Devlet Hastanesinde Sivilce Muayenesi Maceram

Sevgili sivilcelerim...
Sizinle çok eskiye dayalı bir tanışıklığımız var. Ergenliğe geçişimle beraber cildime yerleşmeye karar verdiniz, bir süre ses çıkarmadım ama konu, komşu, akraba derken çoğaldınız, cildimi kapladınız. Tamam cahillikle beraber çok elledim sizi kabul, sizin de ellenmek hoşunuza gitti, giderek daha çok çoğaldınız. Baktım olacak gibi değil bir kaç kez sizi cilt doktorunun verdiği kremlerle azaltmaya, uzaklaştırmaya çalıştım, başarılı da oldum. Ama siz yılmadınız tekrar ürediniz. Evet biliyorum, akne oluşmaya müsait problemli bir cildim var. Zaten ben de cildimin ilk doğduğum günkü gibi bebek saflığında, pırıl pırıl, cillop gibi olmasını beklemiyorum. Ama ergen de değilim ki, elleşip durmuyorum da, şunun şurasında 40'lı rakamlara yaklaşıyorum neredeyse. Hayır neden ısrarla benimle yaşamak istiyorsunuz anlamış değilim. Sanırım haliniz, vaktiniz yerinde, yerinizden hoşnutsunuz. Ama misafirliğin de bir adabı var, lütfen cildimi terk edin artık. Saygılar.

Kısaca durum bu Yeşimle Her Telden'ciler. Sivilceler bir yana bir de son 2-3 aydır sağ dirseğimde bir ağrı oluştu. Hem cildiye hem ortopedi yolu göründü bana anlayacağınız. Bu duruma bir müdahale etme zamanı geldi. Özel hastaneler el yakıyor, madem sosyal güvencemiz var bir faydası olsun bari diyerek tuttum devlet hastanesinin yolunu. Tabi bu elimi kolumu sallaya sallaya olmadı. Devlet hastanelerinin kendileri tam inceleme konusu, yazılık valla, madem benim de böyle bir maceram oldu, eeee yazmamak olmazdı.
Biliyorsunuz hastanelere randevu almak için Alo 182 çağrı merkezi var ama ücretli. Ben çağrı merkezinden değil de https://www.mhrs.gov.tr/Vatandas/ adresinden online almaya karar verdim. Girdim T.C.Sağlık Bakanlığı Merkezi Hekim Randevu Sistemi'ne (MHRS). Buradan randevu almak için sisteme kaydınızın olması gerekiyor, kaydınız yoksa aşağıdaki resimde görüleceği üzere kimlik, iletişim ve güvenlik bilgilerini girerek kayıt oluşturuyorsunuz. Kaydınız tamamlandıktan sonra da T.C.kimlik numaranız ve parolanızla sisteme giriş yapabilirsiniz.
T.C. kimlik numaram ve parolamı girip; İl, İlçe, Klinik, Hastane, Semt Polikliniği, Klinik Yeri, Hekim seçimlerini yaptıktan sonra sıra geldi randevu tarihi ve saati seçimine. Online randevuda maksimum 15 günü kapsayan bir dilimdeki randevuları seçebiliyorsunuz. Yani 15 gün sonrasına randevu alamıyorsunuz. Bu 15 gün içinde tüm randevular dolmuşsa her gün kontrol etmeniz gerekiyor, ''Randevusunu iptal eden var mı, bir sonraki boş randevu ne zaman'' diye. Hem cildiye hem de ortopediyi aynı gün, yakın saatlere denk getireyim diye yokladım durdum bütün randevuları. Neyse ki bir boşluk buldum 2 hafta sonrasına, randevumu oluşturdum.

Randevuyu aldım ama ''Hadi randevum var'' diye elini kolunu sallayarak doktor odasına gidemiyorsun. Benim gibi çokkkkk uzun zamandır devlet hastanesine düşmediyseniz, başınıza neler geleceğini, ne yapacağınızı da bilemezsiniz doğal olarak. Öncelikle girişteki numaramatikten numara aldım, numaramın gelmesi için beklemeye başladım. Benden önce bir 30-40 kişi vardı herhalde. Bu esnada onların işlemi yapılacak, sıra bana gelecek, benim işlemim yapılacak, doktor odasını bulacağım, gel de randevuya yetiş bakalım. Acemilik işte.. Sıra bana gelince, T.C. kimliğimle işlemim yapıldı yapılmasına da hem cildiye hem ortopedi kayıt işlemini aynı anda yapmadı bankodaki görevli. Neymiş efendim ilk randevum hangisineyse önce onun işlemi yapılacakmış, doktora muayene olacakmışım, sonra tekrar numaramatikten numara alıp sıraya girecekmişim, sıra gelince ortopedi işlemim yapılacakmış. Yahu internetten almışım randevularımı, ikisinin kaydını bir yapsana, ne diye git gel zorlaştırıyorsunuz durumu. Allah'tan başka bir bölüme randevu almamışım. Git gel akşamı yapar, doktorlarla mesaiyi tamamlardım. Aklıma bir alışveriş bir fiş reklam sloganı geldi. Bir kayıt bir muayene, sonra tekrar bir kayıt yine muayene.
Cildiye polikliniğini kendi çabalarımla buldum. Durrrr giremezsin, kapı üstündeki elektronik ekrandan sıranı takip etmelisin. Tam benim adım yaklaşıyor derken o da ne, araya 65 yaş üstü (saygım sonsuzdur efendim yanlış anlaşılmasın) ya da kontroller de karışıyor. Bir 5-6 kişiyi de böyle bekleyince nihayet bana geldi sıra. Bu bütün devlet hastanesi doktorlarının ortak karakteri, suratsızlıkları, baştan savmacılıkları, somurtuk yüzleri olsa gerek. Ben daha güler yüzlü, bilgilendirici, ilgili bir devlet hastanesi doktoru görmedim. ''Evet dinliyorum, bu reçeteniz, sıradaki'' temel kelimeler bunlar sanırım. İşini sevgiyle, ilgiyle yapan doktorlarımızı bunun dışında tutarım, varsa eğer..

Benim alışkanlığımdır hafif bir tebessümle bir ''Merhaba, nasılsınız'' demek, tabi burada karşılığını ne beklediysem artık doktorun karşısında koltukta otururken buldum kendimi. ''Benim sorunum cildimdeki sivilceler, hani ergen de değilim ki doktor bey, bu sivilceler neden''. Hayyyyy sorması ayrı eziyet, cımbızla zoraki cevabını almak ayrı eziyet. Bu sivilcelerin ergenlikle ilgisi yokmuş, her yaşta görülebilirmiş, yediğin, içtiğin, sürdüğün herşey sivilceye neden olabileceği gibi stres de baş rol oyuncusuymuş. Hahhhh işte stres, sivilcelerimin sorumlusu bulundu.

Bir yandan bu bilgileri veren doktor bir yandan da reçete girişi yapıyordu. Artık eski usul kocaman reçeteler yok, hani hep okunmayan doktor el yazısıyla yazılan reçetelerden bahsediyorum. Ocak 2013 tarihi itibarıyla e-reçete uygulamasına geçilmesiyle onların yerini 6 haneli rakam, harf karışık referans numarası almış. Doktor ilaç isimlerini sisteme kaydediyor, eczacı sistemden kodu girerek ilaç isimlerini okuyor ve veriyor. Reçeteye yazılan ilaçların ne işe yaradığını, nasıl kullanılacağını sormayı nasıl akıl ettiysem doktora, ''Eczacı kutuların üstüne yazar, söyler'' cevabıyla aldım ağzımın payını. Yahu sen devlet hastanesi doktoruna neden tebessümle günaydın diyorsun, güler yüzle ''size de'' karşılığını bekliyorsun, neden sorununu detaylı anlatıyorsun, neden ayrıntılı aydınlatıcı cevap bekliyorsun. Gir içeri ''sivilcem var'' de al reçete referans numarasını çık git.

Şükür cildiye macerası bitti. Doktorun yazdığı ilaçlar ve tedaviyle ilgili yazım için BURAYI tıklayın. Tabi devlet hastanesi macerası devam ediyor bende. Sırada ortopedi macerası var. Efendim ben bu ağrıları çekerken internette yaptığım uzun araştırmalar sonucu Tenisçi Dirseği teşhisi koydum kendime, bununla ilgili tedavi sürecimi de BURAYI tıklayarak okuyabilirsiniz. Ortopedi randevum yaklaşıyor, bir koşu girişe yöneldim, numaramatikten numara aldım, sıramı bekledim (aslında cildiyeye giderken uyanıklık yapıp numaramatikten birkaç numara alsaymışım ya, işlemim bitene kadar bir daha o kadar uzun sıra beklemek zorunda kalmazdım belki de), sıram gelince ortopedi randevumun kayıt işlemini yaptırdım, doktorun odası cildiye ile yan yanaydı, cildiyeyi beklerken görmüştüm, aramama gerek kalmadan tekrar aynı yere gittim. Yine randevumun gelmesini bekledim elektronik ekrandan. Ekranda tam benim adıma 1-2 kişi var, ayyy bir bakıyorum 5.6.sıralara geriliyorum. Araya yine 65 yaş üstü, kontroller, iğne olacaklar, birşey sorup çıkacağım diyenler vs...

Bir yandan gözüm saatte, öğle paydosuna az kaldı ya bana sıra gelmeden doktorlar çıkıp giderse.. Bekle dur mesai başlama saatini. Elektronik ekranda adımı görünce araya kimseyi karıştırmadan girdim hemen içeri. Ortopedi doktoru cildiye doktoruna nazaran daha ılımlıydı, en azından sorunumu dinledi, bir iki cümle birşey söyledi, ilaç kullanımından bahsetti. İlaç referans numarasını aldım. Derin bir ''ohhhh şükür'' diyerek hızlıca uzaklaştım hastaneden.

Tamam empati kurmaya çalışıyorum. Günde bilmem kaç yüz kişiye bakmak zorunda bırakılıyor doktorlar. Eğitimlisi, eğitimsizi, yaşlısı, genci, anlayanı, anlamayanı var hastaların. Hepsine ayrı laf anlatmak kolay da değildir muhakkak. Uzun çalışma saatleri, nöbetler vs. onlara sorsan hallerinden memnun değiller. Hani derler ya ''Allah devlet hastanesine düşürmesin ama hastanesiz de bırakmasın'' işte o misal. İnsan, özellikle devlet hastanesine gelince, hele de benim gibi çok da önemli olmayan ufak tefek rahatsızlıkları varsa, hastanedeki yaşlı teyzeleri, amcaları, annelerin bırakacak kimseleri olmadığı için beraberinde getirdiği çocukları, ağır hastaları gördükçe haline şükrediyor gerçekten de. Sağlık ne büyük nimet, zenginlik bir kez daha farkına varıyoruz böyle zamanlarda. Allahım tüm hastalarımıza şifa versin inşallahhhh. Devlet hastanelerine muhtaç insanımıza da sabır ve kolaylıklar versin. Beni de çokkkkk mecburi, çaresiz ve elzem olmadıkça devlet hastanesine düşürmesin. Aminnnnn.