Osmanlı döneminde Anadolu'da yetişen velilerden olan Aziz Mahmud Hüdayi, (1541-1628) devrinin önde gelen büyük alimlerinden ve mutasavvıflarından birisi olmasının yanı sıra Celvetiyye tarikatının da kurucusudur. Aziz Mahmud Hüdayi'nin, denizciler tarafından İstanbul Boğazı'nın dört manevi bekçisinden biri olduğuna inanılır. Sekiz padişahın saltanatlık döneminde hayat süren Aziz Mahmud Hüdayi için, ''Sultanlara sultanlık eden sultan'' denilir. Aziz Mahmud Hüdayi kimdir? Nerede, ne zaman doğmuştur? Eğitimini nerede almıştır? Nerelerde görev yapmıştır? Eserleri neler? Neden kendisine ''Sultanlara sultanlık eden sultan'' denilmiştir? Tüm bu soruların yanıtını ''Aziz Mahmut Hüdayi Kimdir'' yazımda detaylı bir şekilde okuyabilirsiniz.
Aziz Mahmud Hüdayi 1628 yılının ekim ayında vefat ettiğinde, cenazesi Üsküdar'da kendi yaptırdığı külliye içindeki türbeye defnedilmiştir. Türbesi günümüzde de en çok ziyaret edilen yerlerden biridir. Bu yazımda, Aziz Mahmud Hüdayi'nin sandukasının da bulunduğu türbesi, türbenin içinde bulunduğu külliyesi ile ilgili, hem ziyaretlerimde edinmiş olduğum hem de araştırmalarım sonucu öğrendiğim bilgileri okuyacaksınız.
Aziz Mahmud Hüdayi Külliyesi Tarihçesi
Külliye Osmanlı kaynaklarında, ''Hazret-i Hüdâyî Âsitânesi, Hüdâyî Mahmud Efendi Âsitânesi, Pîşvâ-yı Tarîkat-ı Aliyye-i Celvetiyye, Aziz Mahmud Hüdâyî Efendi Hankahı, Hankāh-ı Celvetî, Hazret-i Hüdâyî Aziz Mahmud Efendi Dergâhı ve Hüdâyî Aziz Mahmud Efendi Tekkesi'' gibi isimlerle anılmaktadır. Külliye aynı zamanda Celvetiyye tarikatının da merkezini teşkil etmiştir.
Üsküdar'ın Doğancılar semtinde, Aziz Mahmud Hüdayi Mahallesi'nde bir tepe üzerinde bulunan külliyenin arsası, Aziz Mahmud Hüdayi tarafından 1589 yılında satın alınmış ve aynı yıl inşasına başlanmıştır. Külliyenin yapımı 1595 yılında tamamlandığında içinde, tevhidhane (İbadet mekanı), derviş hücreleri, meşrutahane (Günümüz imam lojmanı) ve iki adet çeşme bulunuyormuş. 1598-1599 yıllarında tevhidhaneye minber ilave edilerek tevhidhane camiye dönüştürülmüş. Aziz Mahmud Hüdayi, hayatının sonlarına doğru buraya kendi türbesini de ilave ettirmiş. Külliye o dönemde, Celveti Tarikatının zikir ve ibadetlerinin yapıldığı, dervişlerin yetiştiği, gelip geçen misafirlerin ve yoksulların doyurulduğu bir merkez özelliğindeymiş.
Külliye kuruluşundan 19. yüzyıl ortalarına kadar çeşitli tamirler geçirmiş, zaman zaman bazı eklerle büyütülmüş. 1850 yılında Üsküdar Çarşısında çıkan yangında külliye de zarar görmüş, içinde sadece Hüdayi Türbesi ayakta kalmış, türbe tevhidhane olarak kullanılmış. 1855-1856 yıllarında, Sultan Abdülmecid külliyeyi ve türbeyi ilk yerleşim planına uygun olarak yeniden inşa ettirmiş, külliyeye Hünkar Mahfili (Padişahların ibadet mekanı) ve bir sıbyan mektebi (Çocuklar için okul) ilave ettirmiş. 1894 yılındaki İstanbul depreminde hasar gören tekke tamir ettirilmiş.
Sultan 2. Abdülhamid'in yakın adamlarından Lütfi Bey, 1899-1900 yıllarında, tevhidhanenin karşısına, bir kısmı kendisine ve aile fertlerine türbe olarak tahsis edilen kütüphane binasını yaptırmış. Bir yıl sonra külliyeye harem bölümü (Şeyh dairesi) inşa edilmiş. 1910 yılında yıldırım düşmesi sonucu yıkılan türbe yeniden inşa ettirilmiş. Mısır Hıdivi İsmail Paşa'nın kızı Fatma Hanım tarafından, türbeye şimdiki camekanlı giriş bölümü yaptırılmış. 1918 yılında yıkılan yerler tamir edilmiş, camiye minare eklenmiş. Cami-tevhidhane 1925 yılından sonra sadece cami olarak kullanılmış. Külliye içindeki selamlık bölümü ve derviş hücreleri zaman içinde ortadan kalkmış, ayakta kalan cami, türbe, Hünkar Mahfili, hazire, cümle kapısı ve çeşmeler 1975 yılında tamir ettirilmiş.
Külliyenin Özellikleri
Külliye ilk yapıldığı dönemden itibaren yenilemeler, eklemeler nedeniyle günümüze orijinal haliyle ulaşamamış. Külliye, Hüdai Mahmud, Aziz Efendi Mektebi ve Aziz Mahmud Efendi Sokaklarının çevrelediği bir arsa üzerinde, 10.000 metrekarelik geniş bir alanı kaplamaktadır. Külliyede, girişte çeşmeler, sağlı sollu meşrutalar (Lojman binaları), açık türbeler, Hüdayi Türbesi, cami, imarethane, kütüphane, şeyh meşrutası gibi yapıların dışında; günümüzde aşevi, konferans salonu, Kur'an Kursu, öğrenci yurdu, çok amaçlı salon, misafirhane, diğer müştemilatlar ve otopark gibi yapılar bulunmaktadır.
Külliyeye hem Aziz Mahmud Efendi Sokağı'ndan hem de Hüdayi Mahmud Sokağı'ndan açılan avlu kapılarıyla giriş yapılmaktadır. Külliyenin Aziz Mahmud Efendi Sokağı'ndaki girişindeki kapı ''Cümle Kapısı'' olarak adlandırılır. Cümle Kapısının sağında bir adet, solunda iki adet çeşme bulunmaktadır. Giriş kapısının sağında ve solunda, çeşmelerin üstünde, ''Meşruta'' olarak adlandırılan meskenler vardır. Bu meskenlerden sağ taraftaki Kapıcı Baba'ya ait olup, soldaki günümüzde müezzin evi olarak kullanılmaktadır. Taç kapının üstünde, Sultan Abdülmecid'in altın yaldızlı tuğrası, tuğranın her iki yanında da külliyenin Sultan Abdülmecid tarafından ikinci inşasına dair bir kitabe yer alır.
Cümle Kapısı merdivenli avluya açılır. Bu avlu üst kapıya kadar uzanır ve ''Hüdayi Avlusu'' olarak adlandırılır. Sol taraftaki meşrutanın yanında Katipler Odası (Hazine Dairesi), meşruta ile Aziz Mahmud Hüdayi Türbesi arasında açık türbe, avlunun ilerisinde sağ tarafta ise bir hazire (Küçük mezarlık) vardır. Avludan çıkılan merdivenlerin sonunda sol tarafta Aziz Mahmut Hüdayi Türbesi, türbenin devamında sol tarafta Aziz Mahmud Hüdayi Cami ve caminin erkeklere ayrılan kısmı, sağ tarafta ise caminin kadınlara ayrılan kısmı yer almaktadır. Cami bitişiğinde Fatma Hanım Sultan Türbesi, cami girişinin karşısında da kütüphane bulunmaktadır. Avlunun merdivenlerden çıktıktan sonra tam karşıda bir kapısı daha vardır, bu kapı cümle kapısı ile aynı üslupta ve aynı ebatta olup kitabesizdir.
Aziz Mahmud Hüdayi Cami
Aziz Mahmud Hüdayi Cami türbenin hemen üst bitişik kısmında yer almakta olup ahşap bir kubbe ile örtülüdür. Caminin giriş kapısının üstünde Sultan Abdülmecid'in tuğrasıyla birlikte, yapının Sultan Abdülmecid tarafından 1855-1856 yılında yeniden yaptırıldığına dair bir kitabe bulunmaktadır. Cami 1894 yılındaki İstanbul depreminde zarar gördükten sonra onarılmıştır. 1976 yılında da caminin ahşap çatısı yenilenmiştir. Cami dikdörtgen planlı olup, bodrum, zemin ve mahfiller olmak üzere 3 katlıdır. Caminin giriş kapısının sağ tarafından açılan ikinci bir kapı ile tevhidhaneye ve şeyh kafesinin bulunduğu bölüme gidilir.
Hünkar Kasrı
Aziz Mahmud Hüdayi Türbesinden camiye geçişte, geçişin üstünde kalan yapı Hünkar Kasrı'dır. Bu kasır da 1855-1856 yılında Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılmıştır. Kasra dışarıdan basamakla girilir, merdivenlerle üst kata çıkılır. Kasrın üst katı, iki çift ahşap sütunun yardımı ile Hüdayi Avlusu'nu köprü gibi geçerek camiye bağlanmaktadır. Üst katta iki oda, bir sofa bulunmakta olup sofadan devam eden koridorla Hünkar Mahfiline (Padişahlar için yapılmış ibadet yeri) geçilir.
Kütüphane
Cami avlusunda, cami girişlerinin karşında yer alan kütüphane 1899 yılında Lütfü Bey tarafından yaptırılmış. Kütüphane cephesinin üst kısmında yer alan kitabede bu belirtilmiş. Kütüphanenin sol tarafı Lütfü Bey ve ailesine ait türbe haline getirilmiştir. Kütüphane günümüzde Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı'nın idare binası olarak hizmet vermektedir.
Aziz Mahmud Hüdayi'nin Türbesi
Aziz Mahmud Hüdayi Külliyesi'nin bir parçası olan türbe ilk kez Aziz Mahmud Hüdayi tarafından yaptırılmış, 1855 yılında plana uygun olarak Sultan Abdülmecid tarafından yeniden inşa ettirilmiş. Türbe, camekanlı bir giriş bölümü, türbedarların nöbet tuttukları oda ve *harimden oluşmaktadır. Türbeye camlı bir bölümden girilir. Bu bölümde kapının hemen karşısında ufak bir türbedar odası bulunmaktadır. Camlı bölümün sol tarafından sofaya geçilir. Sofada sağ tarafta Londra'da yapılmış bir çalar saat, kuyu ve sebil bulunmaktadır. Kuyunun arkasında bulunan küçük odada türbeye ait eşyalar muhafaza edilmektedir.
*Harim “yasaklanan, korunan, dokunulmayan, mukaddes olan ve saygı duyulan şey”
Sofadan türbenin ''harim'' denilen, içinde sandukaların olduğu türbe odasına geçilir. Harim kapısı üzerinde Aziz Mahmud Hüdayi'nin vefat tarihinin yazılı olduğu bir kitâbe vardır. Türbe odası 7.40 x 8.80 metre ölçülerinde olup dikdörtgen plana sahiptir. Kemerli sekiz büyük pencere ile aydınlanan odanın ortasında 4 mermer sütuna oturmuş nakışlı bir kubbe, kubbenin ortasında 18. yüzyıla ait Venedik avizesi, avizenin altında da Aziz Mahmud Hüdayi'nin altın yaldızlı demir parmaklık içinde ahşap sandukası bulunmaktadır.
Aziz Mahmud Hüdayi Türbesi'nin İçindeki Sandıklarda Ne Var?
Türbede bulunan sandıklar içerisinde Aziz Mahmud Hüdayi'nin elbisesi, tacları, hırkası ve diğer şahsi eşyaları ile kıymetli evrak saklanmaktadır.
Aziz Mahmud Hüdayi Türbesi'nde Kimler Yatıyor?
Aziz Mahmud Hüdayi Türbesi içinde, Aziz Mahmud Hüdayi, çocukları ve torunları olmak üzere toplam 11 sanduka bulunmaktadır. Türbe içinde Hüdayi Hazretleri'nin sandukası haricinde (Aşağıdaki şemada 3 numaralı sanduka), sanduka sıralanışına göre; 1-Kızı Ayşe (Vefat 1600), 2-Oğlu Mustafa Ebrar (Vefat 1595), 4-Oğlu Mehmed Muhdar (Vefat 1595), 5-Kızı Zeynep (Vefat 1642), 6-Torunu Fatma Zehra (Vefat 1642), 7-Torunu Ali Murtaza (Vefat 1601), 8-Oğlu Abdülvahid (Vefat 1611), 9-Oğlu Ahmed Sıddık (Vefat 1624), 10-Kızı Fatma Zehra (Vefat 1675), 11-Kızı Fatma Zehra (Vefat 1664) adına sandukalar bulunmaktadır.
Aziz Mahmud Hüdayi Cami ve Türbesi içinde yukarıda bahsettiğim yapılar haricinde, muhtelif yerlerde konumlandırılmış başka açık mezarlar da var. Girişteki avlunun biraz ilerisinde sağ tarafta bir hazire (Etrafı çevrili mezarlık), sol tarafta Şeyhler kabristanı, cami bitişiğinde Kaya Sultan'ın kızı Fatma Hanım Sultan'ın açık türbesi yer alıyor.
Aziz Mahmud Hüdayi Türbesi ikamet ettiğim semtte olduğundan daha önce birkaç kez türbeye ziyarette bulunmuştum. Ziyaretlerim hafta arası erken saatlerde olmasına rağmen türbe her defasında ziyaretçi doluydu. Bu kalabalık özellikle cuma günleri, dini bayramlarda, kandil günlerinde, mübarek gün ve gecelerde daha bir yoğun oluyor hep. Türbe ziyaretinizi bunu göz önünde bulundurarak yapmanızı tavsiye ederim. Türbenin belirli bir ziyaret günü yok. Türbe haftanın 7 günü, saat 07.30-19.45 saatleri arasında ziyarete açık. Sadece pazartesi ve perşembe günleri türbe temizliği yapıldığından, o günlere mahsus türbe 08.30 'da açılıyor.
Aziz Mahmud Hüdayi Cami ve Türbesi Üsküdar merkezde çok kolay ulaşılabilir bir konumda yer alıyor. Hakimiyeti Milliye Caddesi boyunca uzanan caddede, Açık Türbe Sokak, Açık Türbe Mektebi Sokak ve Tepsi Fırını Sokak'tan türbeye yokuşlu bir yol sonrası ulaşılabiliyor. Türbeye, Üsküdar sahilinden yaklaşık 10 dakikalık bir yürüyüşle gidilebiliyor.
Kaynaklar: www.hudayivakfi.org - www.islamansiklopedisi.org.tr - www.uskudar.bel.tr - www.nek.istanbul.edu.tr
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)