Nilhan Sultan Köşkü / Restoran

Tarihi binler yıl öncesine dayanan, Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarına başkentlik yapmış olan kadim şehir İstanbul'da özellikle Osmanlı Dönemi mimarisi yapılarına sıkça rastlanır. Bu yapılardan bir kısmı günümüze kadar ulaşmayı başaramamış bir kısmı ise yenileme çalışmalarıyla ayakta durabilmiştir. İşte bu yapılardan biri de Üsküdar'da bulunan, Nilhan Sultan Köşkü olarak anılan tarihi köşktür. Restoran-kafe olarak hizmet veren köşke, 2025 senesi eylül ayı sonunda, üç kız arkadaşımla beraber gitmiştim. Çengelköy istikametine doğru defalarca gezmeye gittiğim halde önünden geçip fark etmediğim bu tarihi köşke dair izlenimlerimi öğrenmek için, okumaya devam edin.  
İzlenimlerimden önce hemen şunu yazmak istiyorum, köşkün, köşk olarak restore edilmeden öncesine dair tarihçesi ile ilgili internette detaylı bir bilgi bulamadım. Var olan tek bilgi, önceleri bir papaza ait olan bu köşkün, sonrasında Balıklı Rum Vakfı tarafından, Ruh ve Sinir Hastalıkları Tedavi Merkezi olarak hizmet vermesi şeklinde. Yakın bir zamandan beri Nilhan Sultan Köşkü olarak anılan yapının köşk olmadan önce ne zaman, kim tarafından inşa edildiği, kimler tarafından ne amaçla kullanıldığı, tarihsel süreçte ne gibi değişikliklere maruz kaldığı muamma yani. 
Fethi Paşa Korusunun alt tarafında, sahil kenarında bulunan köşk, Paşalimanı Caddesi üzerinde, Şeyhülislam (Günümüz din işleri başkanı) Arif Hikmet Beyefendi'nin babası Kazasker (Askeri hakim) İbrahim İsmet Bey adına 1812 yılında yaptırılan İsmet Bey Çeşmesi ile Ayios İoanis Ayazması arasında yer alıyor. Bu ayazmanın bin senelik bir mazisi olduğu söyleniyor. Bu iki yapı arasında kalan alanda, Roma tarihine ait eski bir su sarnıcı olduğu bilgisi kayıtlarda yer alıyor. Bu bilgilerden hareketle, bu alanın daha önce Üsküdar'a su dağıtan bir merkez olduğu sonucunu çıkartabiliriz.
Köşk, 19. yüzyıl Osmanlı döneminin, İstanbul sivil mimarisinin en güzel örneklerinden biri ve ikinci dereceden tarihi eser olma özelliğini taşıyor. Osmanlı Devleti'nin 34'üncü Padişahı 2. Abdülhamid'in 5. kuşak torunu olan Nilhan Osmanoğlu tarafından kiralanan yapı, sarnıcın aslına uygun bir şekilde restore edilerek, 2021 senesi temmuz ayında Nilhan Sultan Köşkü Restoran ismiyle açıldı. Köşk, Osmanlı kültürü ve mutfağını sunan restoran-kafe olarak hizmet veriyor. 
Cadde üstünden girişte birkaç basamaklı merdivenden çıkınca ilk olarak bu boğaz manzaralı büyük ve geniş teras karşılıyor bizi. Teras daha çok kafe olarak hizmet verse de restoran servisi de yapılıyordu gördüğüm kadarıyla. Köşkün bir de üst terası mevcut, yazımın devamında ondan da bahsedeceğim. Köşkün hemen girişinde yaklaşık 150 yıllık bir Akgünlük Ağacı bulunuyor. Bu ağaç Osmanlı dönemi şifahanelerinde enerjisi çok yüksek bir ağaçmış. Ağacın gövdesinden elde edilen reçine (Akgünlük Sakızı) günümüzde de köşkün mutfağında tatlı yapımında kullanılıyor. 
Üsküdar'ın en güzel muhitlerinden biri olan Kuzguncuk Mahallesi sınırları içerisinde, Paşalimanı Caddesi'nde yer alan köşkün Boğaz'a nazır bir manzarası var. Bu manzaranın gündüzü güzel ama gecesi ayrı güzel. Boğaziçi Köprüsü'nün ışıklandırılmasıyla beraber eşsiz bir seyir keyfi sunuyor köşk bahçesi.
Gözlemlediğim kadarıyla, köşk 3 kattan oluşuyor; bodrum kat, giriş kat ve 1. kat. Bodrum katının hangi amaçla kullanıldığını bilmiyorum, belki idari bir kattır. Giriş kat köşkün restoran servisinin yapıldığı bölüm. Üst katta, üst terasa açılan bir kapı, tuvalet, mescit gibi bölümler, Cemiyet Salonu isminde bir oda bulunuyor. 
Köşkün giriş katı daha girdiğim an büyüledi beni. Ferah bir alan, odalar halinde oturma bölümleri, genişçe bir hol, sütunlar, el işçiliğiyle yapılmış bakır duvar, sütun ve duvarlarda yer yer Osmanlı'yı anımsatan motifli tablolar, damla kesim kristal avizeler.. Ortadaki mermer sehpa üstünde, köşkün menüsünde bulunan ve hediyelik eşya mağazasından da satın alınabilecek şerbet, parfüm ve çubuklu oda kokusu çeşitleri bulunuyor. Hediyelik eşya mağazasında, kozmetik, sofra ürünleri, kahve çeşitleri, gül suları, fincan gibi Osmanlı'yı yansıtan pek çok ürün bulmak mümkün. 
Buradaki bakır duvar bir nevi anı köşesi gibi. Duvar üstünde 2. Abdülhamid'in resmi, yanında camekanlı bölme içinde Osmanlı motifli kahve fincanları, hemen yanında ise anı defteri bulunuyor. Anı defteri gelen misafirlerin görüş ve yorumları için hazırlanmış. 
Biz oturmak için köşkün sarnıç odasını seçtik. Buranın adı aslında sarnıç odası değil tabi ki sarnıcın ta kendisi. Oturma düzeni sarnıç alanının yapısını bozmamak için özel düzenlenmiş. Sarnıcın olduğu alanın yapısı bozulmadan U şeklinde bir oturum ve sedir yapılmış. İçeride Osmanlı şifahanesinin küçük bir örneği de varmış ama bu detayı fark etmemişim ben.
Bu alanın mistik havası çok hoşuma gitti. Duvardaki çini işi seramikler, ortadaki fıskiyeli mermer çeşme, kubbe şeklindeki tavanda bulunan sekizgen pencere (Bu pencere büyük ihtimalle üst terasın bahçesine açılıyor), pencereden sarkan 12 kollu boncuk taşlı avize, ortamın loş aydınlatması.. gerçekten de huzur veren bir atmosferi vardı alanın. Odada bizden başka kimsenin olmaması da oldukça rahat etmemizi sağladı. 
Köşkün üst katına çıkan ahşap merdivenler küçük ve kısa L şeklinde bir alana açılıyor. Bu alan çevresinde, üst terasa açılan bir kapı, tuvalet, mescit, Cemiyet Salonu bulunuyor. Diğer bölümleri görmedim ama tuvaletlerde hamam kültürünü yansıtan bir dekorasyon kullanılmış. Zeminde, duvarlarda ve lavaboda kullanılan hamam mermerleri ortama otantik bir hava katmış.
Köşkün üst terası da geniş ve ferah bir alana kurulmuş. Yine güzel bir Boğaz manzarasına sahip. Burada da yine Osmanlı'yı hatırlatan mermer çeşme ve duvardaki mermer kuş evi gibi dekoratif nesneler var. Dış duvarlarda Ayasofya'nın rengi referans alınmış. Sarnıç odası dediğim odadaki sekizgen pencerenin açıldığı alan büyük ihtimalle üst taraftaki fotoğrafta gördüğünüz cam kısım.
Köşkle ilgili genel izlenimlerden sonra gelelim yemek kısmına. Köşk mutfağının, geçmişi ve bugünü harmanlayan bir menüsü var. Osmanlı döneminin zengin mutfağı modern dokunuşlarla yeniden hayat bulmuş. Mutfakta kullanılan malzemelerin her biri yörelerinden ve yerel üreticilerden temin edilmiş. Sebzeler ve meyveler mevsimine göre seçildiğinden menü içeriği de mevsimine göre farklılık gösteriyor. Yemekler günlük yapılıyor. Yemeklerde tereyağı ve zeytinyağı kullanılıyor. Deniz ürünleri mevsime göre Bozcaada ve Çanakkale kıyıları denizlerinden seçiliyor. 
Restoran yemek menüsünün mevsime göre değiştiğini belirtmiştim, bu yüzden menü içeriğini paylaşamıyorum. Ancak yazımı yayınladığım tarih itibari ile geçerli menü örneği verebilirim. Çorba çeşitleri (275-325 TL arası), başlangıçlar (265-365 TL arası), salata çeşitleri (415-465 TL arası), ara sıcaklar (325-455 TL), ana yemek çeşitleri (780-1350 TL arası), tatlılar (315-420 TL arası), soğuk içecekler (65-310 TL arası), sıcak içecekler (80-335 TL arası), Osmanlı şerbetleri (310-345 TL arası). Yemeklere %10 servis ücreti de eklendiğini belirteyim hemen. 
Mekanın kendine has Türk Kahvesi, Ehli Keyif Kahvesi. Bunu özellikle yazmak istedim çünkü kahvenin sunulduğu fincan, orijinalinin Yıldız Sarayı'nda olduğu, Padişah 2. Abdülhamid'in kendine ait fincanmış ve Nilhan Sultan markası tarafından limitli üretilmiş. 
Restoran menüsünden seçtiklerimizi fotoğraflarda görmüşsünüzdür, buna ilave, fotoğrafını çekmeyi unuttuğum, ana yemek A'la Nazik'i de buradan ekleyeyim ben. Köşke gelip de Osmanlı şerbeti içmeden dönmek olmazdı. Şerbetlerin birbirinden ilginç isimleri var; Köşk Şerbeti, Sultan Şerbeti, Misk-i Amber Şerbeti, Valide-i Muazzama Şerbeti, Şehzade Şerbeti, Veled Şerbeti gibi. Her bir şerbetin içeriği ayrı. Ben Misk-i Amber Şerbetini denedim. İçinde, elma, limon, zencefil, çiçek bal, rezene, tarçın ve narçiçeği var. Bu arada hemen bir bilgi de paylaşayım, şerbet Türkler tarafından yapılmış, Osmanlı döneminde altın çağını yaşamış ve Osmanlı'dan Avrupa'ya ulaşmış. 
Köşkün restoran menüsünü (Yazının yayınlandığı tarih itibari ile geçerli olan menüdür, güncel yemek menüsü ve fiyatları için restorandan bilgi alabilirsiniz) sol taraftaki ''Yemek Menüsü QR Kodunu'' cep telefonunuzun kamerasından okutarak inceleyebilirsiniz. Unutmadan, köşkte kahvaltı seçeneği de mevcut. Kahvaltı, geleneksel Türk Kahvaltısı olarak servis ediliyor, bunun yanında farklı, parça kahvaltı çeşitleri de sunuluyor. Köşkte restoran servisi hariç yemekli/yemeksiz düğün organizasyonları da yapılıyor. Köşke rezervasyon yaptırarak gidebiliyorsunuz. Ulaşım açısından hem kişisel araçla gelinebilir (Kendi otoparkı var) hem de toplu taşıma ile. Köşkü, manzarasını, dekorasyonunu, sakinliğini, ferahlığını, verdiği huzuru, yemeklerin ve içeceklerin lezzetini çok beğendim ben. Tek eleştirim fiyatlar konusunda. Boğaz manzaralı bir köşkte, nezih bir ortamda bir şeyler yiyip içmenin karşılığı da bu olsa gerek.