"Bir başkadır benim memleketim..." derler hep. Herkesin doğup büyüdüğü, bağ kurduğu topraklar kendine güzeldir kuşkusuz. Ben her ne kadar İstanbullu olsam da Ordu'nun bendeki yeri bambaşka. Herkesin memleketi kendine özel ama Ordu bir başka güzel. Yaz tatilinde, Ordu'nun şirin ilçesi Perşembe'ye aile ziyaretine gittiğimizde fırsat buldukça gezmeyi de ihmal etmedik. Çaka Plajı'nın eşsiz kumlarından Hoynat Adası'nın büyüleyici manzarasına, Çamburnu Feneri'nin tarihi dokusundan Raypark'ın eğlencesine ve Ordu At Çiftliği'ndeki keyifli anlara kadar dopdolu günler geçirdik. Karadeniz'in o meşhur, sağı solu belli olmaz değişken havasının yerinde olduğu bir günde de Yason Burnu'na gittik. Bu doğa harikası yere dair gezi notlarımı, gözlemlerimi ve genel bilgileri merak ediyorsanız okumaya devam edin.
Yason Burnu Nerede?
Yason Burnu, Karadeniz Bölgesi'nin eşsiz doğasına sahip Ordu ilinin sakin şehir (Cittaslow) unvanlı Perşembe ilçesinde yer alan, coğrafi olarak Perşembe ilçe merkezinin yaklaşık 15 kilometre batısında, Çaytepe Mahallesi (köyü) sınırları içerisinde tıpkı bir yeşil ok gibi denize doğru uzanan doğal bir yarımadadır. Ordu şehir merkezine yaklaşık 28 kilometre mesafede konumlanan bu efsanevi burun, eski Samsun-Ordu sahil yolu (Bolaman Yolu) üzerinde tam deniz kenarında bulunuyor. Karadeniz sahili boyunca üzerinde tarihi kilise barındıran tek yarımada olma özelliğini taşıyan Yason Burnu, hem birinci derece arkeolojik hem de ikinci derece doğal sit alanı olarak koruma altında bir yer. Küçük bir yeşil ok gibi denize doğru uzanan bu yarımada, Karadeniz kıyı şeridindeki en uzun ikinci burun olma özelliğini taşıyor.
Yason Burnu'nun Mitolojik Efsanesi: Argonotlar ve Altın Post
Yarımadaya adım attığımız an, bizi sağlı sollu dört büyük taş sütun ve taş döşeli tarihi bir yol karşıladı. Girişte yer alan bu sütunlar, buranın sıradan bir doğal burun değil, yüzyıllar boyunca pek çok medeniyetin iz bıraktığı özel bir alan olduğunun ilk sinyallerini verdi. Yol boyunca ilerlediğimizde karşımıza çıkan taş kabartmalar ve bilgilendirme panoları, bu toprakların milattan önce 8. yüzyıla kadar uzanan köklü bir mitolojiye ev sahipliği yaptığını gösterdi. Antik kaynaklarda "Iasonia" olarak geçen burun, adını Yunan mitolojisinin en cesur denizcilerinden biri olan Kaptan Yason'dan almış.
Tesalya'daki Iolkos kralı Aison'un oğlu Iason (Yason), babasından tahtı gasp eden amcası Pelias'tan tahtı geri ister. Pelias buna karşılık Iason'un Altın Post'u bulup getirmesini şart koşar. Kral Athamas'ın oğlu Phriksus'un Zeus'a kurban ettiği kanatlı koçun postu olan Altın Post Kafkasya'daki Kolkhis krallığında kutsal bir korulukta hiç uyumayan bir ejderha tarafından korunmaktadır. Ülkesinin en soylu elli beş kahramanını yanına alan Iason, gemi ustası Argos'un inşa ettiği "Argo" adlı gemiyle yola çıkar.
Karadeniz yolculuğu boyunca bir dizi serüven yaşadıktan sonra Kolkhis'e ulaşırlar. Orada Kral Aietes Iason'a Altın Post'u vermek için gerçekleştirilmesi imkansız görünen şartlar öne sürer. Aietes'in kızı büyücü Medeia, Iason'a aşık olur ve babasının şartlarını yerine getirmesine yardım eder. Kral buna karşın postu vermeye yanaşmayınca Medeia büyülü şarkılarla ejderhayı uyutur ve Iason hem postu hem de Medeia'yı alıp kaçmayı başarır. Yine Karadeniz kıyılarını izledikleri dönüş yolculuğunda sığınak buldukları aziz Yason Burnu'nda mola verirler. İşte bu yüzden yarımada, asırlardır Kaptan Yason'un adıyla anılır.
Zamanın Durduğu Nokta: Yason Kilisesi (Panaya Kilisesi)
Mitolojik yolculuğun ardından yarımadanın en ucuna doğru ilerlediğimizde, tüm heybetiyle Karadeniz'in hırçın sularına meydan okuyan tarihi Yason Kilisesi bizi karşıladı. Karadeniz sahili boyunca tam deniz kenarında ayakta kalmayı başarmış yegane kilise olma unvanını taşıyan bu yapı, dış cephesindeki açık ve koyu renkli kesme taşların oluşturduğu özgün dokusuyla daha ilk bakışta insanı büyülüyor. Binanın arka cephesinde ise üçlü kavisli yapı (üç apsis) ve üzerini süsleyen küçük kubbe dikkat çekiyor.
Kilise, Osmanlı İmparatorluğu döneminde ilan edilen 1856 Islahat Fermanı'nın sağladığı inanç özgürlüğü ortamında, yörede yaşayan Rum Ortodoks cemaati tarafından 1868-1869 yıllarında inşa edilmiş. Denizcilerin koruyucusu olarak kabul edilen Aziz Nikolaos'a adanan yapı, kaynaklarda "Hagios Nikolaos Kilisesi" olarak da anılıyor. Kilise, milattan sonra 3. yüzyıldan kalma antik bir tapınağın kalıntıları ve harap olmuş eski bir dini merkezin temelleri üzerine kurulmuş. 1923 yılındaki nüfus mübadelesinin ardından cemaatsiz kalarak uzun yıllar boyunca harap durumda ve terk edilmiş halde kalan yapı, 2004 yılının Nisan ayında dönemin Ordu Valisi Kemal Yazıcıoğlu'nun başlattığı aslına uygun restorasyon çalışmaları sayesinde onarılarak ziyarete açılmış.
Güneyde ve batıda olmak üzere iki girişi bulunan kilisenin ana kapısından içeriye adım attığımızda, dışarıdaki hırçın Karadeniz havası yerini derin bir sessizliğe bıraktı. Kilisenin iç mekanı, iki sıra halinde yükselen kalın taş sütunlarla üç ayrı bölüme ayrılmış. Başımızı yukarıya kaldırdığımızda, yüksek kemerlerin ve taş işçiliğinin zarafeti karşısında büyülenmemek elde değil. Sütunların taşıdığı bu görkemli tavan yapısının yanı sıra, duvarlardaki ince uzun pencerelerden ve batı kapısının üzerindeki renkli dairesel vitray pencereden içeri sızan ışık, kilisenin içerisine son derece mistik ve tarihi bir atmosfer katmış.
Kilisenin arkasında kiremit çatılı mimarisiyle dikkat çeken papaz evi (kilise müştemilatı) yer alıyor. Eskiden tamamen yıkılmış ve harabe halde olan bu yapı, yakın dönemde Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen bir restorasyon projesiyle yeniden ayağa kaldırılmış. Çalışmalar sırasında yapının geriye kalan orijinal kısımları korunmuş, toprak altında kalan temelleri gün yüzüne çıkarılmış ve bina moloz taş işçiliğiyle aslına tamamen uygun olarak sıfırdan inşa edilmiş.
Karadeniz'in Sessiz Nöbetçisi: Yason Burnu Deniz Feneri
Kilisenin hemen ilerisine, yarımadanın tam uç noktasına doğru yürüdüğümüzde bizi tüm zarafetiyle Yason Burnu Deniz Feneri karşıladı. Denizden 11 metre, yerden 7 metre yüksekliğe sahip olan bu fener, 1868 yılından beri aralıksız olarak Karadeniz'in karanlık sularındaki gemilere yol gösteriyor.
Göze çarpan en güzel detay ise fenerin üst platformunun hemen çevresine monte edilmiş güneş panelleri oldu. Bu, tarihi fenerin enerjisini tamamen doğadan, güneşten aldığını gösteriyor. Karadeniz'in o sağı solu belli olmaz, değişken havasında dalgaların kayalara çarpıp çıkardığı o hırçın ses eşliğinde fenerin yanına kadar yürümek ve sonsuz ufku izlemek gerçekten büyüleyici. Üstelik bu şirin yarımada, coğrafi konumu sayesinde Karadeniz'de güneşin denizden doğup denizden battığı nadir yerlerden biri.
Yarımadanın Genel Özellikleri ve Sosyal Alanlar• Yason Burnu, sadece tarihi kalıntılardan ibaret ıssız bir köşe değil; doğal yapısı korunarak ziyaretçilerin konforu için yeniden düzenlenmiş, günümüzde oldukça organize bir turizm alanı. Kapladığı alan bütünüyle düz ve yemyeşil çimlerle kaplı doğal bir düzlükten oluşuyor. Çim zemin oldukça geniş olduğu için, gelen ziyaretçiler çimlerin üzerine uzanıp hırçın dalgaların sesini dinleyerek manzaranın tadını çıkarabiliyor.
• Alanda tarihi dokuya ve doğal çim zemine zarar vermeyecek şekilde tasarlanmış düzgün yürüyüş yolları bulunuyor. Girişteki dört sütunlu yoldan başlayarak kiliseye, papaz evine ve oradan da fenerin bulunduğu en uç noktaya kadar bu patikaları takip ederek rahatça yürüyebiliyorsunuz.
• Alanın içinde, doğayla ve sit alanıyla tamamen uyumlu ahşap mimarisiyle dikkat çeken Sunset Yason adında modern bir işletme yer alıyor. Özellikle meşhur gün batımı manzarasını izlemeye gelenlerin uğrak noktası olan bu mekanda; deniz ürünlerinden kuymak gibi yöresel lezzetlere, fındık tatlısından sıcak çaya kadar oldukça zengin bir menü sunuluyor.
• Yarımadanın giriş kısmında, buraya özgü anıları yanınızda götürebileceğiniz küçük hediyelik eşya stantları ve büfeler bulunuyor. Ordu'ya ve Yason Burnu'na ait tematik magnetler, el emeği süs eşyaları ve yöresel ürünler bu tezgahlarda sergileniyor.
Yason Burnu'nu ziyaret etmek için plan yaparken dikkat edilmesi gereken birkaç küçük ipucu var:
• Gezi planınızı gün batımı saatine denk getirirseniz gökyüzünün kızıldan mora dönen renklerini ve kilisenin taş duvarlarında ortaya çıkan manzarayı da görebilirsiniz.
• Girişte de belirttiğim gibi Karadeniz'in havası değişken ve sağı solu belli olmuyor. Açık denize uzanan bir burun olduğu için yaz aylarında bile gitseniz ciddi bir rüzgarla karşılaşabilirsiniz. Gezi planı yaparken hava durumunu kontrol etmeyi unutmayın.
• Girişteki dört sütunlu tarihi yol, kilisenin arka apsis kısmındaki yeşil düzlük ve fenerin hemen önündeki siyah kayalıklar en güzel kareleri yakalayabileceğiniz noktalar.
Yason Burnu'na Ulaşım ve Yol Tarifi
Yason Burnu, Ordu ile Samsun'u birbirine bağlayan eski sahil yolu (Bolaman sahil yolu) üzerinde, tam deniz kenarında yer alıyor. Ulaşımı son derece kolay ve keyifli bir rota sunuyor:
• Özel araç ile, Ordu şehir merkezinden yola çıkıp Fatsa yönüne doğru ilerlerken, Perşembe ilçesinin içinden geçen eski sahil yoluna (Kırlı/Bolaman ayrımı) sapmanız gerekiyor. Sahil şeridini takip ederek sırasıyla Çaka Plajı ve Hoynat Adası'nı geçtikten sonra, tabelaları takip ederek yaklaşık 28 kilometre (30-35 dakika) sonra yarımadanın otoparkına ulaşabilirsiniz.
• Fatsa'dan yola çıkıp otobandaki tüneller yerine Bolaman sahil yolunu (eski yol) tercih etmelisiniz. Deniz manzaralı virajlı yollardan ilerleyerek yaklaşık 20 kilometre sonra Çaytepe Mahallesi sınırındaki Yason Burnu'na varabilirsiniz.
• Özel aracınız yoksa Ordu Merkez'den veya Perşembe ilçe merkezinden kalkan Perşembe-Çaytepe-Mersin köy dolmuşlarını kullanarak Yason Burnu'nun tam girişine kadar rahatça gelebilirsiniz.
İstanbul'un koşturmacasından kısa süreliğine de olsa uzaklaşmak, memleketimin mavisi ve yeşili bana huzur verdi. Çaka'nın kumlarından Hoynat'ın asil duruşuna kadar her köşesi ayrı bir güzeldi belki ama Yason Burnu o gri, hırçın ve değişken havasıyla bana Karadeniz'in asıl ruhunu fısıldadı. Binlerce yıllık mitolojik efsanelerin, zamana meydan okuyan taş bir kilisenin ve asırlık bir fenerin aynı düzlükte buluştuğu bu büyüleyici yarımada, bir geziden çok daha fazlası; adeta zamanın ötesine yapılan bir yolculuktu. Eğer yolunuz Karadeniz'e düşerse, sahil yolunun o konforlu tünellerinden kaçın ve eski virajlı yolları takip ederek Yason Burnu'na mutlaka uğrayın. Hırçın rüzgarı yüzünüze vururken dalgaların sesini dinleyin ve doğanın tarihle nasıl bir şölene dönüştüğüne kendi gözlerinizle şahit olun.
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)