken yakalanarak öldürülmüş, İsa Çelebi Eskişehir'de boğdurulmuş ve Musa Çelebi de yakalanarak Serez'de yay kirişiyle idam edilmiştir. Bu kanlı fetret sürecine, tüm kardeşlerini bertaraf eden I. Mehmed (Çelebi) son verecektir.
• I. Mehmed [Çelebi / İkinci Kurucu] 
Osmanlı Padişahları I. Mehmed [Çelebi / İkinci Kurucu]
-Doğum 1389 - Ölüm 1421
-Tahtta Kaldığı Süre: 1413 - 1421 (Fetret Mücadelesi: 1402 - 1413)
Yıldırım Bayezid'in oğludur. Kardeşlerine karşı verdiği çetin taht mücadelelerini kazanıp Fetret Devri'ne resmen son vererek merkezi otoriteyi yeniden kurmuş ve devleti yıkılmaktan kurtararak "devletin ikinci kurucusu" unvanını almıştır. Denizlerde de gücünü göstermek isteyen padişah döneminde Venediklilerle ilk deniz savaşı (Çalı Bey komutasında) yapılmıştır. 

Anadolu'da otorite boşluğundan yararlanarak çıkan dini ve sosyal nitelikli Şeyh Bedreddin İsyanı'nı ve Bizans destekli Düzmece Mustafa (kardeş) isyanlarını bastırarak iç istikrarı kesin olarak sağlamıştır. Edirne'de avlandığı sırada at sırtında geçirdiği ani bir yüksek tansiyon krizi (inme/felç) sonucu düşerek ağır yaralanmış ve kısa süre sonra vefat etmiştir; devletin yeniden bir kaosa sürüklenmesini ve taht kavgalarının tekrar başlamasını önlemek amacıyla ölümü gizlenen ilk Osmanlı padişahıdır.

*Çelebi, "bilgili, görgülü, okumuş yazmış, nazik kimse" veya "kraliyet ailesi mensubu prens/şehzade" anlamına gelir.
• II. Murad [Koca Sultan / Ebu'l-Hayrat] 
Osmanlı Padişahları II. Murad [Koca Sultan / Ebu'l-Hayrat]
-Doğum 1404 - Ölüm 1451
-Tahtta Kaldığı Süre: 1421 - 1444 / 1446 - 1451
I. Mehmed'in oğludur ve tahtı babasından devralmıştır. Tasavvufa, sanata ve hayır işlerine düşkünlüğüyle bilinen, barış yanlısı ancak zorunlu savaşların muzaffer komutanıdır. Tahta çıktığında merkezi otoriteyi sarsmaya çalışan amcası Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa) ve kardeşi Küçük Mustafa isyanlarını başarılı bir şekilde bertaraf etmiştir. Tahtı kendi isteğiyle Edirne-Segedin Antlaşması (1444) sonrası 12 yaşındaki oğlu II. Mehmed'e (Fatih) devrederek Osmanlı tarihinde tahtı kendi rızasıyla bırakan ilk padişah olmuştur. Ancak Haçlı ittifakının anlaşmayı bozup harekete geçmesi üzerine, devlet adamlarının ve oğlunun çağrısıyla ordunun başına geri dönmüştür. 

Haçlı dünyasını ağır yenilgiye uğrattığı 1444 Varna Savaşı ve 1448 II. Kosova Savaşı sayesinde Haçlıların Türkleri Balkanlar'dan atma ümidi tamamen yok olmuş, Balkanlar kesin olarak Türk yurdu haline gelmiştir. Devlet idari yapısında üst düzey bürokrat ve asker yetiştiren Enderun Mektebi onun döneminde kurumsallaşmıştır. Sarayda katıldığı bir devlet ziyafetinin ardından aniden rahatsızlanmış, geçirdiği şiddetli beyin kanaması sonucu Edirne'de vefat etmiştir.

*Koca Sultan, "büyük, ulu, yaşlı ve bilge hükümdar" anlamına gelir; devlet işlerindeki tecrübesini ve otoritesini ifade eder. Ebü'l-Hayrat ise Arapça bir tamlama olup "hayırların babası" (yaptırdığı köprü, aşevi, medrese gibi çok fazla hayır eseri nedeniyle iyiliksever) demektir.

2. Yükseliş Dönemi Padişahları (İmparatorluk ve Cihan Devleti Çağı)
Devletin bir dünya imparatorluğuna dönüştüğü, merkezi otoritenin ve kurumsallaşmanın zirveye ulaştığı dönemdir.
• II. Mehmed [Fatih / Ebu'l-Feth / Kayser-i Rum / Sultanü'l-Berreyn ve Hakanü'l-Bahreyn]
Osmanlı Padişahları II. Mehmed [Fatih / Ebû’l-Feth]
-Doğum 1432 - Ölüm 1481
-Tahtta Kaldığı Süre: 1444 - 1446 / 1451 - 1481
II. Murad'ın oğludur ve babasının vefatından sonra tahtı kesin olarak ondan devralmıştır. İlk çocuk yaşta taht tecrübesinin ardından 1451'de kesin olarak yönetimi devralan, Osmanlı'yı bir beylikten küresel bir imparatorluğa dönüştüren dahi liderdir. Orta Çağ'ı kapatıp Yeni Çağ'ı açan bu tarihi şahsiyet, 1453 yılında İstanbul'un Fethi ile Bizans İmparatorluğu'na son vermiş ve fethin lojistiği için Boğaz'ın en dar yerine Rumeli Hisarı'nı yaptırmıştır. Sırbistan, Mora, Bosna-Hersek ve Arnavutluk'u fethederek Balkan hakimiyetini tamamlamış; Karadeniz'i bir Türk gölü haline getiren Kırım'ı ilhak etmiş ve Amasra, Sinop, Trabzon'u almıştır. 

Doğu Anadolu'da güçlenen Akkoyunlulara karşı kazandığı 1473 Otlukbeli Savaşı ile devletin Doğu sınırını güvenceye almıştır. Devlet yapısında ve hukukunda da devrim yaparak ilk kez Kanunname-i Ali Osman'ı hazırlatıp devlet hukukunu yazılı hale getirmiş, cülus bahşişini yasallaştırmış ve imparatorluğun kalbi olan Topkapı Sarayı ile Sahn-ı Seman Medreselerini inşa ettirmiştir. Büyük bir İtalya seferine (Otranto'nun fethi sonrası Roma hedefiyle) çıktığı sırada, Gebze yakınlarındaki Hünkar Çayırı'nda ordusuyla konakladığı esnada, kesin nedeni bugün bile tarihçiler arasında tartışmalı olan (gut hastalığı krizi veya zehirlenme iddiaları doğrultusunda) ani bir mide/bağırsak rahatsızlığı sonucu vefat etmiştir.

*Fatih / Ebu'l-Feth, "fetheden" ve "fethin babası" anlamına gelip İstanbul'un fethiyle kendisine verilen en sembolik unvanlardır. Kayser-i Rum, "Roma İmparatoru" anlamına gelir; İstanbul'u fethettikten sonra kendisini Doğu Roma'nın (Bizans) yegane ve meşru varisi ilan ederek bu unvanı resmen kullanmıştır. Sultanü'l-Berreyn ve Hakanü'l-Bahreyn "iki karanın sultanı ve iki denizin hakanı" demektir; hükmettiği coğrafyanın (Asya ve Avrupa kıtaları ile Karadeniz ve Ege/Akdeniz) mutlak hakimi olduğunu vurgular.
• II. Bayezid [Veli / Sufi] 
Osmanlı Padişahları II. Bayezid [Velî / Sûfî]
-Doğum 1447 - Ölüm 1512
-Tahtta Kaldığı Süre: 1481 - 1512
Fatih Sultan Mehmed'in oğludur ve babasının vefatı üzerine tahta çıkmıştır. Kardeşi Cem Sultan'ın taht iddiasıyla isyan edip Rodos Şövalyelerine, ardından Papa'ya kadar uzanan bir "Avrupa esiri" haline gelmesiyle iç ve dış siyaseti kilitlenen, bu yüzden seleflerine göre daha temkinli ve barışçıl bir diplomasi izlemek zorunda kalan padişahtır. Cem Sultan krizi Batı'daki fetih hareketlerini yavaşlatsa da denizlerde önemli adımlar atılmış ve Akdeniz'deki Osmanlı hakimiyetini güçlendiren 1499-1503 Osmanlı-Venedik Savaşı (Modon, Koron fetihleri) büyük bir başarıyla kazanılmıştır. 

Döneminin sonlarına doğru Doğu Anadolu sınırında Şiilik propagandasıyla patlak veren yıkıcı Şahkulu İsyanı ile uğraşmıştır. Safevi tehlikesine karşı sergilediği pasif ve temkinli tutum nedeniyle, yeniçerilerin desteğini arkasına alan oğlu Şehzade Selim (Yavuz) tarafından askeri bir darbe ve baskı ile tahttan indirilmiştir. Osmanlı tarihinde tahttan zorla indirilen ilk padişah olarak, tahtı oğluna devrettikten sonra doğum yeri olan Dimetoka'ya doğru inzivaya çekilmek üzere yola çıkmış; ancak yolda aniden rahatsızlanarak (yaşlılığa bağlı nedenler veya zehirlenme şüpheleri doğrultusunda) şüpheli bir şekilde vefat etmiştir.

*Veli, "Allah'ın dostu", "ermiş, dindar ve manevi yönü çok güçlü olan kimse" anlamına gelir. Sufi ise "tasavvuf yolunda olan", "dünya malına ve gösterişe önem vermeyerek dervişane bir hayat süren" demektir.
• I. Selim [Yavuz / Şah-ı Cihan] 
Osmanlı Padişahları I. Selim [Yavuz / Şah-ı Cihan]
-Doğum 1470 - Ölüm 1520
-Tahtta Kaldığı Süre: 1512 - 1520
II. Bayezid'in oğludur. Babasını askeri bir darbe ve baskı ile tahttan indirip, taht iddiasında bulunan kardeşleri Ahmed ve Korkud ile çetin bir mücadeleye girerek yönetimi tamamen onlardan devralmıştır. Sadece 8 yıllık saltanatına asırlık fetihler sığdıran ve devletin yönünü tamamen Doğu'ya çeviren sert mizaçlı bir askeri dehadır. Safevileri ağır bir yenilgiye uğrattığı 1514 Çaldıran Savaşı ile Şii tehlikesini önlemiş ve Doğu Anadolu'yu güvenceye almıştır. Turnadağ Savaşı (1515) ile Dulkadiroğulları Beyliği'ne son vererek Anadolu Türk siyasi birliğini kesin olarak tamamlayan lider olmuştur. 

Memlük Devleti'ni bütünüyle yıkan 1516 Mercidabık ve 1517 Ridaniye savaşları ile Mısır, Suriye ve Hicaz'ı Osmanlı topraklarına katmıştır. Bu büyük zaferlerle halifelik makamı resmen Osmanlı hanedanına geçmiş, Mukaddes Emanetler İstanbul'a getirilmiş, Baharat Yolu'nun kontrolü ele geçirilerek devlet hazinesi tarihinin en zirve noktasına ulaştırılmıştır. Batı dünyasına karşı büyük bir sefer hazırlığı içinde olduğu sırada, sırtında çıkan ve halk arasında "şirpençe" olarak bilinen büyük bir çıbanın (şarbon enfeksiyonu) vücuduna yayılması sonucu Çorlu yakınlarında vefat etmiştir.

*Yavuz, "sert, amansız, cesur, bükülmez ve gözü pek" anlamına gelen, onun askeri ve şahsi karakterini tanımlayan bir lakaptır. Şah-ı Cihan ise Farsça bir tamlama olup "dünyanın şahı" veya "cihan hükümdarı" demektir.
• I. Süleyman [Kanuni / Muhteşem] 
Osmanlı Padişahları I. Süleyman [Kanunî / Muhteşem]
-Doğum 1494 - Ölüm 1566
-Tahtta Kaldığı Süre: 1520 - 1566
Yavuz Sultan Selim'in oğludur ve babasının vefatının ardından rakipsiz tek erkek çocuk olarak Osmanlı tahtını ondan devralmıştır. Osmanlı tahtında 46 yıl ile en uzun süre kalan, imparatorluğu siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel gücünün zirvesine ulaştıran cihan hükümdarıdır. Batı'da Belgrad'ı fethetmiş, Macaristan ordusunu iki saat gibi kısa bir sürede dize getiren 1526 Mohaç Meydan Savaşı ile Budin'i almış ve Viyana'yı Osmanlı tarihinde ilk kez kuşatmıştır. Doğu'da Safeviler üzerine üç büyük ve yıpratıcı sefer düzenlemiş, bu seferler neticesinde iki devlet arasındaki ilk resmi antlaşma olan 1555 Amasya Antlaşması'nı imzalamıştır. 

Denizlerde de mutlak bir üstünlük kurarak Rodos ve Trablusgarp'ı fethetmiş; Barbaros Hayreddin Paşa komutasında Haçlı donanmasının bütünüyle imha edildiği 1538 Preveze Deniz Zaferi ile Akdeniz'i, Hint Deniz Seferleri ile de Kızıldeniz'i tamamen kontrol altına almıştır. İlerleyen yaşına ve ağır nikris (gut) hastalığına rağmen ordusunun başında çıktığı 13. ve son seferi olan Zigetvar Kuşatması sırasında, kale henüz düşmeden çadırında vefat etmiştir; ordunun moralinin bozulmaması amacıyla kalenin fethine kadar ölümü askerlerden gizlenmiştir.

*Kanuni, "kanun yapan, hukuka ve adalete sıkı sıkıya bağlı olan" anlamına gelir; devlet idaresindeki mevcut kanunları sistemleştirdiği için bu unvanı almıştır. Muhteşem (Batı dillerinde The Magnificent) ise "görkemli, ulu, hayranlık uyandıran" demektir; onun döneminde imparatorluğun ulaştığı siyasi, askeri ve kültürel zirveyi ifade eder.
• II. Selim [Sarı / Sarhoş] 
Osmanlı Padişahları II. Selim [Sarı / Selîm-i Sânî]
-Doğum 1524 - Ölüm 1574
-Tahtta Kaldığı Süre: 1566 - 1574
Kanuni Sultan Süleyman'ın oğludur. Kardeşleri Mustafa ve Bayezid'in bertaraf edilmesinin ardından, babasının vefatıyla tahtı ondan devralmıştır. Ordunun başında sefere çıkma geleneğini bırakan ve İstanbul'da vefat eden ilk Osmanlı padişahıdır. Kendi döneminde devlet idaresini daha çok Kanuni'den miras kalan tecrübeli Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa yürütmüştür. 

Lala Mustafa Paşa ve Piyale Paşa komutasında stratejik öneme sahip Kıbrıs fethedilmiş (1571), bu fethin ardından Osmanlı donanmasının büyük zarar gördüğü 1571 İnebahtı Deniz Savaşı felaketi yaşanmıştır. Sokollu'nun organizesiyle donanma altı ay gibi kısa bir sürede sıfırdan inşa edilerek Akdeniz hakimiyeti korunmuş ve Tunus İspanyollardan geri alınmıştır. Mimar Sinan'a en büyük şaheserlerinden biri olan Selimiye Camii'ni yaptırmıştır. Topkapı Sarayı'nda inşaatı yeni tamamlanan hamamı gezerken ayağının kayıp düşmesi sonucu geçirdiği iç kanama ve ardından başlayan şiddetli ateşli hastalık nedeniyle İstanbul'da vefat etmiştir.

*Sarı, padişahın fiziksel özelliklerine atıfta bulunan bir lakap olup "sarışın, açık tenli ve sarı saçlı" olduğunu ifade eder. Sarhoş ise padişahın kişisel yaşam tarzına atıfta bulunan gayriresmi bir lakap olup "şaraba, eğlenceye, şiir ve musikiye olan düşkünlüğünü" ifade eder.
• III. Murad [Murad-ı Salis] 
Osmanlı Padişahları III. Murad [Murâd-ı Sâlis]
-Doğum 1546 - Ölüm 1595
-Tahtta Kaldığı Süre: 1574 - 1595
II. Selim'in oğludur ve babasının vefatının ardından tahtı ondan devralmıştır. Tahta çıktığında Kanuni döneminden beri sadrazamlık yapan Sokollu Mehmed Paşa'nın sadrazamlığı bir süre daha devam etmiş ve devlet tecrübesinden faydalanılmıştır. Safevilerle yapılan uzun ve yıpratıcı mücadeleler (Meşaleler Savaşı dahil) sonunda Kafkasya'nın kontrolünü tamamen sağlamış ve Osmanlı'nın Doğu'da en geniş sınırlarına ulaştığı 1590 Ferhat Paşa Antlaşması onun döneminde imzalanmıştır. Kuzey Afrika'da ise Portekizlilere karşı kazanılan ve Fas'ın Osmanlı himayesine girdiği 1578 Vadisseyl Savaşı ile imparatorluğun etki alanı Atlas Okyanusu'na kadar uzanmıştır. 

Döneminde askeri masrafları karşılamak amacıyla ilk kez akçenin içindeki gümüş oranı azaltılarak değeri ciddi oranda düşürülmüş (devalüasyon/tağşiş) ve bu mali buhran tarihe Beylerbeyi Vakası olarak geçen büyük yeniçeri isyanlarına zemin hazırlamıştır. Bilime ve astronomiye merakı sayesinde, Başmüneccim Takiyüddin'in İstanbul Rasathanesi bu dönemde kurulmuş, ancak dönemin ulemasının baskısı ve siyasi çekişmeler neticesinde sonradan denizden topa tutularak yıkılmıştır. Şiire ve tasavvufa aşırı düşkün olan padişah, hayatının son yıllarında yakalandığı şiddetli nikris (gut) ve kronik epilepsi (sara/inme) hastalıklarının getirdiği krizler neticesinde Topkapı Sarayı'nda vefat etmiştir.

*Murad-ı Salis, Arapça bir tamlama olup resmi saltanat adı olan "Üçüncü Murad" anlamına gelir.

3. Duraklama Dönemi Padişahları (Arayış Yılları Çağı)
Merkezi otoritenin sarsılmaya başladığı, iç isyanların baş gösterdiği fakat askeri gücün hâlâ korunduğu dönemdir.
• III. Mehmed [Eğri Fatihi] 
Osmanlı Padişahları III. Mehmed [Eğri Fatihi]
-Doğum 1566 - Ölüm 1603
-Tahtta Kaldığı Süre: 1595 - 1603
III. Murad'ın oğludur ve babasının vefatının ardından tahtı ondan devralmıştır. Sancakta yetişen ve tahta çıkarken sancak beyliği yaparak gelen son Osmanlı padişahıdır; onun tahta çıkışından sonra şehzadelerin taşrada tecrübe kazanmasını sağlayan sancak sistemi tamamen kaldırılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman'dan sonra ordunun başında bizzat sefere çıkan ilk padişah olarak tarihe geçmiştir. Avusturya ordusuna karşı kazandığı muazzam 1596 Haçova Meydan Savaşı ve stratejik Eğri Kalesi'nin fethi ile Batı dünyasındaki askeri ve psikolojik üstünlüğü imparatorluk adına bir süre daha korumayı başarmıştır. 

Dışarıda Avusturya ile savaş sürerken, içeride ise Anadolu'yu kasıp kavuran, devlet otoritesini ve sosyo-ekonomik yapıyı ciddi şekilde sarsmaya başlayan Celali İsyanları (Karayazıcı İsyanı) onun döneminde devleti derin bir krize sürüklemiştir. Şiirlerinde Adli mahlasıyla eserler veren padişah, sarayda yürürken karşılaştığı bir dervişin kendisine yakın zamanda öleceğini kehanet etmesinin yarattığı derin psikolojik bunalım, kalp yetmezliği ve geçirdiği ani bir mide rahatsızlığı sonucu 37 yaşında İstanbul'da vefat etmiştir.

*Eğri Fatihi, padişahın 1596 yılındaki Macaristan seferinde kritik öneme sahip Eğri Kalesi'ni fethetmesi nedeniyle kazandığı askeri unvandır.
• I. Ahmed [Ahmed-i Evvel] 
Osmanlı Padişahları I. Ahmed [Ahmed-i Evvel]
-Doğum 1590 - Ölüm 1617
-Tahtta Kaldığı Süre: 1603 - 1617
III. Mehmed'in oğludur ve babasının vefatının ardından tahtı ondan devralmıştır. Sancak beyliği yapmadan, doğrudan sarayda yetişerek tahta oturan ilk Osmanlı padişahıdır. Devletin yönetim geleneğini ve veraset sistemini kökten değiştirerek, tahta geçişte hanedanın en yaşlı ve olgun üyesinin padişah olmasını öngören "Ekber ve Erşed" kuralını getirmiştir. Bununla birlikte şehzadelerin sancağa çıkma usulünü bitirip sarayda gözetim altında tutulmalarına dayanan Kafes sistemini başlatarak taht kavgalarını ve kardeş katli geleneğini sonlandırmayı amaçlamıştır. 

Dış politikada, Batı'da Avusturya karşısındaki tek taraflı diplomatik ve hukuki üstünlüğün (1533 İstanbul Antlaşması'ndaki mütekabiliyet ilkesinin) sona erip iki devlet hükümdarının protokolde eşitliğini tescilleyen 1606 Zitvatorok Antlaşması'nı imzalamıştır. İstanbul'un en görkemli simgelerinden biri olan ve Batılılarca Mavi Camii (Blue Mosque) olarak bilinen Sultanahmet Camii'ni inşa ettirmiştir. Şiirlerinde Bahti mahlasını kullanan padişah, henüz 27 yaşındayken yakalandığı şiddetli mide kanaması ve tifüs (lekeli humma) hastalığı neticesinde Topkapı Sarayı'nda vefat etmiştir.

*Ahmed-i Evvel, Farsça bir tamlama olup resmi saltanat adı olan "Birinci Ahmed" anlamına gelir.
• I. Mustafa [Mustafa-i Evvel / Deli / Meczup]
Osmanlı Padişahları I. Mustafa [Deli ]
-Doğum 1591 - Ölüm 1639
-Tahtta Kaldığı Süre: 1. Dönem 1617 - 1618 / 2. Dönem 1622 - 1623
III. Mehmed'in oğludur. Ağabeyi I. Ahmed'in vefatı üzerine, onun getirdiği Ekber ve Erşed sistemi uyarınca padişahın oğlu yerine ilk kez bir kardeş olarak tahta çıkmış ve yönetimi ondan devralmıştır. Akli dengesi devlet işlerini yürütmeye elverişli olmadığı için ulema ve devlet adamlarının kararıyla ilk döneminde tahttan indirilmiş, yerine yeğeni II. Osman (Genç Osman) geçmiştir. Ancak Genç Osman'ın feci bir şekilde katledilmesiyle yaşanan büyük siyasi kriz üzerine, Osmanlı tarihinde ilk kez bir padişah ikinci defa tahta çıkarılmıştır. 

Bu çalkantılı süreç; saray bürokrasisi, valide sultanlar ve Yeniçerilerin yönetim üzerindeki mutlak baskısını tarihte ilk kez bu kadar net açığa çıkarmıştır. Devlet idaresini tamamen felç eden bu ikinci dönemin sonunda, Şeyhülislam fetvasıyla yeniden tahttan indirilmiş ve yerini yeğeni IV. Murad'a bırakmıştır. Tahttan indirildikten sonra Topkapı Sarayı'ndaki şimşirlik (kafes) dairesinde 16 yıl boyunca sıkı bir gözetim ve tecrit altında yaşayan sabık padişah, geçirdiği şiddetli bir sara (epilepsi) krizi neticesinde vefat etmiştir.

*Mustafa-i Evvel, Farsça bir tamlama olup resmi saltanat adı olan "Birinci Mustafa" anlamına gelir. Deli veya Meczup ise akli dengesinin hükümdarlık yapmaya elverişli olmaması nedeniyle dönemin kaynaklarında ve halk arasında kendisine takılan gayriresmi lakaplardır.
• II. Osman [Genç Osman / Osman-ı Sani]
Osmanlı Padişahları II. Osman [Genç Osman]
-Doğum 1604 - Ölüm 1622
-Tahtta Kaldığı Süre: 1618 - 1622
I. Ahmed'in oğludur. Amcası I. Mustafa'nın ilk döneminin ardından tahttan indirilmesiyle çok genç yaşta yönetimi ondan devralmıştır. Osmanlı bürokrasisinde ve askeri yapısında köklü, radikal reformlar yapmayı düşünen ilk yenilikçi padişahtır. 1621 Hotin Seferi sırasında disiplinsizliğini bizzat gördüğü Yeniçeri Ocağı'nı kaldırmayı, devletin başkentini İstanbul'dan Anadolu'ya taşımayı ve saray dışından evlilikler yaparak ulema ile saray bürokrasisinin yönetim üzerindeki akraba baskısını kırmayı planlamıştır. 

Bu köklü ıslahat fikirlerinin saray içinde duyulması üzerine, Yeniçeriler ve ulemanın bir kısmı tarafından tarihte eşi görülmemiş büyük ve kanlı bir askeri isyan (Haile-i Osmaniye) başlatılmıştır. Bu isyan neticesinde tahttan indirilmiş, aşağılanarak sokaklarda gezdirilmiş ve kapatıldığı Yedikule Zindanlarında boğularak feci bir şekilde katledilmiştir. Osmanlı tarihinde isyancılar tarafından öldürülen ilk padişah olarak tarihe geçmiş, onun şehadetinin ardından amcası I. Mustafa kısa bir süreliğine yeniden tahta geçirilmiştir. Şiirlerinde Farisi mahlasını kullanmıştır.

*Genç Osman, padişahın henüz 14 yaşında tahta çıkması ve çok genç yaşta (17 yaşında) vefat etmesi nedeniyle halk ve tarihçiler tarafından kendisine verilen tarihsel bir lakaptır. Osman-ı Sani ise Arapça bir tamlama olup resmi saltanat adı olan "İkinci Osman" anlamına gelir.
• IV. Murad [Bağdat Fatihi / Gazi / Murad-ı Rabi] 
Osmanlı Padişahları IV. Murad [Bağdat Fatihi / Gazi]
-Doğum 1612 - Ölüm 1640
-Tahtta Kaldığı Süre: 1623 - 1640
I. Ahmed'in oğludur. Amcası I. Mustafa'nın ikinci saltanat döneminin ardından tahttan indirilmesiyle 11 yaşında tahta çıkmış ve yönetimi ondan devralmıştır. Genç Osman'ın da kardeşidir. Saltanatının ilk yılları yaşının küçüklüğü nedeniyle Valide Kösem Sultan'ın vesayeti altında geçmiştir. Gücü tamamen kendi eline aldıktan sonra merkezi otoriteyi ve devlet disiplinini demir yumrukla yeniden tesis etmiştir. İstanbul'da tütün, içki ve gece sokağa çıkma yasaklarını koymuş, asayişi bozduğu gerekçesiyle kahvehaneleri kapatmıştır. 

Taşradaki Celali isyanlarını ve İstanbul'da devlete baş kaldıran zorba Kapıkulu elebaşlarını kanlı ve tavizsiz bir şekilde tasfiye etmiştir. Safevilere karşı bizzat ordunun başında çıktığı büyük seferlerle Revan ve Bağdat'ı geri almış, günümüz Türkiye-İran sınırını büyük ölçüde çizen 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması'nı imzalamıştır. Şiirlerinde Muradi mahlasını kullanan ve olağanüstü fiziksel gücüyle tanınan padişah, henüz 28 yaşındayken yakalandığı şiddetli nikris (gut) hastalığı ya da damla hastalığı neticesinde İstanbul'da vefat etmiştir.

*Bağdat Fatihi, padişahın 1638 yılında Safevilerin (İran) elindeki Bağdat'ı çetin bir kuşatmanın ardından yeniden Osmanlı topraklarına katması nedeniyle kazandığı en büyük askeri unvandır. Gazi, ordunun başında bizzat seferlere katılarak zaferler kazandığı için aldığı şerefli unvandır. Murad-ı Rabi ise resmi saltanat adı olan "Dördüncü Murad" anlamına gelir.
• Sultan İbrahim [Deli / İbrahim-i Evvel]
Osmanlı Padişahları Sultan İbrahim [Girit Fâtihi / Asabî]
-Doğum 1615 - Ölüm 1648
-Tahtta Kaldığı Süre: 1640 - 1648
I. Ahmed'in oğludur. Kardeşi IV. Murad'ın vefatının ardından, hanedanın hayatta kalan tek erkek üyesi olarak tahta çıkmış ve yönetimi ondan devralmıştır. Sarayda uzun süre kafes hayatı yaşaması ve kardeşlerinin katledilmesine şahit olması nedeniyle ruh sağlığı ciddi şekilde bozulmuş bir hükümdardır. Döneminin en önemli askeri ve stratejik olayı, Venedik kontrolündeki stratejik Girit Adası'nın kuşatılmasının (1645) başlatılmasıdır. Bu kuşatma Osmanlı denizcilik tarihi için bir dönüm noktası olmuştur. 

Ancak askeri harcamalar, saraydaki lüks tüketim ve samur kürkü gibi sıra dışı vergi talepleri nedeniyle mali krizler derinleşmiştir. Bu ekonomik buhran ve yönetimdeki istikrarsızlıklar, ulema ile Yeniçerilerin birleşerek büyük bir isyan başlatmasına yol açmıştır. Bu isyan neticesinde tahttan indirilmiş, yerine küçük yaştaki oğlu IV. Mehmed (Avcı Mehmed) çıkarılmıştır. Tahttan indirildikten sonra kapatıldığı odada ulema fetvası ve cellatbaşı Ali Ağa tarafından yay kirişiyle boğularak katledilmiştir.

*Deli, sarayda uzun süre hapis hayatı (Kafes) yaşaması ve kardeşlerinin katledilmesine şahit olması sebebiyle ruh sağlığının bozuk olmasını ifade eder. İbrahim-i Evvel ise "Birinci İbrahim" anlamına gelen resmi saltanat unvanıdır.
• IV. Mehmed [Avcı]
Osmanlı Padişahları IV. Mehmed [Avcı]
-Doğum 1642 - Ölüm 1693
-Tahtta Kaldığı Süre: 1648 - 1687
Sultan İbrahim'in oğludur. Babasının trajik bir şekilde tahttan indirilmesinin ardından henüz 6 yaşında çocuk yaşta tahta çıkmış ve yönetimi ondan devralmıştır. Osmanlı tahtında Kanuni Sultan Süleyman'dan sonra en uzun süre kalan ikinci padişahtır. Saltanatının ilk yıllarındaki saray karışıklıklarının ardından yönetimi devralan Köprülüler ailesi (Köprülüler Devri) sayesinde devlette mali ve askeri istikrar yeniden sağlanmıştır. Bu istikrar döneminde, tam 24 yıl süren çetin bir kuşatmanın ardından Girit Adası resmen fethedilmiştir. 

Ancak döneminin sonlarına doğru Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın büyük iddiasıyla başlayan 1683 II. Viyana Kuşatması büyük bir bozgunla sonuçlanmıştır. Bu yenilgi, Osmanlı'nın Batı dünyasındaki büyük geri çekiliş ve çöküş sürecini başlatan tarihi bir dönüm noktası olmuştur. Şiirlerinde Vefai mahlasını kullanan padişah, Viyana bozgununun ardından başlayan Kutsal İttifak Savaşları'ndaki başarısızlıklar nedeniyle ordu ve ulemanın baskısıyla tahttan indirilmiştir. Hayatının son yıllarını Edirne Sarayı'nda ev hapsinde geçirmiş ve burada eceliyle (yaşlılığa bağlı doğal nedenlerle) vefat etmiştir.

*Avcı, devlet işlerinden ziyade ava ve avcılığa olan aşırı tutkusunu ve ömrünün büyük kısmını Edirne düzlüklerinde av partilerinde geçirmesini ifade eder.
• II. Süleyman [Süleyman-ı Sani] 
Osmanlı Padişahları II. Süleyman [Süleyman-ı Sânî]
-Doğum 1642 - Ölüm 1691
-Tahtta Kaldığı Süre: 1687 - 1691
Sultan İbrahim'in oğludur. Kardeşi IV. Mehmed'in II. Viyana bozgunu sonrasında tahttan indirilmesi üzerine, yaklaşık 40 yıl kaldığı kafes dairesinden çıkarılarak yönetimi ondan devralmıştır. Hayatının çok büyük bir kısmını sıkı bir tecrit altında geçirdiği için sağlığı ve psikolojisi oldukça yıpranmış bir hükümdardır. Tahta çıktığında kendisini Osmanlı'yı paylaşmak isteyen Avusturya, Venedik ve Lehistan'dan oluşan Kutsal İttifak savaşlarının tam ortasında bulmuştur. 

Devleti düştüğü bu feci durumdan kurtarmak amacıyla dirayetli devlet adamı Köprülüzade Fazıl Mustafa Paşa'yı sadrazamlığa getirmiştir. Bu doğru hamle sayesinde ordu toparlanmış, Niş ve en önemlisi Belgrad, Avusturya işgalinden geri alınarak çok büyük bir askeri başarı kazanılmıştır. Hattatlık sanatı ve dindarlığıyla bilinen padişah, cepheden gelen zafer haberlerinin hemen ardından, uzun süredir muzdarip olduğu ve vücudunda aşırı şişmeye neden olan şiddetli istiska (siroz/ödem) hastalığı neticesinde Edirne Sarayı'nda vefat etmiştir.

*Süleyman-ı Sani, Arapça-Farsça bir tamlama olup Kanuni Sultan Süleyman'dan sonra tahta çıkan "İkinci Süleyman" anlamına gelir.
• II. Ahmed [Ahmed-i Sani] 
Osmanlı Padişahları II. Ahmed [Ahmed-i Sânî]
-Doğum 1643 - Ölüm 1695
-Tahtta Kaldığı Süre: 1691 - 1695
Sultan İbrahim'in oğludur. Kardeşi II. Süleyman'ın vefatının ardından, yaklaşık 43 yıl kaldığı şimşirlik (kafes) dairesinden çıkarılarak yönetimi ondan devralmıştır. IV. Mehmed ve II. Süleyman'ın da öz kardeşidir. Tahta çıktığı andan itibaren kendisini Kutsal İttifak savaşlarının en buhranlı ve en ağır döneminde bulmuştur. 

Döneminin en büyük trajedisi, orduyu toparlayan yetenekli Sadrazam Köprülüzade Fazıl Mustafa Paşa'nın Avusturya cephesinde şehit düştüğü ve Osmanlı ordusunun çok ağır kayıplar verdiği 1691 Salankamen Savaşı'dır. Bu mağlubiyet neticesinde Macaristan coğrafyasındaki iki asırlık Türk hakimiyeti tamamen sarsılmış ve geri dönülemez bir toprak kaybı sürecine girilmiştir. Devlet işlerini yakından takip etmeye çalışan, hat ve şimşir sanatına meraklı olan padişah, saltanatının son yıllarında yakalandığı ve kendisini yatağa düşüren şiddetli istiska (siroz/ödem) hastalığı ile göğüs ağrıları neticesinde Edirne Sarayı'nda vefat etmiştir.

*Ahmed-i Sani, Farsça-Arapça bir tamlama olup resmi saltanat adı olan "İkinci Ahmed" anlamına gelir.
• II. Mustafa [Gazi / Mustafa-i Sani] 
Osmanlı Padişahları II. Mustafa [Gazi / Mustafâ-yi Sânî]
-Doğum 1664 - Ölüm 1703
-Tahtta Kaldığı Süre: 1695 - 1703
IV. Mehmed'in (Avcı Mehmed) oğludur. Amcası II. Ahmed'in vefatının ardından tahta çıkmış ve yönetimi ondan devralmıştır. Osmanlı tarihinde ordunun başında bizzat sefere çıkan son padişahtır. Tahta geçtiğinde "Zevk ve sefayı kendimize haram eylemişizdir" diyerek iddialı Avusturya seferlerine (Lugoş ve Ulaş zaferleri) çıkmıştır. Ancak Sadrazam Elmas Mehmed Paşa'nın şehit düştüğü ve ordunun nehirde sıkıştırıldığı 1697 Zenta Savaşı, Avusturya karşısında çok ağır bir bozgunla sonuçlanmıştır. Bu yenilgi, Osmanlı'nın Batı'da ilk kez büyük çapta toprak kaybettiği 1699 Karlofça Antlaşması'nı ve Rusya'ya stratejik Azak Kalesi'ni bırakmak zorunda kaldığı 1700 İstanbul Antlaşması'nı beraberinde getirerek dönemin kaderini tayin etmiştir. 

Savaşların ardından devlet idaresini hocası Şeyhülislam Feyzullah Efendi'ye bırakıp Edirne'ye çekilmesi İstanbul'da büyük tepki toplamıştır. Bu huzursuzluk, tarihe Edirne Vakası (1703) adıyla geçen büyük bir askeri ve sivil ayaklanmaya dönüşmüş, isyancıların baskısıyla tahttan indirilerek yerini kardeşi III. Ahmed'e bırakmıştır. Tahttan indirildikten sonra kapatıldığı dairesinde, yaşadığı taht kaybı acısı ve yakalandığı şiddetli mesane rahatsızlığı (idrar zorluğu/taş hastalığı) neticesinde birkaç ay içinde Edirne Sarayı'nda vefat etmiştir. Şiirlerinde Meftuni ve İkbali mahlaslarını kullanmıştır.

*Ordunun başında bizzat Avusturya seferlerine katıldığı ve ilk dönemlerinde başarılar kazandığı için ''Gazi'' unvanı almıştır. Mustafa-i Sani ise Farsça-Arapça bir tamlama olup resmi saltanat unvanı olan "İkinci Mustafa" anlamına gelir.

4. Gerileme Dönemi Padişahları (Karşı Taarruz ve Denge Arayışı Çağı)
Karlofça ile kaybedilen toprakları geri alma gayretlerinin öne çıktığı, Batı'nın askeri üstünlüğünün kabul edilerek ilk ıslahatların yapıldığı dönemdir.
• III. Ahmed [Lale Devri Padişahı] 
Osmanlı Padişahları III. Ahmed [Lale Devri Padişahı]
-Doğum 1673 - Ölüm 1736
-Tahtta Kaldığı Süre: 1703 - 1730
IV. Mehmed'in oğludur. Ağabeyi II. Mustafa'nın Edirne Vakası ile tahttan indirilmesinin ardından isyancıların ve devlet adamlarının uzlaşısıyla yönetimi ondan devralmıştır. Batı dünyasıyla askeri mücadelelerin yerini daha barışçı, diplomatik ve kültürel ilişkilere bıraktığı meşhur Lale Devri'nin padişahıdır. Dış politikada, Rus ordusunu Prut Nehri kıyısında tamamen kıstırıp imha etme noktasına getiren ve Karlofça'da kaybedilen toprakların geri alınabileceği ümidini doğuran 1711 Prut Savaşı zaferini kazanmıştır. Ancak bu başarı kalıcı olmamış; ardından hem Avusturya hem Venedik ile aynı anda savaşılıp ağır kayıplarla imzalanan ve Osmanlı'da askeri savunma döneminden kültürel yenilenme (Lale Devri) dönemine geçişi başlatan 1718 Pasarofça Antlaşması imzalanmıştır. 

Bu dönemde ilk sivil matbaa kurulmuş, ilk kez çiçek aşısı uygulanmış ve itfaiye teşkilatı (Tulumbacılar) oluşturulmuştur. Ancak İran seferindeki başarısızlıklar ve sarayın aşırı lüks harcamaları halkta tepki doğurmuş; Lale Devri'ni kanlı ve yıkıcı bir şekilde bitiren Patrona Halil İsyanı (1730) ile tahttan indirilmiştir. Divan edebiyatında Necib mahlasıyla şiirler yazan ve usta bir hattat olan sabık padişah, tahttan indirildikten sonra kapatıldığı saray dairesinde 6 yıl gözetim altında yaşamış ve geçirdiği ani bir kalp krizi/felç (veya idrar yolları rahatsızlığı) neticesinde İstanbul'da vefat etmiştir.

*Lale Devri Padişahı, döneminde yaşanan barış, zevk, sefa, imar faaliyetleri ve batılılaşma yeniliklerini ifade eden tarihsel bir nitelemedir. Ahmed-i Salis ise resmi saltanat adı olan "Üçüncü Ahmed" anlamına gelir.
• I. Mahmud [Gazi / Kambur / Mahmud-i Evvel] 
Osmanlı Padişahları I. Mahmud [Gazi / Kambur]
-Doğum 1696 - Ölüm 1754
-Tahtta Kaldığı Süre: 1730 - 1754
II. Mustafa'nın oğludur ve Patrona Halil İsyanı neticesinde tahttan indirilen amcası III. Ahmed'den sonra yönetimi devralmıştır. İsyanın bastırılmasının ardından idareyi tam anlamıyla eline almıştır. Orduyu batı tarzında modernize etmek için Humbaracı Ahmed Paşa (Kont de Bonneval) gibi yabancı uzmanlardan yararlanan padişahtır. 

Hem Rusya hem de Avusturya ile eş zamanlı savaşılıp kazanılan zaferlerin ardından imzalanan ve Osmanlı'nın Batı'da imzaladığı son kazançlı anlaşma olan 1739 Belgrad Antlaşması ile Fransızlara verilen kapitülasyonların sürekli hale getirilmesi bu dönemde gerçekleşmiştir. Bir Cuma selamlığı dönüşünde Topkapı Sarayı'na girerken at sırtında aniden geçirdiği felç (inme) sonucu düşerek 58 yaşında vefat etmiştir. Şiirlerinde Sebkati mahlasını kullanmıştır.

*Gazi, Batı'da Avusturya ve Rusya'ya karşı kazanılan büyük zaferler nedeniyle verilmiştir. Kambur, fiziksel bir rahatsızlığı (sırtındaki eğrilik) sebebiyle halk arasında yakıştırılan lakaptır. Mahmud-i Evvel ise "Birinci Mahmud" anlamına gelir.
• III. Osman [Sofu / Osman-ı Salis] 
Osmanlı Padişahları III. Osman [Sofu]
-Doğum 1699 - Ölüm 1757
-Tahtta Kaldığı Süre: 1754 - 1757
II. Mustafa'nın oğludur ve ağabeyi I. Mahmud'un vefatı üzerine yönetimi ondan devralmıştır. Kısa süren saltanatı boyunca büyük çaplı bir askeri savaşa girmemiş, daha çok iç düzenle ilgilenmiştir. İstanbul tarihinin en büyük afetlerinden olan ve günlerce süren büyük İstanbul yangınları ile 11 Ocak 1755'te kışın Haliç'in tamamen donması gibi sıra dışı doğa olayları bu döneme damgasını vurmuştur. 

Ağabeyi döneminde temelleri atılan Nuruosmaniye Camii onun döneminde tamamlanarak ibadete açılmıştır. Yaklaşık 51 yıl kafes dairesinde yaşamanın getirdiği yıpranmayla saraydaki tüm müzisyenleri ve eğlenceleri uzaklaştıran padişah, bacağında başlayan ve tüm vücuduna yayılan şiddetli bir şirpençe (büyük çıban/enfeksiyon) neticesinde İstanbul'da vefat etmiştir.

*Osman-ı Salis, "Üçüncü Osman" anlamına gelir. Sofu ise saraydaki müzisyenleri uzaklaştırması ve dindar, katı yaşam tarzı nedeniyle verilmiştir.
• III. Mustafa [Gazi / Mustafa-i Salis]
Osmanlı Padişahları III. Mustafa [Cihangir]
-Doğum 1717 - Ölüm 1774
-Tahtta Kaldığı Süre: 1757 - 1774
III. Ahmed'in oğludur ve amcasının oğlu III. Osman'ın vefatı üzerine yönetimi ondan devralmıştır. Devlet bütçesini düzelten ve mali alanda "Esham" (iç borçlanma) sisteminin temelini atan padişahtır. Rusya'nın sıcak denizlere inme politikası yüzünden başlayan 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı ve bu savaş sırasında Rus donanmasının Akdeniz'e gelerek Osmanlı filosunu yaktığı 1770 Çeşme Baskını felaketi bu dönemde yaşanmıştır. 

Döneminde Laleli Camii inşa edilmiş, ordu mühendisliği adımları atılmış, Topçu Ocağı bünyesinde Sürat Topçuları Ocağı kurulmuş, deniz subayı ve mühendis yetiştirmek amacıyla 1773'te açılan Mühendishane-i Bahr-i Hümayun ile günümüz İstanbul Teknik Üniversitesi'nin (İTÜ) temelleri atılmıştır. Şiirlerinde Cihangir mahlasını kullanan padişah, Rus savaşı sırasında cepheden gelen üst üste mağlubiyet haberleri ve son olarak stratejik Özi Kalesi'nin muhasara altına alınmasının yarattığı derin keder ve kalp yetmezliği (veya geçirdiği ani felç) neticesinde İstanbul'da vefat etmiştir.

*Gazi, 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı'nın ilk yıllarında orduyu sefere teşvik etmesi ve azminden dolayı kendisine verilen unvandır. Mustafa-i Salis ise "Üçüncü Mustafa" anlamına gelen resmi unvanıdır.
• I. Abdülhamid [Veli] 
Osmanlı Padişahları I. Abdülhamid [Islahatçı / Velî]
-Doğum 1725 - Ölüm 1789
-Tahtta Kaldığı Süre: 1774 - 1789
III. Ahmed'in oğludur ve ağabeyi III. Mustafa'nın vefatı üzerine yönetimi ondan devralmıştır. Mali ve askeri reformlara hız veren, Yeniçeri sayımını bizzat yaptıran ve cülus bahşişi geleneğini kaldıran sultandır. Rusya karşısındaki ağır mağlubiyet neticesinde imzalanan, Kırım'ın bağımsız olduğunu ve Karadeniz'deki Türk tekelinin bittiğini tescilleyen 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması bu dönemin en sarsıcı gelişmesidir. 

Bu dönemdeki ağır toprak kayıpları ve cephe bozgunları, ölümünden sonra imzalanacak olan 1792 Yaş Antlaşması'nın zeminini hazırlamıştır. Divan edebiyatında İlhami mahlasıyla şiirler yazan padişah, Rusya'nın Özi Kalesi'nde yaptığı katliamın ve kalenin düştüğünün haberini aldığında kederinden felç (inme) geçirerek İstanbul'da vefat etmiştir.

*Dindarlığı, halka olan şefkati, adaleti ve hayırseverliği nedeniyle hem halk hem de ulema tarafından ''Veli'' lakabıyla anılmıştır.

5. Dağılma Dönemi Padişahları (En Uzun Yüzyıl ve Çöküş Çağı)
Milliyetçilik isyanlarının baş gösterdiği, toprak kayıplarının hızlandığı ancak modernleşme ve kurumsallaşma adımlarının en radikal şekilde atıldığı dönemdir.
• III. Selim [Nizam-ı Cedid Padişahı / Islahatçı-Yenilikçi] 
Osmanlı Padişahları III. Selim [Nizam-ı Cedidçi]
-Doğum 1761 - Ölüm 1808
-Tahtta Kaldığı Süre: 1789 - 1807
III. Mustafa'nın oğludur. Amcası I. Abdülhamid'in vefatı üzerine yönetimi ondan devralmıştır. Devlette köklü ve radikal yenilik hareketlerini başlatan ilk yenilikçi padişahtır. Kırım'ın Rusya'ya ait olduğunun resmen kabul edildiği 1792 Yaş Antlaşması, Batı tarzında Nizam-ı Cedid ordusunun kurulması, Napolyon ordularının Akka'da Cezzar Ahmed Paşa tarafından durdurulması ve yeniliklere karşı çıkan Yeniçerilerin başlattığı Kabakçı Mustafa İsyanı ile tahttan indirilmesi döneme damgasını vurmuştur.

Şiirlerinde İlhami mahlasını kullanan ve Türk sanat müziğine Suzidilara makamını kazandıran usta bir bestekar olan padişah, tahttan indirildikten sonra kapatıldığı saray dairesinde, kendisini yeniden tahta çıkarmak isteyen Alemdar Mustafa Paşa'nın saray baskını sırasında IV. Mustafa'nın emriyle boğularak katledilmiştir.

*Nizam-ı Cedid Padişahı, kurduğu modern orduya ve yaptığı köklü yenilik hareketine ithafen verilen unvandır. Askeri, idari ve mali alanlarda başlattığı radikal köklü yapısal değişimler sebebiyle Islahatçı/Yenilikçi olarak anılır.
• IV. Mustafa [Mustafa-i Rabi / Asi]
Osmanlı Padişahları IV. Mustafa [Âsî]
-Doğum 1779 - Ölüm 1808
-Tahtta Kaldığı Süre: 1807 - 1808
I. Abdülhamid'in oğludur. Osmanlı tarihinin en kısa süre tahtta kalan (yaklaşık 14 ay) padişahlarından biridir. Kuzeni III. Selim'in, Kabakçı Mustafa İsyanı neticesinde tahttan indirilmesi üzerine, batılılaşma ve Nizam-ı Cedid yeniliklerine karşı çıkan gerici grupların desteğiyle tahta çıkarılmıştır. Tahta geçer geçmez isyancıların isteği doğrultusunda III. Selim'in kurduğu modern Nizam-ı Cedid ordusunu tamamen lağvetmiştir. 

III. Selim'i yeniden tahta çıkarmak isteyen, Nizam-ı Cedid yeniliklerini savunan Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa'nın İstanbul'a gelerek sarayı basması ve IV. Mustafa'yı tahttan indirip yerine kardeşi Mahmud'u çıkarması bu dönemin kaderini belirleyen tek büyük gelişmedir. Padişah, Alemdar Mustafa Paşa'nın saray baskını sırasında tahtını korumak amacıyla III. Selim'in katledilmesi emrini vermiştir. Tahttan indirildikten kısa süre sonra, kendisini yeniden tahta çıkarmak isteyen yeniçerilerin başlattığı bir başka isyan sırasında, ileride yeni bir taht kavgasını önlemek amacıyla kardeşi II. Mahmud'un emriyle boğularak öldürülmüştür.

*Mustafa-i Rabi: "Dördüncü Mustafa" anlamına gelen resmi unvanıdır. Asi ise yenilikçi yasal yönetime karşı patlak veren gerici bir askeri isyanı destekleyerek ve isyancıların kuklası olarak tahta oturması nedeniyle tarihsel süreçte kendisine yakıştırılan gayriresmi sıfatıdır.
• II. Mahmud [Adli / Gavur Padişah] 
Osmanlı Padişahları II. Mahmud [Gavur Padişah]
-Doğum 1785 - Ölüm 1839
-Tahtta Kaldığı Süre: 1808 - 1839
I. Abdülhamid'in oğludur. Kendisini tahttan indirmek isteyen isyancılara karşı ağabeyi IV. Mustafa'nın emriyle katledilmekten son anda kurtulmuş ve Alemdar Mustafa Paşa'nın saray baskını neticesinde tahtı ağabeyinden devralmıştır. Osmanlı tarihinin en radikal reformist padişahıdır. Tahta çıkarken ayanlarla devlet otoritesini paylaşan Sened-i İttifak'ı imzalamıştır. 1826 yılında Osmanlı'nın modernleşmesi önündeki en büyük askeri ve siyasi engel olan Yeniçeri Ocağı'nı kanlı bir şekilde ortadan kaldırmış, tarihe Vaka-i Hayriye (Hayırlı Olay) olarak geçen bu köklü adımla modern Asakir-i Mansure-i Muhammediye (Hz. Muhammed'in Muzaffer Askerleri) ordusunu kurmuştur. 

Devlet idaresinde Divan-ı Hümayun'u kaldırarak yerine bakanlıklar (nazırlıklar) sistemini getirmiş, tarihteki ilk nüfus sayımını gerçekleştirmiş ve pasaport uygulamasını başlatmıştır. Dış politikada ise Yunanistan'ın resmi bağımsızlığını kazandığı 1829 Edirne Antlaşması ve Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa isyanının yarattığı büyük tehlikeye karşı Rusya ile meşhur Hünkâr İskelesi Antlaşması bu dönemde gerçekleşmiştir. Padişah, hayatının son yıllarında yakalandığı ve o dönem çaresiz bir hastalık olan verem (akciğer tüberkülozu) ile buna eşlik eden şiddetli sarılık rahatsızlığı neticesinde 54 yaşında İstanbul'da vefat etmiştir.

*Adli, adaleti merkeze alan kanunlar çıkarması nedeniyle resmi unvanı ve şiir mahlasıdır. Gavur Padişah ise Yeniçeri Ocağı'nı kaldırması, kılık-kıyafet devrimi (memurlara fes ve ceket zorunluluğu) yapması ve devlet dairelerine kendi resmini astırması nedeniyle dönemin muhafazakar çevrelerinin taktığı gayriresmi lakaptır.
• Sultan Abdülmecid [Tanzimatçı / Tanzimat Padişahı]
Osmanlı Padişahları Sultan Abdülmecid [Tanzimatçı]
-Doğum 1823 - Ölüm 1861
-Tahtta Kaldığı Süre: 1839 - 1861
II. Mahmud'un oğludur ve babasının vefatının ardından tahtı ondan devralmıştır. Osmanlı Devleti'nde batılılaşma hareketlerini kökleştiren ve kanun üstünlüğü dönemini resmen başlatan sultandır. Siyasi, hukuki ve sosyal alanda çığır açan 1839 Tanzimat Fermanı ile azınlık haklarını genişleten 1856 Islahat Fermanı onun döneminde ilan edilmiştir. Dış politikada, İngiltere ve Fransa'nın desteğiyle Rusya'ya karşı kazanılan 1853-1856 Kırım Savaşı en önemli askeri gelişmedir. Bu savaşın mali yükünü karşılayabilmek amacıyla Osmanlı devlet tarihinde ilk kez İngiltere'den dış borç alınması bu döneme ait en kritik adımlardan biridir. 

İstanbul'un siluetini değiştiren batı mimarili görkemli Dolmabahçe Sarayı da onun döneminde inşa edilmiştir. İlk kağıt para olan Kaime-i Nakdiye-i Mutebere onun döneminde basılmıştır. Nazik ve yenilikçi kişiliğiyle bilinen padişah, babası gibi o dönemin amansız hastalığı olan verem (akciğer tüberkülozu) ve tüberkülozun vücuda yayılması neticesinde 38 yaşında Ihlamur Kasrı'nda vefat etmiştir.

*Tanzimatçı/Tanzimat Padişahı, Osmanlı'da batılılaşma ve hukukun üstünlüğü dönemini başlatan Tanzimat Fermanı'nı ilan etmesi nedeniyle kendisine verilen tarihsel isim ve unvandır.
• Sultan Abdülaziz [Aziz / Güreşçi] 
Osmanlı Padişahları Sultan Abdülaziz [Aziz]
-Doğum 1830 - Ölüm 1876
-Tahtta Kaldığı Süre: 1861 - 1876
II. Mahmud'un oğludur ve ağabeyi I. Abdülmecid'in vefatının ardından tahtı ondan devralmıştır. Avrupa seyahatine çıkan ilk ve tek Osmanlı padişahıdır. Büyük bütçeler harcayarak Osmanlı donanmasını dünyanın en büyük üçüncü filosu haline getirmiş, devlet idaresinde ilk kez resmi posta pulu basılmasını sağlamış ve Akdeniz ile Kızıldeniz'i birleştiren stratejik Süveyş Kanalı'nın açılışı bu dönemde gerçekleşmiştir. 

Ancak orduya ve saray mimarisine harcanan yüksek krediler dış borç krizini tırmandırmış, nihayetinde devletin mali olarak iflas ettiğini ve faizleri ödeyemeyeceğini resmi olarak açıklayan Ramazan Kararnamesi (1875) bu dönemde yayınlanmıştır. Bu ekonomik çöküş ve iç huzursuzlukların sürecinde, Midhat Paşa ve Hüseyin Avni Paşa önderliğindeki askeri bir hükümet darbesiyle tahttan indirilmiştir. Tahttan indirildikten birkaç gün sonra tutulduğu Feriye Sarayı'nda bilekleri kesilmiş halde ölü bulunmuş; bu şüpheli ölüm resmi kayıtlara intihar olarak geçirilmeye çalışılsa da daha sonra kurulan Yıldız Mahkemesi'nde darbeciler tarafından işlenmiş bir suikast/cinayet olduğu hükme bağlanmıştır.

*Aziz, şiirlerinde ve bestelerinde kullandığı kendi adından gelen mahlasıdır. Güreşçi (veya Pehlivan) ise fiziksel olarak olağanüstü güçlü olması, bilek güreşi, okçuluk ve cirit gibi sporların yanı sıra sarayda bizzat pehlivanlarla güreş tutması nedeniyle halk arasında kendisine takılan gayriresmi lakabıdır.
• V. Murad [Murad-ı Hamis] 
Osmanlı Padişahları V. Murad [Murâd-ı Hâmis]
-Doğum 1840 - Ölüm 1904
-Tahtta Kaldığı Süre: 1876 (Yalnızca 93 Gün)
Sultan Abdülmecid'in oğludur. Amcası Sultan Abdülaziz'in askeri bir darbeyle tahttan indirilmesinin ardından, Yeni Osmanlılar cemiyeti ve devlet adamlarının desteğiyle tahtı ondan devralmıştır. Osmanlı tarihinin en kısa süre tahtta kalan padişahıdır. Tahtta kaldığı 93 gün boyunca, amcasının şüpheli ve trajik ölümünün yarattığı şok, cinnet geçiren Çerkes Hasan'ın düzenlediği kanlı saray baskını gibi üst üste gelen olayların etkisiyle yoğun ruhsal bunalımlar geçirmiştir. 

Akli dengesinin devlet idare etmeye yerinde olmadığına dair yerli ve yabancı hekim raporları neticesinde, hiçbir siyasi veya askeri faaliyette bulunamadan Mithat Paşa ve diğer devlet adamları tarafından tahttan indirilmiştir. Batı müziğine ve piyanoya olan derin merakıyla bilinen usta bir bestekar olan padişah, tahttan indirildikten sonra ömrünün geri kalan 28 yılını Çırağan Sarayı'nda sıkı bir gözetim ve tecrit altında geçirmiş, yakalandığı şeker (diyabet) hastalığına bağlı rahatsızlıklar ve bunun getirdiği komplikasyonlar neticesinde İstanbul'da vefat etmiştir.

*Murad-ı Hamis, Arapça bir tamlama olup resmi saltanat adı olan "Beşinci Murad" anlamına gelir.
• II. Abdülhamid [Ulu Hakan / Kızıl Sultan / Abdülhamid-i Sani] 
Osmanlı Padişahları II. Abdülhamid [Hakan-ı Sânî / Ulu Hakan]
-Doğum 1842 - Ölüm 1918
-Tahtta Kaldığı Süre: 1876 - 1909
Sultan Abdülmecid'in oğludur. Ağabeyi V. Murad'ın ruhsal rahatsızlığı nedeniyle tahttan indirilmesi üzerine, Jön Türklere meşrutiyeti ilan etme sözü vererek tahtı ondan devralmıştır. Devleti 33 yıl boyunca uyguladığı denge siyasetiyle yöneten sultandır. 23 Aralık 1876 tarihinde ilk Osmanlı anayasası olan Kanun-ı Esasi'yi (temel kanun) ilan ederek I. Meşrutiyet dönemini başlatmıştır. Ancak çok ağır toprak kayıpları ve yıkımla sonuçlanan 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) felaketinin ardından anayasal yetkisine dayanarak Meclis-i Mebusan'ı (milletvekilleri meclisi) süresiz tatil etmiş ve devlet yönetimini Yıldız Sarayı'nda toplayarak mutlakiyet dönemini başlatmıştır. Bu süreçte dış borçları yapılandıran Düyun-ı Umumiye kurulmuş, Filistin'de siyonistlerin toprak talepleri kararlılıkla reddedilmiştir. 

Ülke genelinde muazzam bir telgraf ağı kurmuş, Hicaz Demiryolu'nu inşa ettirmiş ve imparatorluk tarihinin en büyük okullaşma hamlesini başlatarak yüzlerce modern eğitim kurumu açmıştır; bu yönüyle tarihçilerce Maarifperver (eğitimsever) olarak da anılır. İleri düzey marangozluk zanaatıyla bilinen padişah, 1908'de yükselen muhalefet baskısıyla II. Meşrutiyet'i yeniden ilan etmek zorunda kalmıştır. Rejim karşıtı 31 Mart Vakası ayaklanmasının ardından İstanbul'a giren Hareket Ordusu ve meclis kararıyla tahttan indirilmiştir. Tahttan indirildikten sonra Selanik'teki Alatini Köşkü'nde, ardından Beylerbeyi Sarayı'nda sıkı gözetim altında tutulmuş; yakalandığı şiddetli zatürre (akciğer iltihabı) ve buna bağlı gelişen kalp yetmezliği neticesinde 75 yaşında İstanbul'da vefat etmiştir.

*Ulu Hakan, kendisini destekleyenler tarafından, imparatorluğun en zor döneminde 33 yıl boyunca devleti dahi bir dış siyasetle ayakta tuttuğu için verilen saygı unvanıdır. Kızıl Sultan, iç politikadaki muhalifleri ve özellikle Ermeni isyanlarını sert şekilde bastırdığı için Batılı tarihçiler ile Fransız yazar Albert Vandal tarafından takılan kötüleyici, oryantalist lakaptır. Abdülhamid-i Sani ise resmi saltanat adı olan "İkinci Abdülhamid" anlamına gelir.
• V. Mehmed [Reşad] 
Osmanlı Padişahları V. Mehmed [Reşad]
-Doğum 1844 - Ölüm 1918
-Tahtta Kaldığı Süre: 1909 - 1918
Sultan Abdülmecid'in oğludur. Ağabeyi II. Abdülhamid'in 31 Mart Vakası sonrasında tahttan indirilmesi üzerine, yaklaşık 30 yıl kaldığı kafes dairesinden çıkarılarak meclis kararıyla yönetimi ondan devralmıştır. V. Murad ve II. Abdülhamid'in de öz kardeşidir. Yönetimi fiilen elinde tutan İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin gölgesinde, gücü büyük ölçüde kısıtlanmış sembolik bir meşruti monarşi padişahı olarak hüküm sürmüştür. Döneminde Osmanlı Devleti tarihinin en büyük yıkımlarını ve toprak kayıplarını yaşamıştır; İtalyanlara karşı yapılan Trablusgarp Savaşı ile Kuzey Afrika'daki son toprak parçası kaybedilmiş, hemen ardından patlak veren feci Balkan Savaşları ile beş asırlık Rumeli toprakları elden çıkmıştır. En nihayetinde devlet, İttihatçı kadroların politikaları neticesinde kendisini I. Dünya Savaşı'nın devasa küresel girdabında bulmuştur. 

Savaş sürerken, dünya genelindeki Müslümanları İtilaf Devletleri'ne karşı birleştirmek amacıyla resmi olarak Cihad-ı Ekber (Büyük Cihad) ilan etmiştir. İmparatorluğun ölüm kalım mücadelesi verdiği bu büyük savaş esnasında, tarihin akışını değiştiren kahramanca Çanakkale Zaferi ve Irak cephesinde İngiliz ordusunun esir alındığı Kut'ül Amare Zaferi zaferleri bu dönemde yaşanmıştır. Şiirlerinde Reşad mahlasıyla divan tarzı eserler veren padişah, I. Dünya Savaşı'nın Osmanlı adına mağlubiyetle biteceğinin anlaşıldığı günlerde, uzun süredir muzdarip olduğu kronik şeker (diyabet) hastalığı ve kalp yetmezliği neticesinde, savaşın bitimine ve Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasına aylar kala 73 yaşında İstanbul'da vefat etmiştir. Naaşı, kendi sağlığında mimar Kemaleddin Bey'e yaptırdığı Eyüpsultan'daki özel türbesine defnedilmiştir.

*Mehmed Reşad, kendisinden önceki adaşları olan ünlü Osmanlı padişahlarından (Fatih, II. Mehmed, Avcı Mehmed vb.) ayırt edilmek ve kendi öz adını yaşatmak üzere kullandığı resmi saltanat adıdır.
• VI. Mehmed [Vahdeddin / Son Padişah] 
Osmanlı Padişahları VI. Mehmed [Vahdeddin]
-Doğum 1861 - Ölüm 1926
-Tahtta Kaldığı Süre: 1918 - 1922
Sultan Abdülmecid'in oğludur. Ağabeyi V. Mehmed Reşad'ın I. Dünya Savaşı sürerken vefat etmesi üzerine yönetimi ondan devralmıştır. V. Murad, II. Abdülhamid ve V. Mehmed Reşad'ın da öz kardeşidir. Osmanlı Devleti'nin son padişahıdır. I. Dünya Savaşı'nın kaybedilmesinin hemen ardından, devleti fiilen bitiren ağır Mondros Mütarekesi'nin imzalanması ve başkent İstanbul'un İtilaf Devletleri tarafından resmi olarak işgal edilmesi bu dönemde yaşanmıştır. İstanbul hükümetinin çaresizliği karşısında, hukuken geçersiz sayılan ve devletin ölüm fermanı olan ağır Sevr Antlaşması imzalanmış; buna tepki olarak Anadolu'da Mustafa Kemal Paşa önderliğinde bağımsızlık meşalesi yakılarak büyük Milli Mücadele başlatılmıştır. 

Anadolu'daki kahramanca direnişi yöneten kadronun kesin zafer kazanmasının ardından, iki başlılığı ortadan kaldırmak amacıyla TBMM tarafından 1 Kasım 1922'de saltanat resmen kaldırılmış ve böylece 623 yıllık Osmanlı hanedan yönetimi son bulmuştur. Saltanatın kaldırılmasıyla tahtı ve hukuki konumu sona eren eski hükümdar, can güvenliğinin tehlikede olduğunu belirterek 17 Kasım 1922'de İngiliz zırhlısı Malaya ile İstanbul'dan ayrılarak sürgüne gitmiştir. Ömrünün son yıllarını büyük bir maddi imkansızlık ve keder içinde İtalya'da geçirmiş, San Remo kentinde geçirdiği ani bir kalp krizi neticesinde 65 yaşında vefat etmiştir.

*Vahdeddin, "Dinin teki/biri" veya "dinin eşsizliği" anlamına gelen resmi saltanat adıdır. Son Padişah ise altı asırlık Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılış sürecinde tahtta bulunan ve saltanatı nihayete erdiren son hükümdar olmasını ifade eden tarihsel bir nitelemedir.
Söğüt ovalarında küçük bir uç beyliği olarak filizlenen ve altı asır boyunca üç kıtaya adalet, nizam ve sarsılmaz bir idari güç yayan Osmanlı Devleti, tarih sahnesindeki misyonunu tamamlayarak yerini küllerinden doğan yepyeni bir egemenlik anlayışına bırakmıştır. Osman Gazi'nin ilk askeri adımıyla başlayan, Fatih'in fethiyle çağ açan ve Yavuz'un hamlesiyle hilafet makamıyla taçlanan bu büyük yönetim mirası, saltanatın kaldırılmasıyla nihayete ermiştir. Ancak bu toprakların yönetim hafızası son bulmamış, hanedanın mutlak otoritesi yerini milletin kayıtsız şartsız egemenliğine devretmiştir.

Cihan devletine yön veren Osmanlı padişahlarının asırlık devlet tecrübesi ve idari birikimi, modern çağın şartlarıyla harmanlanarak yepyeni bir yönetim zincirinin temel taşını oluşturmuştur. Yazı dizimin bir sonraki ve son halkasında; imparatorluğun yıkılışının ardından kurulan modern devletimizin zirve makamına, yani beyliklerden imparatorluğa uzanan bu kadim bayrağı devralıp günümüze taşıyan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları'nın kronolojik serüvenine adım atacağız.